TBMM Başkanı Kurtulmuş, Ankara’da düzenlenen Suudi Arabistan Krallığı’nın 96’ncı Milli Gün Resepsiyonu’na katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Numan Kurtulmuş, “Dünyada fevkalade büyük altüst oluşların hüküm sürdüğü bir dönemdeyiz. Maalesef çatışmaların ve gerilimlerin bütün dünyada hüküm sürdüğü bir dönemdeyiz. Özellikle bu gerilimlerin çatışmaların en fazla bizlerin de içinde bulunduğu Orta Doğu coğrafyasında yer aldığını üzülerek görüyoruz. Bu çatışmaların ve gerilimlerin ortadan kaldırılması için bölge ülkeleri olarak, kardeş ülkeler olarak çok daha yakın bir iş birliği ve çok daha yakın bir dostluk ilişkisi içerisinde olmak mecburiyetimiz var" diye konuştu.
‘EKONOMİK AÇIDAN DA BÜYÜK BİR ETKİ ALTINDA BIRAKMAKTADIR’
İsrail bölgedeki çok sayıdaki ülkeye doğrudan doğruya saldırıda bulunmuş diyen Kurtulmuş, “Filistin halkına hayatta kalma hakkı tanımayan yeni bir anlayışla Filistinlerin sadece Gazze’de değil Batı Şeria’da da yaşayamaz duruma getirmek istemektedir. İsrail’in bu saldırganlığa da karşı da bizim bölge ülkeleri olarak işbirliği içerisinde hareket etmemiz kaçınılmazdır. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı başlattığı savaşla birlikte hem Körfez bölgesi hem de Hürmüz Boğazı maalesef fevkalade güvensiz bir bölge haline gelmiştir. Buradaki gelişmeler bölge ülkelerinin dışında tüm dünyayı sadece güvenlik açısından değil ekonomik açıdan da büyük bir etki altında bırakmaktadır" ifadelerini kullandı.
‘ETKİN VE FAYDALI BİR SAVUNMA ANLAŞMASINA DÖNÜŞECEKTİR’
Sözlerini sürdüren Numan Kurtulmuş, şöyle konuştu: “Ümit ediyorum ki bu anlaşma sağlam temeller üzerinde gelişerek bölgemizdeki diğer ülkelerin de katılımıyla hatta geniş İslam coğrafyasındaki ülkelerin de katılımıyla son derece etkin ve faydalı bir savunma anlaşmasına dönüşecektir. Biz bölgemizde ve dünyada barış, istikrar istiyoruz. Hiçbir ülkenin başka bir ülkenin egemenliğine saldırıda bulunmasına asla rıza göstermiyoruz. Dolayısıyla, bölgede barış ve istikrarı sağlayacak her türlü çabaya destek veriyoruz, bunun için elimizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu çerçevede hiç şüphesiz bölgedeki barış ve istikrarın anahtarının da Filistin meselesi olduğunu gayet iyi biliyoruz.”



