Bugün yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği Kayseri Kalesi, Osmanlı döneminde yalnızca şehri koruyan askerî bir yapı değildi. Kale içerisinde kadın ve erkek mahkûmların tutulduğu hapishaneler bulunuyordu. Akademik araştırmalarda ortaya çıkan 1917 yılı kayıtları, 128 mahkûmun aynı dönemde Kayseri’deki hapishanede bulunduğunu gösterirken, eski bir hükümet konağının da hapishane olarak kullanıldığı ve zamanla harap olduğu ortaya çıktı.

Kayseri Kalesi Bir Dönem Hapishane Olarak Kullanıldı
Kayseri'nin bugün en önemli tarihî ve turistik noktalarından biri olan Kayseri Kalesi, geçmişte yalnızca askerî amaçlarla kullanılmadı. Osmanlı dönemine ilişkin akademik araştırmalar, kalenin aynı zamanda mahkûmların tutulduğu bir ceza infaz merkezi olarak da hizmet verdiğini ortaya koyuyor.
Kübra Saykı'nın Osmanlı'nın Son Devri'nde Kayseri Sancağı Merkez Hapishanesi başlıklı araştırmasında yer alan bilgilere göre, Kayseri'de mahkûmlar kale içerisindeki hapishanelerde tutuluyordu. Kadın ve erkek mahkûmlar için ayrı bölümler bulunurken, farklı suçlardan ceza alan kişiler de bu yapılarda barındırılıyordu.
İdam, kürek, kalebentlik ve hapis cezalarına çarptırılan kişilerin tutulabildiği kale, böylece şehrin askerî ve idari geçmişinin yanı sıra adalet ve ceza sistemi açısından da önemli bir yere sahip oldu.
Araştırmada dikkat çeken bir başka ayrıntı ise hapishane ihtiyacının yalnızca kale içerisindeki yapılarla karşılanmamasıydı. Devletin, mahkûmları barındırmak amacıyla kale dışındaki bazı yapıları da kiralayarak kullandığı belirtiliyor.

Kayseri Merkez Hapishanesi Üç Ayrı Bölümden Oluşuyordu
Kayseri'nin Osmanlı dönemindeki hapishane geçmişine ışık tutan bir diğer önemli çalışma ise Hüseyin Saraç ve Kübra Saykı tarafından hazırlandı.
Araştırmacıların 2020 yılında Journal of Universal History Studies dergisinde yayımladığı Kayseri Sancağı Merkez Hapishanesi Dâhilinde Bulunan Dîvân-ı Harp Hapishanesi başlıklı makale, dönemin hapishane düzenine ilişkin dikkat çekici bilgiler içeriyor.
Araştırmaya göre 20. yüzyılın başlarında Kayseri Merkez Hapishanesi üç ayrı bölümden meydana geliyordu:
Kadın tevkifhanesi
Erkek tevkifhanesi
Dîvân-ı Harp Hapishanesi
Bu bölümler arasında özellikle Dîvân-ı Harp Hapishanesi dikkat çekiyor. Çünkü burası sıradan adli mahkûmların tutulduğu bölümlerden farklı olarak askerî mahkemelerde yargılanan kişilerin barındırılması amacıyla kullanılıyordu.
Bu durum, Osmanlı'nın son döneminde Kayseri'deki hapishane sisteminin farklı suç kategorileri ve yargılama süreçlerine göre şekillendiğini gösteriyor.
1917 Yılında Kayseri Hapishanesinde 128 Mahkûm Bulunuyordu
1917 yılına ait hapishane yoklama cetvelinde yer alan mahkûm sayıları da dikkat çekti.
Hüseyin Saraç ve Kübra Saykı'nın Osmanlı arşiv belgelerinden yararlanarak hazırladığı çalışmada, dönemin hapishane mevcuduna ilişkin veriler de paylaşıldı.
Araştırmada aktarılan kayıtlara göre Kayseri hapishanesinde 1917 yılında toplam 120 erkek ve 8 kadın mahkûm bulunuyordu. Erkek mahkûmların 109'unun cinayet suçundan hükümlü olduğu, kadın mahkûmların tamamının da cinayet suçundan hüküm giydiği belirtiliyordu.
Bunun yanında daha hafif suçlardan hükümlü erkek mahkûmlar da bulunuyordu. Dîvân-ı Harp Mahkemesinde yargılanan 8 erkek mahkûm ise kayıtlarda ayrıca gösteriliyordu.
Böylece 1917 yılına ait belgeler, Kayseri'deki hapishanelerde 128 kişinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Bugün şehrin merkezinde tarihî dokusuyla ziyaretçilerini ağırlayan Kayseri Kalesi'nin geçmişteki kullanım alanları düşünüldüğünde, bu kayıtlar kentin tarihine ilişkin dikkat çekici bir tablo sunuyor.
Eski Bir Hükümet Konağı Hapishaneye Dönüştürülmüştü
Kayseri'nin eski hapishanelerine ilişkin araştırmalarda öne çıkan bir başka ayrıntı ise Dîvân-ı Harp Hapishanesi olarak kullanılan eski bir hükümet konağı oldu.
Araştırmacıların makalelerinde aktardığı arşiv belgelerine göre söz konusu yapı, bir dönem hapishane olarak kullanıldı. Ancak bina, 1915 yılına gelindiğinde oldukça kötü durumdaydı.
Yağmur ve kar sularının yapıya zarar verdiği, bazı bölümlerin çürümeye başladığı ve onarım ihtiyacının ortaya çıktığı kayıtlara yansıdı.
Üstelik binanın tamiratı için ayrılması planlanan miktar da belgelerde yer aldı. Hapishanenin onarımı için 850 kuruş ödenmesi kararlaştırılmıştı.
Tamirat dökümünde ise kiremitleri bulunmayan ve merdiven altı üzeri kısmen çökmüş bir koğuşun onarılmasından söz ediliyordu.
Bu ayrıntı, dönemin hapishane koşullarını da ortaya çıkardı.
Araştırmaya göre Dîvân-ı Harp Hapishanesi olarak kullanılan eski hükümet konağındaki hapishane daha sonra kale içerisine taşındı.
Kayseri Hapishanesinde 18 Yaşından Küçük Mahkûmlar da Vardı
Osmanlı arşivlerinden çıkarılan 1917 yılı kayıtları, Kayseri'deki hapishanede yalnızca yetişkinlerin bulunmadığını da gösteriyor.
1917 yılının mart ayına ait belgelerde 18 yaşından küçük 8 mahkûmun bulunduğu aktarılıyor.
1915 Yılında 17 Kişi Hakkında İdam Kararı Verildi
Kayseri'deki Dîvân-ı Harp Hapishanesi'ne ilişkin araştırmanın tarihsel açıdan en hassas bölümlerinden biri de Birinci Dünya Savaşı yıllarına ait siyasi ve askerî yargılamalar oldu.
Belgelerde bazı kişilerin isyan tertipleme, silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve siyasi faaliyetler gibi suçlamalarla yargılandığı belirtiliyor. Arşiv kayıtlarından birinde ise 1915 yılında 17 kişinin idam cezasına çarptırıldığı bilgisi bulunuyor. Aynı dönemde farklı kişilere kürek, kalebentlik ve hapis cezalarının da verildiği aktarılıyor.
Kayseri'nin eski hapishanelerine ilişkin çalışmalar yalnızca mahkûm sayıları ve hapishane binalarının fiziksel durumuyla sınırlı kalmadı. Araştırma hapishane yaşamının günlük işleyişine ilişkin konuları da ele aldı. Mahkûmların yiyecek ve iaşe ihtiyaçları, sağlık koşulları, hapishane görevlilerinin davranışları, görev sırasında yaşanan suistimaller, nakil ve tahliye işlemleri ile firar olayları çalışmanın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.




