Bürümcekçi Araştırma ve Danışmanlık Kurucusu Haluk Bürümcekçi tarafından IMF’nin ARA (Assessing Reserve Adequacy) çerçevesi kullanılarak yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin rezerv yeterlilik oranı yüzde 95,9 seviyesinde hesaplandı. Bu oran, IMF’nin referans aldığı yüzde 100 eşiğinin altında kalırken, ideal kabul edilen yüzde 150 seviyesinin de belirgin şekilde gerisinde bulunuyor.
IMF ARA METODOLOJİSİ REZERVLERİ YETERSİZ BULUYOR
IMF’nin metodolojisi, ülkelerin kısa vadeli dış borçları, dış ticaret hacmi ve sermaye akımlarına karşı dayanıklılığını ölçerek rezerv yeterliliğini değerlendiriyor. Türkiye’nin mevcut görünümü bu çerçevede “sınırda yetersiz” kategorisine yakın bir tabloya işaret ediyor.
YETERLİ VE İDEAL REZERV ARALIĞI NETLEŞTİ
Dalgalı kur rejimi varsayımıyla yapılan hesaplamalara göre Türkiye için kritik eşikler yeniden hesaplandı. Buna göre yeterli rezerv seviyesi 172,5 milyar dolar, ideal rezerv seviyesi ise 258,8 milyar dolar olarak öne çıkıyor.
Mevcut brüt rezervlerin 165,4 milyar dolar seviyesinde bulunması, hem yeterlilik hem de ideal eşiklerin altında kalındığını gösteriyor. Bu fark, rezerv tarafında halen önemli bir “tampon alan” eksikliğine işaret ediyor.
SWAP ETKİSİ REZERVLERİ DAHA ZAYIF GÖSTERİYOR
Rezervlerin kalitesine ilişkin değerlendirmede swap işlemleri kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Yabancı merkez bankalarıyla yapılan swap anlaşmalarının önemli bir bölümünün SDR dışı para birimlerinden oluştuğu belirtiliyor.
Swap etkisi hariç tutulduğunda toplam rezervlerin 135,7 milyar dolar seviyesine gerilediği hesaplanıyor. Bu durum, brüt rezervlerin görünenden daha sınırlı bir likidite gücüne sahip olduğu yorumlarını beraberinde getiriyor.
Ayrıca SDR sepeti içinde dolar, euro, yuan, yen ve sterlin gibi para birimlerinin ağırlıkları dikkate alınarak yapılan hesaplamalar, rezerv kompozisyonunun çeşitliliğine rağmen likidite kalitesinin kritik olduğunu ortaya koyuyor.
DIŞ BORÇ VE İTHALAT YÜKÜ REZERVLER ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR
Kısa vadeli dış yükümlülükler tarafında tablo daha dikkat çekici görünüyor. Son altı aylık ithalatın 192 milyar dolar seviyesinde olduğu, önümüzdeki 12 ay içinde vadesi dolacak dış borcun ise 242 milyar dolar düzeyine ulaştığı ifade ediliyor.
Mevcut swap hariç rezervlerin bu iki kalemi karşılamada önemli bir açık verdiği belirtilirken, özellikle dış finansman ihtiyacının yüksek seyri rezerv birikimini stratejik hale getiriyor.
REZERVLERDE SON HAFTA HAREKETLİLİĞİ
Ekonomistlerin hesaplamalarına göre 19 Haziran haftasında TCMB rezervlerinde kısmi bir iyileşme görüldü. Brüt döviz rezervi 5 milyar dolar artarak 157,1 milyar dolar seviyesine yükselirken, swap hariç net rezervler 34,4 milyar dolar düzeyine çıktı.
Aynı dönemde bazı bilanço kalemlerinde dalgalanmalar yaşandı. Bankaların TCMB’de tuttuğu döviz zorunlu karşılık ve teminatlarının azalması brüt rezervleri aşağı çekerken, swap pozisyonlarındaki değişimler net rezervi destekledi.
MERKEZ BANKASI DÖVİZ ALIMLARI VE GENEL GÖRÜNÜM
19 Haziran haftasında TCMB’nin yaklaşık 8,9 milyar dolarlık döviz alımı yaptığı tahmin ediliyor. Buna rağmen altın fiyatlarındaki gerileme ve bazı dış işlemler, net rezerv artışını sınırlayan faktörler arasında yer aldı.
Uzmanlara göre mevcut ekonomik koşullar altında rezerv birikimi için alan tamamen daralmış değil. Özellikle dolarizasyonun azalması, sermaye girişlerinin devam etmesi ve dış finansman kanallarının açık kalması durumunda TCMB’nin rezervlerini güçlendirme kapasitesinin artabileceği değerlendiriliyor.




