Prof. Dr. Tuncay Çelik, Türkiye ekonomisi ve enflasyonla mücadele politikalarını değerlendirdi, uygulanacak politikaların belirlenmesinde öncelikle enflasyonun kaynağının doğru tespit edilmesi gerektiğini savundu. Faizlerin yüksek tutulması ve tüketimin azaltılması üzerinden yürütülen yaklaşımın tek başına yeterli olmayacağını belirten Çelik, Türkiye’de maliyet artışlarının enflasyonda önemli rol oynadığı görüşünü dile getirdi.
“TÜRKİYE’DE YÜKSEK TALEP YOK, MALİYET ENFLASYONU VAR”
Enflasyonla mücadelede tüketimin azaltılmasına yönelik politikaları değerlendiren Çelik, Türkiye’de talep kaynaklı enflasyondan ziyade maliyet enflasyonunun öne çıktığını savundu.
Çelik, şöyle konuştu:
“Enflasyonla mücadelede tüketimi kısmak için faizler belli bir oranda dursun, insanlar tasarruf etsin ve tüketim azalırsa enflasyon düşer diye mantıktan hareketle politika uygulanıyor. Ama talep enflasyonu var. Şimdi enflasyonun sebebini de doğru belirlemek lazım. Türkiye’de yüksek bir talep yok, maliyet enflasyonu var.”
AKARYAKIT FİYATLARI ÜZERİNDEN MALİYET ARTIŞINI ANLATTI
Enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki artışların üretim maliyetleri üzerindeki etkisine değinen Çelik, petrol fiyatları ile Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarının son yıllardaki değişimini karşılaştırdı.
Çelik, “Petrol fiyatları 70 dolardan 100 dolara çıktı, enerji fiyatları yüzde 30-35 arttı. Ama bunun akaryakıt fiyatlarındaki yansımasına bakar mısınız? 4 katına çıktı. Son 4 yılda 4-5 katına çıktı” dedi.
Enerji maliyetlerindeki yükselişin üretim süreçlerine de yansıdığını belirten Çelik, enflasyonun yalnızca tüketim talebi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
ÜRETİMDEKİ DÜŞÜŞÜN GIDA FİYATLARINA ETKİSİNİ ANLATTI
Gıda fiyatlarına da değinen Çelik, üretim kapasitesinin ve üretim maliyetlerinin enflasyon açısından önemli olduğunu ifade etti. Üretimin azalmasının ithalat ihtiyacını artırabileceğini savunan Çelik, “Siz üretmeyince, tüketim de azalmayınca dışarıdan almaya mahkûmsunuz” ifadelerini kullandı.
Tarımsal üretimin sürdürülebilir olması gerektiğini belirten Çelik, çiftçilerin üretimden uzaklaşmasının uzun vadede gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. Karadeniz’de bazı üreticilerin fındık bahçelerindeki ağaçları kesmeye başladığını ileri süren Çelik, üreticinin üretimde kalmasını sağlayacak ekonomik koşulların oluşturulması gerektiğini savundu.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE KAMU HARCAMALARINI İŞARET ETTİ
Prof. Dr. Çelik’in üzerinde durduğu bir diğer konu kamu harcamaları oldu.
Hane halkından tüketimini azaltmasının ve tasarruf yapmasının beklendiği bir dönemde kamu harcamalarının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Çelik, yüksek kamu harcamalarının enflasyonu besleyen unsurlardan biri olduğunu savundu.
Çelik, şöyle konuştu:
“Aslında özellikle enflasyonu besleyen şey nedir diye soruyorsanız? Kamunun yüksek harcamalarıdır. Sürekli harcama yapıyoruz biz, makam arabaları, odalar, inşaatlar, şuralar buralar. O kadar çok kamu harcaması var ki.”
Çelik, enflasyonla mücadelede vatandaşların harcamalarını azaltmasına yönelik politikalar uygulanırken kamunun harcama politikalarının da aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“VATANDAŞ TASARRUF EDERKEN KAMU DA HARCAMALARINI KISMALI”
Enflasyonla mücadelede toplumdan beklenen tasarruf ile kamu kesiminin harcamaları arasında uyum olması gerektiğini savunan Çelik, “Bir taraftan hane halkının tüketimini kısmasını bekliyorsunuz, diğer tarafta tam tersi şeyleri kamu olarak sizler yapıyorsunuz” dedi.
Kamu harcamalarına yönelik eleştirisini sürdüren Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Devlet bu kadar çok harcama yaparsa, bana diyorsunuz ki tasarruf ve birikim yap ama benim yaptığım birikimleri, vergileri her şeyi harcıyorsun.”
Çelik, enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz ve tüketimin azaltılması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak; üretim, enerji maliyetleri, gıda fiyatları ve kamu harcamalarının da ekonomi politikalarında dikkate alınması gerektiğini ifade etti.





