Kayseri’nin asırlık lezzeti Kayseri pastırması, Avrupa Birliği’nden aldığı coğrafi işaret tesciliyle yalnızca bir ürün olarak değil, güçlü bir kültürel miras ve şehir kimliği olarak uluslararası alanda tescillenmiş oldu. Kayseri Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen ve yaklaşık iki yıl süren yoğun hukuki ve diplomatik süreç, Türkiye’nin gastronomi değerlerinin korunması adına önemli bir başarı olarak kayıtlara geçti. KTO Başkanı Ömer Gülsoy ise yaptığı açıklamalarda bu sürecin sadece bir tescil değil, Kayseri’nin emeğine, tarihine ve üretim kültürüne sahip çıkma mücadelesi olduğunu vurguladı.
“Bu Sadece Bir Tescil Değil, Tarihe Vefa Borcudur”
Ömer Gülsoy açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kayseri pastırması için verilen coğrafi işaret mücadelesi, sadece hukuki bir tescil süreci değil; tarih karşısında bir vefa borcunun yerine getirilmesiydi.
Kayseri Ticaret Odası olarak bu sorumluluğu yıllar önce üstlendik. Odamız tarafından 13 Eylül 2000 tarihinde yapılan başvuru sonucunda Kayseri pastırması, 25 Haziran 2002 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından mahreç işareti olarak tescil edildi. Böylece Kayseri pastırması, Türkiye’de coğrafi işaretle tescil edilen ilk pastırma oldu.”
Avrupa Yolculuğu
Başkan Gülsoy, sürecin sadece Türkiye ile sınırlı kalmadığını belirterek Avrupa sürecini şu sözlerle anlattı:
“Bu adım aslında çok daha büyük bir yürüyüşün başlangıcıydı. Kayseri’nin bu eşsiz değerini yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da da koruma altına alma yolculuğuydu. Bu yürüyüşün Avrupa ayağı 5 Nisan 2023’te başladı. Kayseri Ticaret Odası olarak Kayseri pastırmasının Avrupa Birliği nezdinde tescili için başvurumuzu yaptık.
Başvuru dosyası uygun bulundu ve ürün, 9 Şubat 2024 tarihinde Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde ilan edildi. O gün Kayseri için büyük bir umut günüydü. Çünkü artık mesele yalnızca bir başvuru değil, Kayseri adının Avrupa hukukunda da korunması meselesiydi.”

Bulgaristan İtiraz Etti
Süreçte yaşanan kritik gelişmeleri Gülsoy şöyle aktardı:
“Fakat böylesine kıymetli bir ismin Avrupa’da tescil edilmesi kolay olmadı. İlan sürecinde Bulgaristan Tarım Bakanlığı tarafından itiraz geldi. İşte tam bu noktada mesele bir başvurudan daha fazlasına dönüştü.
Artık savunulan şey sadece bir ürün değil; Kayseri’nin emeği, itibarı ve tarihiydi.
Odamız bünyesinde kurduğumuz teknik ekip yoğun müzakereler yürüttü. Hukuki ve teknik temaslar hız kazandı. Dosya sabırla ve kararlılıkla takip edildi. Bu zorlu süreçte hem Türkiye’deki uzman ekipler hem de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Ankara ve Brüksel’deki ekipleri büyük bir gayret gösterdi.”

“Ülkelerle Mücadele Ettik”
Gülsoy, sürecin büyüklüğünü şu ifadelerle vurguladı:
“Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Biz bu tescili sadece bir başvuruyla almadık. Adeta bir Avrupa ülkesiyle mücadele ederek, yarışarak aldık.
Düşünün ki Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri pastırması olmuştur.
Perde arkasındaki emeğin ne kadar büyük olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Yürüttüğümüz iki yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha şunu kanıtladık: Biz şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik.
Bu davayı kazanarak tüm dünyaya şunu duyurduk: Kimse bizim olan pastırmaya sahip çıkmaya çalışmasın.”
25 Mart 2025: Tarihi Tescil
Başkan Gülsoy, sürecin başarıyla sonuçlandığını şu sözlerle açıkladı:
“Sonunda Kayseri olarak hedefe ulaştık ve nihayet 25 Mart 2025’te beklenen haber geldi. Kayseri pastırması Avrupa Birliği tarafından tescil edildi.
Böylece Kayseri pastırması Avrupa’da da koruma altına alınarak sadece bir ürün olarak değil, bir şehir kimliği olarak da tescillenmiş oldu. Aynı zamanda Kayseri pastırması, şehrimizin Avrupa Birliği nezdinde tescil edilen ilk ürünü olarak tarihe geçti. Pastırmanın ana vatanı Kayseri’dir. Bunu Avrupa nezdinde de tescillemiş olduk.”

Kayseri’nin Kültürel ve Ticari Gücü Tescillendi
Gülsoy açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu başarı, Kayseri’nin yüzyıllardır oluşturduğu üretim kültürünün uluslararası ölçekte kabul görmesi demektir. Bu başarı; ustanın emeğinin, eti kurutan sabrın ve Kayseri’nin ticaret hafızasının Avrupa tarafından tanınması demektir.
Aynı zamanda bu başarı, Kayseri adının sadece sofralarda değil; hukuk metinlerinde ve uluslararası pazarda da güvenle anılması demektir.
Bugün Kayseri pastırmasına baktığımızda sadece ince dilimlenmiş bir lezzet görmüyoruz. Orada Kayseri’nin tarihini, ticaretini, ustalığını, karakterini ve memleket sevdasını görüyoruz.”
“Bu Tescil Şehrin Kendine Sahip Çıkmasıdır”
“Bu tescil, Kayseri’nin adını Avrupa’ya yazdıran hukuki bir karar olmanın ötesinde; şehrin kendi değerine sahip çıkmasının somut bir göstergesidir.
Kayseri pastırması artık sadece Kayseri’nin gururu değil, Türkiye’nin Avrupa’ya tescil ettirdiği güçlü bir kültür mirasıdır.
Ve bu hikâye bize bir kez daha şunu göstermektedir: Bir şehir kendi değerine inanırsa, onu korur, savunur ve arkasında durursa; o değer yalnızca yaşamakla kalmaz, dünyaya da kendini kabul ettirir.”
AB Tescili Ne Anlama Geliyor?
“Bugün gururla ifade ediyorum ki Kayseri pastırması, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan Türkiye’nin 46. ürünü olmuştur.
Peki bu tescil ne anlama geliyor?
Bu sadece bir etiket değildir. Bu tescil; Kayseri pastırmasının Avrupa’da haksız kullanımının önüne geçilmesi, taklitlerin engellenmesi ve kalitesinin Avrupa Birliği standartlarında korunması demektir.Artık pastırmamız Avrupa sofralarında sadece bir et ürünü olarak değil; menşei belli, kalitesi onaylı bir dünya markası olarak yer alacaktır. Bu da üreticimize büyük bir prestij ve güven kapısı açacaktır.”
Sırada Kayseri Sucuğu ve Mantısı Var
“Değerli arkadaşlar; durmak yok. Kayseri’nin kadim mutfağını korumaya kararlıyız. Sırada Kayseri sucuğu ve Kayseri mantısı var. Avrupa Birliği tescili için bu iki ürünümüzle ilgili çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor. İnşallah en kısa sürede onların da müjdesini kamuoyuyla paylaşacağız.Kayseri pastırmasının bu yeni uluslararası kimliğinin; şehrimize, üreticimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.”





