<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kayseri Haber | Son Dakika Kayseri Haberleri, Spor, Olay</title>
    <link>https://www.kayserihaber.com</link>
    <description>Kayseri son dakika haberleri, gündem, siyaset, asayiş, spor, ekonomi ve ilçelerden gelişmeler Kayseri Haber’de. Kayseri hava durumu, namaz vakitleri, altın fiyatları ve nöbetçi eczane bilgilerini anlık takip edin. Kayseri olaylarını takip edin</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kayserihaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Kayseri Haber | Gizli Gündem, Güncel Gerçek, Güvenilir Haber</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 12 Jun 2026 23:23:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlara göre yaşlanmayı yavaşlatmanın 10 bilimsel yolu]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/uzmanlara-gore-yaslanmayi-yavaslatmanin-10-bilimsel-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/uzmanlara-gore-yaslanmayi-yavaslatmanin-10-bilimsel-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanların yaşlanma karşıtı yaşam tarzının temel taşları olarak gösterdiği 10 önemli alışkanlık nelerdir? Sizler için derledik. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmak insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Ancak bilim insanları, yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerin biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde etkileyebileceğini belirtiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar; beslenme, uyku düzeni, fiziksel aktivite ve güneşten korunma gibi faktörlerin yalnızca yaşam süresini değil, sağlıklı geçirilen yılları da artırabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>1. GÜNEŞTEN KORUNMAK CİLDİN GENÇ KALMASINA YARDIMCI OLUYOR</strong></h2>

<p>Dermatoloji uzmanlarına göre cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri ultraviyole (UV) ışınlarıdır. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak; kırışıklık, leke oluşumu ve cilt elastikiyetinde azalma gibi belirtileri hızlandırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle uzmanlar, yaz-kış fark etmeksizin her gün SPF 30 ila SPF 50 koruma faktörlü güneş kremi kullanılmasını öneriyor. Özellikle yüz, boyun, kulaklar ve eller gibi sürekli açıkta kalan bölgelerin korunması büyük önem taşıyor.</p>

<h2><strong>2. DÜZENLİ EGZERSİZ BİYOLOJİK YAŞI ETKİLEYEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Fiziksel aktivite yalnızca kilo kontrolü için değil, sağlıklı yaşlanma açısından da kritik rol oynuyor. Araştırmalar, düzenli egzersiz yapan bireylerde kas kaybının daha yavaş gerçekleştiğini ve metabolik sağlığın daha iyi korunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Uzmanların önerisi haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta kardiyo egzersizi ve buna ek olarak 2 ila 3 gün direnç veya ağırlık antrenmanı yapılması yönünde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>3. PROTEİN TÜKETİMİ KAS KAYBINI ÖNLEMEDE ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi doğal olarak azalmaya başlar. Bu durum güç kaybına, hareket kısıtlılığına ve metabolizma hızında düşüşe neden olabilir.</p>

<p>Yumurta, balık, tavuk, yağsız kırmızı et, yoğurt ve baklagiller gibi protein kaynakları kas dokusunun korunmasına yardımcı olur. Uzmanlar, gün boyunca her öğünde yeterli miktarda protein alınmasının sağlıklı yaşlanmayı desteklediğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>4. FAZLA ŞEKER TÜKETİMİ YAŞLANMA BELİRTİLERİNİ HIZLANDIRABİLİR</strong></h2>

<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi yalnızca kilo artışına neden olmuyor. Bilimsel çalışmalar, aşırı şeker alımının kolajen ve elastin gibi cilt yapılarında bozulmaya yol açabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ayrıca işlenmiş gıdalarla birlikte alınan fazla şeker, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kronik iltihaplanma riskini artırabiliyor.</p>

<h2><strong>5. KALİTELİ UYKU HÜCRE ONARIMININ TEMELİ</strong></h2>

<p>Uyku sırasında vücut birçok onarım mekanizmasını devreye sokar. Büyüme hormonu salgılanır, bağışıklık sistemi desteklenir ve hücre yenilenmesi hızlanır.</p>

<p>Uzmanlar yetişkinlerin her gece ortalama 7 ila 9 saat kaliteli uyku uyumasını öneriyor. Yetersiz uyku ise hem fiziksel hem de zihinsel yaşlanmayı hızlandırabilen faktörler arasında gösteriliyor.</p>

<p>[related-posts id="195211" color="bg-warning"][/related-posts]</p>

<h2><strong>6. SİGARA KULLANIMI YAŞLANMAYI BELİRGİN ŞEKİLDE HIZLANDIRIYOR</strong></h2>

<p>Sigaranın zararları yalnızca akciğerlerle sınırlı değil. Tütün ürünleri ciltteki kan dolaşımını azaltarak kırışıklık oluşumunu artırabiliyor. Bunun yanında kalp hastalıkları, damar tıkanıklıkları ve çeşitli kanser türleri açısından da ciddi risk oluşturuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre sigarayı bırakmak, sağlıklı yaşlanma için atılabilecek en önemli adımlardan biri.</p>

<h2><strong>7. SAĞLIKLI KİLO ARALIĞINI KORUMAK ÖNEM TAŞIYOR</strong></h2>

<p>Aşırı kilo, vücutta kronik iltihaplanmayı artırabiliyor ve kalp-damar sistemine ek yük bindirebiliyor. Özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusu, metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörü olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca tartıdaki rakama değil, bel çevresi ölçümüne de dikkat edilmesi öneriliyor.</p>

<h2><strong>8. KRONİK STRES VÜCUDU YIPRATABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzun süreli stres durumunda kortizol hormonu yüksek seviyelerde kalabiliyor. Bu durum uyku düzeninin bozulmasına, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve yaşlanma belirtilerinin daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Meditasyon, yürüyüş, nefes egzersizleri ve sosyal aktiviteler stres yönetiminde etkili yöntemler arasında yer alıyor.</p>

<h2><strong>9. BEYNİ AKTİF TUTMAK ZİHİNSEL PERFORMANSI DESTEKLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, zihinsel faaliyetlerin yaş ilerledikçe de sürdürülmesinin bilişsel performans açısından önemli olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, müzik eğitimi almak, bulmaca çözmek veya farklı beceriler kazanmak beynin aktif kalmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<h2><strong>10. DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN</strong></h2>

<p>Birçok sağlık sorunu erken dönemde belirti vermeyebilir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri sağlıklı yaşlanmanın önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri, kolesterol, D vitamini, B12 vitamini ve tiroid fonksiyonlarının belirli aralıklarla kontrol edilmesi öneriliyor. Erken teşhis edilen sağlık sorunları, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek ciddi komplikasyonların önüne geçebiliyor.</p>

<h2><strong>UZMANLARA GÖRE EN GÜÇLÜ 5 YAŞLANMA KARŞITI ALIŞKANLIK</strong></h2>

<p>Bilimsel veriler ışığında öne çıkan beş temel alışkanlık şunlar:</p>

<p>Sigara kullanmamak</p>

<p>Düzenli egzersiz yapmak</p>

<p>Güneşten korunmak</p>

<p>Kaliteli uyumak</p>

<p>Sağlıklı kiloyu korumak</p>

<p>Araştırmalar, bu alışkanlıkları uzun yıllar boyunca sürdüren bireylerin biyolojik yaşlarının, kronolojik yaşlarına göre daha genç kalabildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/uzmanlara-gore-yaslanmayi-yavaslatmanin-10-bilimsel-yolu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/yasliligin-sirri.jpg" type="image/jpeg" length="13327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri’de sağlık hizmetlerine yerinde denetim]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayseride-saglik-hizmetlerine-yerinde-denetim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayseride-saglik-hizmetlerine-yerinde-denetim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’nin Mimarsinan Mahallesi’nde yer alan Mustafa Kızıklı Sağlıklı Hayat Merkezi’ne İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan tarafından ziyaret gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, Mimarsinan Mahallesi’nde faaliyet gösteren Mustafa Kızıklı Sağlıklı Hayat Merkezi’ni ziyaret ederek değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Ziyarette; Uzm. Dr. Duygu Horoz, Uzm. Dr. Seçkin Özsaydı, Kocasinan İlçe Sağlık Müdürü Dr. Rabiye Özlem Ulutabanca ile Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl ve başhekim yardımcıları Uzm. Dr. Abdulkadir Kantar, Uzm. Dr. Mustafa Birkin ve Uzm. Dr. Yakup Uslu da yer aldı. Ziyarette, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan hizmetler yerinde incelendi.</p>

<h2><strong>Koruyucu Sağlık Hizmetleri Ön Planda</strong></h2>

<p>İncelemeler sırasında özellikle Sağlıklı Hayat Merkezlerinin sunduğu danışmanlık hizmetleri, kronik hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalar, beslenme ve psikososyal destek hizmetleri ile vatandaşlara yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ele alındı. İl Sağlık Müdürü Erşan, bu merkezlerin sadece tedavi değil, aynı zamanda hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması açısından kritik bir rol üstlendiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>Kurumlar Arası İş Birliği Vurgusu</strong></h2>

<p>Ziyarette kurumlar arası iş birliğinin artırılması konusu da gündeme geldi. Vatandaşların Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurularının teşvik edilmesi, yönlendirme mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması adına yapılabilecek çalışmalar üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Özellikle aile hekimlikleri ile Sağlıklı Hayat Merkezleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>Vatandaşlarla Birebir İletişim</strong></h2>

<p>Program kapsamında merkezde hizmet alan vatandaşlarla da bir araya gelen İl Sağlık Müdürü Erşan, vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. Samimi sohbetlerin gerçekleştiği ziyarette Erşan, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletirken, sağlıklı yaşam konusunda bilinçli hareket etmenin önemine değindi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sağlık Personeline Teşekkür</strong></h2>

<p>Ziyaretin sonunda merkezde görev yapan sağlık personeliyle de görüşen Erşan, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek görevlerinde başarılar diledi. Sağlık çalışanlarının sahadaki gayretinin, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinde en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayseride-saglik-hizmetlerine-yerinde-denetim</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kahramanmaras-okul-saldirisi-7.jpg" type="image/jpeg" length="63069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikologlara göre en mutlu çiftlerin sahip olduğu 7 akşam alışkanlığı]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/psikologlara-gore-en-mutlu-ciftlerin-sahip-oldugu-7-aksam-aliskanligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/psikologlara-gore-en-mutlu-ciftlerin-sahip-oldugu-7-aksam-aliskanligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok çift eve geldikten sonra yemek yiyip televizyon karşısına geçerek günü tamamlıyor. Güçlü ilişkiler, çiftlerin birbirlerine bilinçli olarak zaman ayırması ve ortak deneyimler paylaşmasıyla gelişiyor. İşte psikologlara göre en mutlu çiftlerin akşamları uyguladığı 7 alışkanlık...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlişkilerde mutluluğu belirleyen şey çoğu zaman büyük sürprizler, pahalı hediyeler ya da gösterişli romantik jestler değildir. Psikologlar ve ilişki uzmanları, uzun yıllar boyunca mutlu birlikteliklerini sürdüren çiftlerin ortak noktasının, her gün düzenli olarak tekrarladıkları küçük ama anlamlı alışkanlıklar olduğunu belirtiyor. Gün içinde iş, trafik, sorumluluklar ve stres nedeniyle birbirinden uzaklaşan çiftler için özellikle akşam saatleri büyük önem taşıyor.</p>

<h2><strong>1. BİRLİKTE YÜRÜYÜŞ YAPIYORLAR</strong></h2>

<p>Mutlu çiftlerin en sık tercih ettiği aktivitelerden biri akşam yürüyüşleri. Uzmanlara göre 20-30 dakikalık kısa bir yürüyüş bile çiftlerin gün boyunca biriken stresi atmasına yardımcı oluyor. Açık havada yapılan yürüyüşler sırasında telefonlardan ve ekranlardan uzak kalmak, çiftlerin birbirlerine daha fazla odaklanmasını sağlıyor.</p>

<p>Yürüyüş sırasında günün nasıl geçtiğini konuşmak, gelecek planları yapmak ya da sadece birlikte sessizce vakit geçirmek bile duygusal bağı güçlendirebiliyor. Ayrıca düzenli yürüyüş yapmak hem fiziksel sağlığı destekliyor hem de ruh halini olumlu yönde etkiliyor.</p>

<h2><strong>2. YEMEK HAZIRLIĞINI ORTAK BİR AKTİVİTEYE DÖNÜŞTÜRÜYORLAR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, mutfakta birlikte vakit geçiren çiftlerin iletişimlerinin daha güçlü olduğunu belirtiyor. Birlikte yemek hazırlamak sadece günlük bir zorunluluk değil, aynı zamanda eğlenceli bir ekip çalışmasına dönüşebiliyor.</p>

<p>Yeni tarifler denemek, görev paylaşımı yapmak ve ortaya çıkan sonucu birlikte değerlendirmek çiftlere ortak başarı hissi kazandırıyor. Bu küçük iş birliği anları, güven duygusunu artırırken çiftlerin birbirlerine olan bağlılığını da güçlendiriyor.</p>

<p><img alt="Mutlu Iliskinin Sirri (4)" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/mutlu-iliskinin-sirri-4.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>3. BİRLİKTE OYUN OYNUYORLAR</strong></h2>

<p>Mutlu çiftler eğlenmenin önemini biliyor. Kart oyunları, kutu oyunları, yapbozlar ya da video oyunları çiftlerin birlikte keyifli zaman geçirmesini sağlıyor.</p>

<p>Oyun oynarken yaşanan tatlı rekabet, kahkahalar ve spontane anlar ilişkinin canlı kalmasına yardımcı oluyor. Uzmanlara göre birlikte eğlenebilen çiftler, günlük hayatın stresine karşı daha dayanıklı oluyor ve ilişkilerinde monotonluğun oluşmasını engelleyebiliyor.</p>

<h2><strong>4. DANS ETMEYİ İHMAL ETMİYORLAR</strong></h2>

<p>Araştırmalar, birlikte dans eden çiftlerin hem fiziksel hem de duygusal yakınlıklarının arttığını gösteriyor. Evde sevilen bir müzik açıp birkaç dakika dans etmek bile çiftlerin enerjisini yükseltebiliyor.</p>

<p>Dans sırasında kurulan göz teması, uyumlu hareket etme çabası ve birlikte öğrenme deneyimi çiftlerin bağlarını kuvvetlendiriyor. Uzmanlar, dansın sadece bir egzersiz değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim aracı olduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>5. YARATICI HOBİLERLE İLGİLENİYORLAR</strong></h2>

<p>Boyama yapmak, seramikle uğraşmak, örgü örmek, çizim yapmak ya da el işi projeleri hazırlamak gibi yaratıcı aktiviteler çiftlerin farklı yönlerini ortaya çıkarıyor.</p>

<p>Ortak bir üretim süreci içerisinde yer almak hem rahatlatıcı bir etki yaratıyor hem de çiftlerin birlikte yeni şeyler öğrenmesine olanak tanıyor. Günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaşmak için yaratıcı uğraşlar oldukça etkili bir yöntem olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>6. GÜNÜN EN GÜZEL VE EN ZOR ANINI BİRBİRLERİYLE PAYLAŞIYORLAR</strong></h2>

<p>Psikologların önerdiği bir diğer alışkanlık ise gün sonu sohbetleri yapmak. Mutlu çiftler, gün içerisinde yaşadıkları en güzel ve en zor anları birbirlerine anlatmaya özen gösteriyor.</p>

<p>Bu alışkanlık sayesinde taraflar kendilerini daha iyi anlaşılmış hissediyor. Aynı zamanda partnerinin duygularını dinlemek ve ona destek olmak, ilişkideki güven ve yakınlık hissini artırıyor. Sadece birkaç dakikalık samimi bir sohbet bile ilişkinin kalitesini önemli ölçüde yükseltebiliyor.</p>

<h2><strong>7. TELEFONLARI BİR KENARA BIRAKIP BİRBİRLERİNE ODAKLANIYORLAR</strong></h2>

<p>Modern ilişkilerin en büyük dikkat dağıtıcılarından biri teknoloji. Uzmanlara göre mutlu çiftler, günün belirli bir bölümünü telefonsuz geçirmeye özen gösteriyor.</p>

<p>Yatmadan önce 20-30 dakikalık bir süre boyunca telefonları, sosyal medyayı ve diğer ekranları kapatmak; sohbet etmek, birlikte çay veya kahve içmek ya da sadece günün değerlendirmesini yapmak çiftlerin birbirleriyle daha güçlü bağ kurmasını sağlıyor. Bu küçük alışkanlık, zamanla ilişkinin en değerli rutinlerinden biri haline gelebiliyor.</p>

<p><img alt="Mutlu Iliskinin Sirri (2)" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/mutlu-iliskinin-sirri-2.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>TEKNOLOJİDEN UZAK KALMAK OLUMLU YÖNDE ETKİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre ilişkilerde mutluluğun sırrı büyük jestlerde değil, her gün düzenli olarak yapılan küçük davranışlarda saklı. Birlikte yürümek, yemek yapmak, oyun oynamak, dans etmek, yaratıcı hobilerle ilgilenmek, günün duygularını paylaşmak ve teknolojiden uzak kaliteli zaman geçirmek; çiftlerin birbirlerine daha yakın hissetmelerini sağlıyor.</p>

<p>Kısacası, güçlü ilişkiler bir günde kurulmaz. Ancak her akşam tekrarlanan küçük ve anlamlı alışkanlıklar, zamanla çok daha sağlam ve mutlu bir birlikteliğin temelini oluşturabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/psikologlara-gore-en-mutlu-ciftlerin-sahip-oldugu-7-aksam-aliskanligi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/mutlu-iliskinin-sirri-2.jpg" type="image/jpeg" length="37020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri’de parklar ve meydanlarda yapılacak! 1 ay sürecek kampanya başladı]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayseride-1-ay-surecek-saglik-kampanyasi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayseride-1-ay-surecek-saglik-kampanyasi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’de 1 ay boyunca  "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası çerçevesinde belirli noktalarda etkinlikler yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri’de 10 Haziran-10 Temmuz arasında düzenlenen "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla vatandaşlar ücretsiz ölçümlerle sağlıklı yaşam kazanıyor.</p>

<h2><strong>'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' Kampanyası Yoğun İlgi Görüyor</strong></h2>

<p>Kayseri’de sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla başlatılan “Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası, vatandaşların yoğun katılımıyla devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ve İl Sağlık Müdürlüğü organizasyonuyla yürütülen etkinlikler, 10 Haziran – 10 Temmuz tarihleri arasında kentin farklı noktalarında gerçekleştirilecek.</p>

<p><img alt="Kayseri Saglık haberleri" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kayseri-saglik-2.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Sağlıklı Yaşam İçin Farkındalık Hedefleniyor</strong></h2>

<p>Kampanyanın temel amacı, bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini ölçerek “hareket yaşı” kavramı üzerinden sağlıklı yaşam farkındalığı oluşturmak. Etkinlik alanlarında vatandaşlara çeşitli fiziksel testler uygulanıyor ve elde edilen sonuçlarla kişilerin gerçek hareket kapasitesi ortaya çıkarılıyor.</p>

<p>Katılımcılar, günlük yaşamda ne kadar aktif olduklarını daha net görebilirken, aynı zamanda sağlıklı yaşam için neler yapmaları gerektiği konusunda da bilgilendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kayseri Saglık haberleri" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kayseri-saglik-1-1.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Etkinlik Noktaları Kentin Dört Bir Yanına Yayılıyor</strong></h2>

<p>Bir ay boyunca sürecek kampanya kapsamında etkinlikler, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi, Talas Muhsin Yazıcıoğlu Parkı, Erciyes Üniversitesi Kampüsü, Cumhuriyet Meydanı, Forum Kayseri AVM ve Talas Millet Bahçesi gibi yoğun ziyaret edilen noktalarda gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Etkinliklerin her biri saat 13.00 itibarıyla başlıyor ve gün boyunca vatandaşların katılımına açık şekilde devam ediyor.</p>

<h2><strong>Ücretsiz Ölçümler ve Sağlık Yönlendirmeleri</strong></h2>

<p>Kampanya kapsamında yapılan testlerle bireylerin fiziksel aktivite yaşları belirleniyor. Ölçümler sonucunda ihtiyaç görülen vatandaşlar için özel “ölçüm kartları” oluşturuluyor. Bu kartlar sayesinde bireyler, ücretsiz sağlık hizmeti sunan sağlıklı hayat merkezlerine yönlendiriliyor.</p>

<p>Sağlık yetkilileri, bu sürecin sadece bir ölçüm çalışması olmadığını, aynı zamanda uzun vadeli bir sağlık takibi ve bilinçlendirme adımı olduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>Vatandaşlardan Yoğun Katılım</strong></h2>

<p>Etkinliğe katılan vatandaşlar, kendi hareket kapasitelerini öğrenmenin kendileri için hem şaşırtıcı hem de motive edici olduğunu ifade ediyor. Özellikle hareketsiz yaşamın artmasıyla birlikte bu tür kampanyaların öneminin daha da arttığı belirtiliyor.</p>

<p>Yetkililer, tüm Kayseri halkını etkinliklere davet ederek sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Kampanya boyunca yapılacak ölçümlerle birlikte binlerce kişinin sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Merve Erol</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayseride-1-ay-surecek-saglik-kampanyasi-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kayseri-saglik-1.jpg" type="image/jpeg" length="91400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri’de Yaz Dönemi Spor Okulu kayıtları başladı: Fiyatlar belli oldu]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayseride-yaz-donemi-spor-okulu-kayitlari-basladi-fiyatlar-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayseride-yaz-donemi-spor-okulu-kayitlari-basladi-fiyatlar-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. tarafından düzenlenen Yaz Dönemi Spor Okulu kayıtları başladı. 23 spor tesisi ve 6 parkta gerçekleştirilecek eğitimlerde 18 farklı branşta çocuk ve yetişkinlere spor eğitimi verilecek. Fiyatlar belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. tarafından her yıl düzenlenen Spor Okulu’nun yaz dönemi kayıtları başladı. Çocuklar ve yetişkinler için farklı yaş gruplarına yönelik hazırlanan program kapsamında, kent genelindeki 23 spor tesisi ve 6 parkta eğitimler verilecek.</p>

<p>Sporun tabana yayılması ve daha fazla vatandaşın sporla buluşması amacıyla gerçekleştirilen organizasyonda, futbol, basketbol, yüzme, tenis ve okçuluk başta olmak üzere toplam 18 farklı branşta eğitim düzenlenecek.</p>

<h2><strong>DÜNYA SPOR BAŞKENTİ HEDEFİNE YAKIŞAN ORGANİZASYON</strong></h2>

<p>Kayseri, spor altyapısına yaptığı yatırımlar ve hayata geçirilen projeler sayesinde uluslararası alanda dikkat çekmeye devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalar neticesinde kent, 2029 Dünya Spor Başkenti unvanını almaya hak kazanırken, spor alanındaki faaliyetlerini de her geçen gün genişletiyor.</p>

<p>Bu kapsamda Spor A.Ş. tarafından yıl boyunca sürdürülen eğitim programlarının yaz dönemi etabı için kayıt süreci başlatıldı.</p>

<h2><strong>EĞİTİMLER 3 AYRI DÖNEMDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK</strong></h2>

<p>Yaz Dönemi Spor Okulu, üç etap halinde düzenlenecek. Program takvimine göre;</p>

<p>Birinci dönem: 29 Haziran 2026 – 21 Temmuz 2026</p>

<p>İkinci dönem: 22 Temmuz 2026 – 13 Ağustos 2026</p>

<p>Üçüncü dönem: 14 Ağustos 2026 – 5 Eylül 2026 olarak planlandı.</p>

<p>Katılımcılar tercih ettikleri branşlarda eğitim alırken, kurslar uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek.</p>

<h2><strong>18 FARKLI BRANŞTA EĞİTİM VERİLECEK</strong></h2>

<p>Yaz Spor Okulu kapsamında çocuklar ve gençler için yaş gruplarına göre çeşitli branşlarda eğitimler sunulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda; Futbol, basketbol, voleybol, hentbol, yüzme, tenis, okçuluk, geleneksel okçuluk, atletizm, masa tenisi, badminton, jimnastik, buz pateni, bisiklet, wushu, kick boks, taekwondo, su kayağı branşlarında kurslar düzenlenecek.</p>

<p>Çocuk ve gençlik kursları yaş gruplarına göre planlanırken, yetişkinlere yönelik eğitim programları da açılacak.</p>

<h2><strong>ÇOCUK VE YETİŞKİNLERE ÖZEL KURSLAR</strong></h2>

<p>Spor okulunda cimnastik kursları 4-10 yaş, buz pateni 4-15 yaş, masa tenisi ve atletizm 5-15 yaş arası çocuklara yönelik olacak. Yüzme, futbol, basketbol, voleybol, kick boks ve taekwondo branşlarında 6-15 yaş grubu eğitim alabilecek.</p>

<p>Tenis, hentbol, okçuluk, geleneksel okçuluk ve badminton kursları ise 7-15 yaş grubundaki çocuklara hitap edecek. Su kayağı 9-15 yaş, wushu 6-12 yaş ve bisiklet kursları da 7-14 yaş arasındaki katılımcılar için düzenlenecek.</p>

<p>Yetişkin kurslarına ise 16 ile 65 yaş arasındaki vatandaşlar katılım sağlayabilecek.</p>

<h2><strong>KURS ÜCRETLERİ BELLİ OLDU</strong></h2>

<p>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. tarafından düzenlenen yaz dönemi kurslarında çocuklar için aylık ücret 1.500 TL olarak belirlenirken, yetişkin kursları için aylık ücret 2.500 TL olarak açıklandı.</p>

<p>Kayıt yaptırmak ve detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar Spor A.Ş.’nin resmi internet sitesi üzerinden başvurularını gerçekleştirebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kurum Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Spor ve Egzersiz</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayseride-yaz-donemi-spor-okulu-kayitlari-basladi-fiyatlar-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/spor-yaz-okulu-kayseri-1.jpg" type="image/jpeg" length="14096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu 5 alışkanlığı benimseyenler daha uzun ve sağlıklı yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/bu-5-aliskanligi-benimseyenler-daha-uzun-ve-saglikli-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/bu-5-aliskanligi-benimseyenler-daha-uzun-ve-saglikli-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harvard Üniversitesi’nin yürütmüş araştırma, insan yaşamının süresini uzatabilecek en önemli alışkanlıkları ortaya koydu. Bu 5 alışkanlığı edinenler daha uzun yaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde, sigara kullanmamak, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve alkol tüketimini sınırlandırmak gibi alışkanlıkların uzun yaşamla güçlü şekilde bağlantılı olduğu tespit edildi. Uzmanlara göre bu alışkanlıklar yalnızca hastalık risklerini azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda yaşlanma sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine de katkı sağlıyor.</p>

<h2><strong>30 YILI AŞAN TAKİP SÜRECİ DİKKAT ÇEKTİ</strong></h2>

<p>Araştırma kapsamında katılımcıların sağlık durumları, yaşam tarzları ve alışkanlıkları uzun yıllar boyunca düzenli olarak takip edildi. Elde edilen veriler, sağlıklı yaşam kurallarına en fazla uyum gösteren bireylerin önemli sağlık avantajlarına sahip olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Çalışmanın sonuçlarına göre, belirlenen temel alışkanlıkları sürdüren kadınların yaşam beklentisinin ortalama 14 yıl, erkeklerin ise yaklaşık 12 yıl daha uzun olabildiği görüldü. Araştırmacılar, bu farkın yalnızca yaşam süresine değil, yaşam kalitesine de olumlu yansıdığına dikkat çekti.</p>

<h2><strong>KALP-DAMAR HASTALIKLARINA KARŞI GÜÇLÜ KORUMA SAĞLIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanların üzerinde durduğu en önemli bulgulardan biri de kalp sağlığıyla ilgili sonuçlar oldu. Düzenli egzersiz yapan, sigaradan uzak duran ve sağlıklı beslenen bireylerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin belirgin şekilde daha düşük olduğu tespit edildi.</p>

<p>Kalp krizi, felç ve diğer kardiyovasküler rahatsızlıkların dünya genelindeki en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığı düşünüldüğünde, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının etkisi daha da önem kazanıyor. Araştırmacılar, özellikle orta yaş döneminden itibaren yapılan yaşam tarzı değişikliklerinin ilerleyen yıllarda önemli sağlık kazanımları sağlayabileceğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>KANSER RİSKİNDE DE ÖNEMLİ AZALMA GÖZLENDİ</strong></h2>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kanser vakalarıyla ilgili oldu. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimseyen bireylerde bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük seviyelerde olduğu gözlemlendi.</p>

<p>Uzmanlar, sigara kullanımının bırakılması, işlenmiş gıdaların azaltılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve sağlıklı kilonun korunmasının kanser riskini etkileyen önemli faktörler arasında bulunduğunu ifade ediyor. Araştırma sonuçları, yaşam tarzı tercihlerinin yalnızca kalp sağlığını değil, genel hastalık yükünü de etkileyebildiğini ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>UZUN YAŞAMIN EKSİK HALKASI: KALİTELİ UYKU</strong></h2>

<p>Son yıllarda yapılan yeni çalışmalar, uzun yaşam denkleminin önemli parçalarından birinin de uyku olduğunu gösterdi. Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen güncel analizler, yetersiz uykunun sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koydu.</p>

<p>Uzmanlara göre sürekli olarak günde 7 saatin altında uyumak, bağışıklık sistemi, kalp sağlığı ve metabolizma üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Buna karşılık her gün 7 ila 9 saat arasında kaliteli ve kesintisiz uyku uyumak, vücudun kendini yenilemesine yardımcı oluyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, sağlıklı beslenme ve egzersiz kadar düzenli uyku alışkanlığının da uzun yaşam hedefleyen bireyler için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>UZMANLAR AYNI NOKTADA BULUŞUYOR</strong></h2>

<p>Bilim insanları, uzun yaşamın tek bir mucize formüle bağlı olmadığını belirtiyor. Bunun yerine yıllar boyunca sürdürülen küçük ancak etkili alışkanlıkların sağlık üzerinde büyük fark oluşturduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Sigaradan uzak durmak, dengeli beslenmek, düzenli hareket etmek, sağlıklı kiloyu korumak ve yeterli uyumak; uzmanlara göre hem yaşam süresini uzatabilecek hem de ileri yaşlarda daha kaliteli bir yaşam sürmeye yardımcı olabilecek en güçlü alışkanlıklar arasında yer alıyor. Araştırmalar, sağlıklı yaşlanmanın temelinde pahalı yöntemlerden çok günlük hayatta alınan doğru kararların bulunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/bu-5-aliskanligi-benimseyenler-daha-uzun-ve-saglikli-yasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/omru-uzatan-bes-aliskanlik.jpg" type="image/jpeg" length="14855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Kabakcı’dan Türkiye’de dereceye giren sporculara özel söz]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayseri-genclik-ve-spor-il-muduru-kabakci-turkiye-derece-soz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayseri-genclik-ve-spor-il-muduru-kabakci-turkiye-derece-soz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okul Sporları Küçük Kızlar kategorisinde Türkiye Şampiyonasında mücadele eden ve turnuvayı Türkiye ikincisi olarak tamamlayan ve Çekya’daki Yonex Turnuvası’nda derece elde eden İbrahim Tennuri Ortaokulu sporcuları Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı’yı ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul Sporları Küçük Kızlar kategorisinde Türkiye Şampiyonasında mücadele eden ve turnuvayı Türkiye ikincisi olarak tamamlayan, Amasya’da düzenlenen Türkiye Şampiyonası ve Çekya’daki Yonex Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle Türk spor camiasında dikkat çeken İbrahim Tennuri Ortaokulu Badminton sporcuları, Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı’yı makamında ziyaret etti.</p>

<p>Başarılı sporculara antrenörler ve okul yöneticileri de eşlik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>KABAKCI’DAN SPORCULARA TEBRİK</strong></h2>

<p>Ziyarette sporcuların ulusal ve uluslararası organizasyonlarda elde ettiği başarılar masaya yatırılırken, Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü, Ali İhsan Kabakcı, sporcuları, ailelerini ve antrenörlerini tek tek tebrik etti.</p>

<p>Elde edilen başarıdan ötürü oldukça memnun olan Kabakcı, sporculara inandığını ve başarıların daha büyüklerini kazanabileceklerini düşündüğünü dile getirdi.</p>

<h2><strong>KAYSERİ SPORU İÇİN ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE</strong></h2>

<p>Elde edilen derecelerin Kayseri sporu açısından şehrin yükselen başarısının önemli bir göstergesi olduğunu belirten Kabakcı, genç sporcuların gelecekte Türkiye’yi daha büyük organizasyonlarda başarıyla temsil edeceklerine inandığını ifade etti.</p>

<h2><strong>GENÇLİK VE SPOR OLARAK DESTEKLEYECEK</strong></h2>

<p>Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak genç sporcular ve sporun yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Kabakcı, başarıda emeği bulunan tüm okul yöneticilerini, antrenör ve sporcu ailelerini kutladı.</p>

<p>Ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Sporcuların elde ettiği başarıların Kayseri sporuna önemli katkı sunduğu belirtilirken, genç badmintoncuların yeni organizasyonlarda da başarılarını sürdürmesi temennisinde bulunuldu.</p>

<h2><strong>KAYSERİ’NİN GELECEĞİ OLACAKLAR</strong></h2>

<p>Kayseri sporuna elde ettikleri başarılarla birlikte çok küçük yaşta etki eden sporcuların ise ilerleyen yıllarda inşa edecekleri kariyerleriyle birlikte daha büyük katkılar sunması bekleniyor.</p>

<p>Yaşıtlarına nazaran yetenekleriyle Türkiye Şampiyonalarında fark yaratmalarının yanı sıra uluslararası arenada da boy gösteren İbrahim Tennuri Ortaokulu Badminton sporcuları daha şimdiden Kayseri spor tarihine geçmeyi başardı.</p>

<p>İlerleyen yıllarda gösterecekleri sportif başarılarla hem şehirlerini hem de ülkelerini ulusal spor arenasında temsil etmek isteyen sporcular çalışmalarını sürdürmeye kararlı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Spor ve Egzersiz</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayseri-genclik-ve-spor-il-muduru-kabakci-turkiye-derece-soz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kayseri-dereceye-giren-sporcular-kabakci-ziyaret.jpg" type="image/jpeg" length="18784"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun karıştırmak Demans'ı tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/burun-karistirmak-demansi-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/burun-karistirmak-demansi-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyasında yapılan son araştırmalar, demansın en erken belirtilerinden birinin unutkanlık değil, koku alma duyusunda yaşanan değişimler olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle tanıdık kokuların algılanamamasının kritik bir uyarı sinyali olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans denildiğinde akla ilk gelen belirtiler arasında unutkanlık, isimleri hatırlayamama ve günlük işleri karıştırma yer alıyordu. Ancak uzmanlar, bu belirtiler ortaya çıktığında hastalığın beyinde uzun süredir ilerlediğini belirtti.</p>

<h2><strong>ERKEN TEŞHİS İLE HASTALIK YAVAŞLATILABİLİYOR</strong></h2>

<p>Beyindeki hücre kaybı, çoğu zaman sessiz ve fark edilmeden ilerliyordu. Bu nedenle hastalığın erken evrede yakalanması giderek daha kritik hale geldi. Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerleyişi yavaşlatılabiliyor, bireyin bağımsız yaşam süresi uzatılabiliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BİLİM İNSANLARI YENİ ERKEN BELİRTİYİ ORTAYA KOYDU</strong></h2>

<p>Son yıllarda yapılan nörolojik çalışmalar, demansın hafıza kaybından çok daha önce farklı sinyaller verdiğini gösterdi. Bu sinyallerin başında ise koku alma duyusunda yaşanan zayıflama yer aldı.</p>

<p>Araştırmacılar, koku alma duyusunun beyinle olan doğrudan bağlantısı nedeniyle bu değişimin tesadüfi olmadığını belirtti. Koku duyusunda meydana gelen bozulmaların, beynin hafıza merkezlerinde başlayan hasarın erken yansıması olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>KOKU VE HAFIZA ARASINDAKİ GÜÇLÜ BAĞ DİKKAT ÇEKTİ</strong></h2>

<p>Kokuların insan hafızasında bu kadar güçlü bir yer edinmesinin nedeni anatomik yapı ile açıklanıyordu. Görme ve işitme gibi duyular beyinde işlenmeden önce talamus adı verilen bir merkezden geçerken, koku alma duyusu bu süreci atlayarak doğrudan hipokampusa ulaşıyordu.</p>

<p>Hipokampus, hafıza ve duyguların yönetildiği en önemli bölgelerden biri olarak biliniyordu. Bu nedenle bir koku, yıllar öncesine ait bir anıyı aniden canlandırabiliyordu. Aynı bağlantı, nörolojik hastalıkların erken belirtilerinin de koku üzerinden ortaya çıkmasına neden oldu.</p>

<h2><strong>BEYİNDEKİ İLK HASAR KOKU MERKEZİNDE GÖRÜLDÜ</strong></h2>

<p>Uzmanlar, Alzheimer başta olmak üzere demans türlerinde beyinde zararlı protein birikimlerinin rol oynadığını belirtti. Özellikle tau proteinlerinin ilk olarak entorhinal korteks bölgesinde biriktiği tespit edildi.</p>

<p>Bu bölge, koku duyusunun işlendiği kritik merkezlerden biri olarak öne çıktı. Hücre kaybının burada başlaması, koku alma yetisinin erken dönemde zayıflamasına neden oldu. Bu durum, koku kaybının neden hafıza kaybından önce ortaya çıktığını açıkça ortaya koydu.</p>

<h2><strong>UZUN SÜRELİ ARAŞTIRMALAR RİSKİ ORTAYA KOYDU</strong></h2>

<p>Chicago Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir çalışmada yüzlerce yetişkin yıllar boyunca takip edildi. Katılımcılara farklı kokular sunuldu ve bu kokuları tanıyıp tanıyamadıkları ölçüldü.</p>

<p>Elde edilen bulgular, koku alma duyusunda hızlı gerileme yaşayan bireylerde demans gelişme riskinin çok daha yüksek olduğunu gösterdi. Araştırma sonuçlarına göre bu riskin yaklaşık yüzde 89 oranında arttığı belirlendi.</p>

<p>Aynı bireylerde zamanla bilişsel performansın düştüğü, hafıza süreçlerinin yavaşladığı ve günlük yaşam becerilerinde gerileme yaşandığı gözlendi. Bu durum, koku duyusunun sadece bir his değil, aynı zamanda beyin sağlığının önemli bir göstergesi olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Burun Karistirmak Demansa Yol Aciyor" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/burun-karistirmak-demansa-yol-aciyor.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>TANIDIK KOKULARIN KAYBI EN KRİTİK UYARI OLDU</strong></h2>

<p>Uzmanlar, burada en önemli ayrımın altını çizdi. Yeni veya alışılmadık kokuları ayırt edememek tek başına belirleyici kabul edilmedi. Asıl dikkat edilmesi gereken durumun, kişinin yıllardır tanıdığı kokuları algılayamaması olduğu belirtildi.</p>

<p>Günlük yaşamın içinde fark edilmeden ortaya çıkan bu değişimler, çoğu zaman göz ardı edildi. Ancak sürekli kullanılan bir parfümün, sabunun ya da kahvenin kokusunun hissedilmemesi önemli bir uyarı olarak değerlendirildi.</p>

<p>Bu tür belirtiler, beynin hafıza ile bağlantılı bölgelerinde başlayan bozulmanın dışa yansıması olarak kabul edildi.</p>

<h2><strong>YAŞ İLERLEDİKÇE RİSK DAHA DA ARTTI</strong></h2>

<p>Uzmanlar, koku duyusundaki değişimlerin özellikle ileri yaş grubunda daha dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Yaşlanma ile birlikte duyularda doğal bir azalma görülebiliyordu. Ancak ani ve belirgin kayıplar, nörolojik bir sorunun işareti olabiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle yaşlı bireylerin günlük alışkanlıklarında meydana gelen küçük değişimlerin bile gözlemlenmesi gerektiği ifade edildi. Aile bireylerinin de bu süreçte dikkatli olması önerildi.</p>

<h2><strong>ERKEN FARK EDİLEN BELİRTİLER SÜRECİ YAVAŞLATTI</strong></h2>

<p>Bilim insanları, demansın tamamen ortadan kaldırılmasının henüz mümkün olmadığını ancak erken teşhis sayesinde sürecin önemli ölçüde yavaşlatılabildiğini belirtti.</p>

<p>Koku alma duyusundaki değişimlerin erken fark edilmesi, hastalığın başlangıç aşamasında müdahale edilmesine imkan sağladı. Bu da hastaların daha uzun süre bağımsız bir yaşam sürmesine yardımcı oldu.</p>

<p>Uzmanlar, basit görülen belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken, koku duyusundaki değişimlerin ciddiye alınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/burun-karistirmak-demansi-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/burun-karistirak-demans.jpg" type="image/jpeg" length="66824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlar gerçekten vampir olabilir]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/insanlar-gercekten-vampir-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/insanlar-gercekten-vampir-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Porphyria (Porfiri) hastalığı duyanları şaşırtıyor. Bazı araştırmacılar eski vampir efsanelerinin bu hastalıkla ilişkili olabileceğini düşünüyor. Türkiye'de en az bin kişi de görüldüğü iddia edilen hastalığın belirtileri ve sonuçları ise dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Porfiri hastalığı nedir? “Vampir hastalığı” olarak bilinen bu nadir rahatsızlığın belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri neler? Halk arasında vampir hastalığı olarak bilinen bu  rahatsızlığın bulunduğu kişi sayısının Türkiye'de en az bin olduğu iddialar arasında yer alıyor. </p>

<h2>‘<strong>Vampir Hastalığı’ Gerçek mi? Bilimsel Açıklaması Şaşırtıyor</strong></h2>

<p>Halk arasında “vampir hastalığı” olarak anılan Porfiri (Porphyria), nadir görülen ancak etkileri oldukça dikkat çekici bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Araştırmacılar, geçmişte anlatılan vampir hikâyelerinin bazı özelliklerinin bu hastalıkla benzerlik taşıyabileceğini ifade ediyor. Özellikle güneş ışığına karşı hassasiyet ve ciltte meydana gelen değişimler, bu benzetmenin temelini oluşturuyor.<br />
Tıpta “vampirizm” kavramı ise iki farklı şekilde ele alınıyor: fiziksel bir hastalık olan Porfiri ve psikiyatrik bir durum olarak bilinen Renfield Sendromu.</p>

<h2><strong>Fiziksel Vampirizm: Porfiri Hastalığı Nedir?</strong></h2>

<p>Porfiri, vücutta oksijen taşınmasında önemli rol oynayan “hem” maddesinin üretiminde yaşanan bozukluk sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir kan hastalıkları grubudur. Bu süreçte enzimlerin düzgün çalışmaması nedeniyle porfirin adı verilen maddeler vücutta birikir.</p>

<p>Bu birikim; karaciğer, deri ve idrar üzerinde çeşitli belirtilere yol açar. Hastalık aslında tek bir tür değil, farklı alt tiplerden oluşan geniş bir grubu kapsar.</p>

<h2><strong>Dikkat Çeken Belirtiler</strong></h2>

<p>Porfiri hastalarında en sık görülen belirtilerden biri güneş ışığına karşı aşırı hassasiyettir. Güneşe maruz kalındığında ciltte yaralar, kabarcıklar ve kızarıklıklar oluşabilir. Bunun yanı sıra diş etlerinin çekilmesi, dişlerin daha belirgin ve sivri görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Hastalığın diğer dikkat çeken belirtileri arasında kırmızı veya mor renkli idrar, şiddetli karın ağrıları, mide bulantısı ve sindirim sistemi problemleri yer alır. Bazı türlerinde ise nörolojik ve psikolojik etkiler görülebilir. Kas güçsüzlüğü, anksiyete, depresyon ve nadiren halüsinasyonlar bu belirtiler arasında sayılabilir.</p>

<h2><strong>Porfiri Türleri ve Etkileri</strong></h2>

<p>Porfiri hastalığı genel olarak iki ana grupta incelenir. Ciltte belirgin belirtilerle ortaya çıkan konjenital tür, güneş ışığına karşı hassasiyetle kendini gösterir. Akut intermittan porfiri ise daha çok nörolojik belirtilerle ilişkilidir ve ani ataklar şeklinde ortaya çıkabilir.</p>

<p>Eritropoetik porfiri gibi bazı türlerde ise hastalık çocukluk döneminde başlar ve güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ciltte yanma ve kızarıklık meydana gelir.</p>

<h2><strong>Psikolojik Boyut: Renfield Sendromu</strong></h2>

<p>“Vampirizm” kavramının ikinci boyutu olan Renfield Sendromu ise tamamen psikiyatrik bir durumdur. Bu sendromda birey, kan içme veya kanla beslenme dürtüsü gösterebilir. Şiddetli vakalarda kişi kendi kanını ya da başka canlıların kanını tüketme eğilimi gösterebilir. Bu durum genellikle travma, şizofreni veya ciddi kişilik bozuklukları ile ilişkilendirilir.</p>

<h2><strong>Tedavi Süreci Nasıl İlerliyor?</strong></h2>

<p>Porfiri tedavisinde en önemli adım, hastalığın türünün doğru şekilde belirlenmesidir. Tedavi süreci genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Atakların kontrol altına alınması için hastaların tetikleyici faktörlerden uzak durması büyük önem taşır.</p>

<p>Hafif vakalarda karbonhidrat desteği uygulanabilirken, daha ciddi durumlarda hematin infüzyonu tercih edilir. Ayrıca sıvı ve elektrolit dengesi sağlanarak belirtiler hafifletilebilir.</p>

<p>Uzun vadede ise güneşten korunma, düzenli kontroller ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin önemli bir parçasıdır. İleri vakalarda gen tedavisi, karaciğer ya da kemik iliği nakli gibi yöntemler de gündeme gelebilir.</p>

<h2><strong>Porfiri Kalıtsal mı? Tetikleyici Faktörler Neler?</strong></h2>

<p>Porfiri çoğunlukla kalıtsal bir hastalık olarak bilinse de bazı durumlarda sonradan da gelişebilir. Alkol kullanımı, Hepatit C, hormonal değişimler ve bazı ilaçlar hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebilir.<br />
Atakların oluşmasında ise stres, açlık, enfeksiyonlar ve hormon değişimleri önemli rol oynar. Özellikle kontrolsüz ilaç kullanımı bu süreçte risk faktörleri arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yaşam Kalitesi Nasıl Korunur?</strong></h2>

<p>Porfiri hastalarının yaşam kalitesini koruyabilmesi için güneşten korunmaları, alkol ve sigaradan uzak durmaları gerekir. Aynı zamanda dengeli beslenme, düzenli doktor kontrolleri ve psikolojik destek sürecin yönetilmesinde önemli rol oynar.</p>

<p>Bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması ve uzman kontrolünde hareket edilmesi, hastalığın ilerlemesini önlemede kritik bir adımdır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/insanlar-gercekten-vampir-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/vampir-hastaligi.jpg" type="image/jpeg" length="37397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri’nin dibinde yetişiyor! Cinsel hastalıklara sebep olan ot dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayserinin-dibinde-yetisiyor-cinsel-hastaliklara-sebep-olan-ot-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayserinin-dibinde-yetisiyor-cinsel-hastaliklara-sebep-olan-ot-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’nin çevre illerinden Kahramanmaraş’ta yetişen Maraş otunun zararları dikkat çekiyor. Erkeklerde kısırlık oranını arttırdığı ve cinsel bozukluklara neden olduğu ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri başta olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinde son dönemde yeniden gündeme gelen “Maraş otu”, sağlık üzerindeki etkileri nedeniyle uzmanların dikkat çektiği ürünler arasında yer alıyor. Özellikle çevre illerden Kahramanmaraş bölgesinde yaygın şekilde kullanılan bu tütün ürünü, halk arasında zaman zaman “zararsız” olarak algılansa da uzmanlar bunun ciddi bir yanılgı olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kayseri’de yaşayan vatandaşların da merak ederek araştırdığı Maraş otunun, aslında tütünle benzer hatta bazı yönleriyle daha yoğun zararlı etkiler taşıdığı ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>'Cinsel Fonsiyon Bozukluklarına Yol Açıyor'</strong></h2>

<p>Uzman doktorlar Maraş otunun herhangi bir bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi edici etkisinin bulunmadığını vurguluyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Üroloji Uzmanı Opr. Dr.Mustafa Eren, ürünün sigaraya benzer şekilde erkeklerde kısırlık riskini artırdığını ve cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açabildiğini ifade ediyor.</p>

<p>Ayrıca uzun süreli kullanımın sperm parametrelerini olumsuz etkilediği, kalp ve damar hastalıkları riskini yükselttiği de uzmanlar tarafından özellikle belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Ağız Sağlığından Kansere Uzanan Riskler</strong></h2>

<p>İsmet Önler Işık ise Maraş otunun “dumansız olduğu için zararsız” şeklindeki algının tamamen yanlış olduğunu dile getiriyor. Ürünün ağız içinde ciddi tahribatlara neden olduğunu söyleyen uzman, diş eti hastalıkları, diş minesinde erime, beyaz ve kırmızı leke oluşumu gibi sorunların sık görüldüğünü aktarıyor.</p>

<p>Özellikle ağız, dil ve yemek borusu kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türüyle ilişkilendirilen bu maddenin, ilerleyen süreçte “skuamöz hücreli kanser” riskini de artırdığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Sigara’dan Daha Güçlü Bağımlılık ve Hamilelik Riski</strong></h2>

<p>Uzman açıklamalarına göre Maraş otunun içeriğinde bulunan nitrozamin maddesi, sigaraya kıyasla 3 ila 5 kat daha güçlü kanserojen etki gösterebiliyor. Bu durum, kullanıcılar arasında bağımlılığın daha hızlı gelişmesine ve bırakmanın daha zor hale gelmesine neden oluyor.</p>

<p>Özellikle hamilelik döneminde kullanımın büyük risk taşıdığı, ürünün plasenta yoluyla bebeğe geçerek ciddi zararlar oluşturabileceği ifade ediliyor. Ayrıca meşe külü ile karıştırılarak kullanılan bu maddenin diş minesine doğrudan zarar verdiği de vurgulanıyor.</p>

<h2><strong> 'Masum Görünen Tehlike'</strong></h2>

<p>Uzmanlar, Maraş otunun sigara, nargile ve diğer tütün ürünlerinden ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle belirtiyor. Yapılan uyarılarda, bu ürünün tamamen bırakılması ve kullanılmaması gerektiği ifade ediliyor. Bu bitkinin halk arasında yanlış bilinen “zararsızlık” algısının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayserinin-dibinde-yetisiyor-cinsel-hastaliklara-sebep-olan-ot-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/maras-otu.jpg" type="image/jpeg" length="57167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi’nde cilt kanseri farkındalık eğitimi]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kayseri-devlet-hastanesinde-cilt-kanseri-farkindalik-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kayseri-devlet-hastanesinde-cilt-kanseri-farkindalik-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi’nde Dr. Nur Büşra Akdağ tarafından sağlık personeline verilen cilt kanseri farkındalık eğitimi, erken tanının önemi ve güneşten korunma yöntemlerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Devlet Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Büşra Akdağ tarafından hastane personeline 'Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi' verildi.</p>

<h2><strong>Kayseri’de Sağlık Personeline Eğitim</strong></h2>

<p>Kayseri Devlet Hastanesi bünyesinde görev yapan Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Büşra Akdağ, hastane personeline yönelik önemli bir farkındalık eğitimine imza attı. “Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi” başlığıyla düzenlenen programda, özellikle erken tanının hayati rolü vurgulandı.</p>

<h2><strong>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Eğitim kapsamında cilt kanserlerinin erken teşhis edilmesinin tedavi sürecindeki belirleyici etkisine dikkat çekildi. Dr. Akdağ, ciltte meydana gelen şüpheli değişimlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, düzenli kontrollerin önemine değindi. Sağlık personeline aktarılan bilgiler arasında risk faktörleri, genetik yatkınlık ve çevresel etkenler de yer aldı.</p>

<h2><strong>Güneş Işınlarına Dikkat: Yaz Aylarında Risk Artıyor</strong></h2>

<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneş ışınlarına maruziyetin arttığını hatırlatan Akdağ, özellikle uzun süre korunmasız güneş altında kalmanın cilt sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını ifade etti. Güneşe bağlı olarak gelişen cilt lekeleri hakkında da bilgi veren Akdağ, bu lekelerin bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Korunma Yöntemleri ve Güneş Kremi Kullanımı</strong></h2>

<p>Eğitimde, cilt kanserinden korunmanın yolları da detaylı şekilde ele alındı. Güneş koruyucu ürünlerin düzenli kullanımının önemine değinen Dr. Akdağ, özellikle yüksek koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafetlerin de etkili birer önlem olduğu ifade edildi.</p>

<h2><strong>Hastaneden Teşekkür Mesajı</strong></h2>

<p>Eğitim sonrasında Kayseri Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, “Eğitime katkılarından dolayı Dr. Nur Büşra Akdağ’a teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi. Düzenlenen bu tür eğitimlerin sağlık personelinin bilinç düzeyini artırdığı ve toplum sağlığına dolaylı katkı sunduğu belirtildi.</p>

<p>Cilt kanseri konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik bu tür eğitimlerin, hem sağlık çalışanları hem de toplum genelinde bilinç oluşturma açısından büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Erol</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kayseri-devlet-hastanesinde-cilt-kanseri-farkindalik-egitimi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kayseri-devlet-hastanesi-3.jpg" type="image/jpeg" length="37599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ERÜ’de 20 yıldır ücretsiz yapılan taramalar bu sene de yapılmaya başladı!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/erciyes-universitesi-ucretsiz-tarama-kanser-kayseri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/erciyes-universitesi-ucretsiz-tarama-kanser-kayseri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından, farkındalığın arttırılması ve cilt kanserinde erken tanının teşvik edilmesi için ‘ücretsiz ben muayenesi’ etkinliği düzenlendi. Etkinlik ERÜ’de 20 seneyi aşkın bir süredir ücretsiz olarak yapılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri’nin köklü kuruluşlarından olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından cilt kanserlerine karşı farkındalık oluşturmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla ücretsiz ben muayenesi etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı tarafından dermatoloji polikliniğinde düzenlendi.</p>

<p>Her yıl Avrupa genelinde gerçekleştirilen ‘Euromelanoma’ farkındalık çalışmaları kapsamında düzenlenen etkinlikte, vatandaşların benleri dermatoloji uzmanları tarafından ücretsiz olarak değerlendirildi. Uzmanlar, cilt kanserlerinin erken teşhis edilmesi halinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığına dikkat çekerek, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<h2><strong>TÜRKİYE’DE EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ ARASINDA</strong></h2>

<p>ERÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Borlu, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada cilt kanserlerinin hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirtti. Borlu, erken tanının hayat kurtardığını ifade ederek, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><img alt="Kayseri erciyes üniversitesi, tarama, kanser" class="detail-photo img-fluid" height="481" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/eru-kanser-taramasi-1.jpg" width="855" /></p>

<p>Prof. Dr. Murat Borlu açıklamasında, “Cilt kanseri dünyada ve ülkemizde sık görülen kanser türlerinden biridir, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksek olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması, erken tanının teşvik edilmesi ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapılması büyük önem arz etmektedir" diye konuştu.</p>

<h2><strong>‘ERÜ DE 20 YILDIR ÜCRETSİZ BEN TARAMA TESTİ YAPILIYOR’</strong></h2>

<p>Euromelanoma’nın her yıl Avrupa ülkeleriyle eş zamanlı olarak Türkiye’de de düzenlenen önemli bir farkındalık çalışması olduğunu kaydeden Borlu, etkinlik kapsamında vatandaşlara deri kanserleri hakkında bilgilendirme yapıldığını ve ücretsiz ben taramalarının gerçekleştirildiğini dile getirdi. Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı olarak 20 yılı aşkın süredir ücretsiz ben tarama faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Borlu, bu uygulamanın erken teşhis açısından önemli katkılar sağladığını ifade etti.</p>

<h2><strong>‘TÜM AVRUPA ÜLKELERİ İLE BİRLİKTE ÜLKEMİZDE DÜZENLENEN BİR FARKINDALIK ETKİNLİĞİDİR’</strong></h2>

<p>20 yılı aşkın süredir vatandaşlara ücretsiz tarama yapıyoruz diyen Prof. Dr. Murat Borlu, "Euromelanoma her yıl tüm Avrupa ülkeleri ile birlikte ülkemizde düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. Deri kanserleri ile ilgili farkındalığın artması amacıyla bilgilendirme etkinlikleri ve ücretsiz ben tarama aktiviteleri düzenlenmektedir. Bu kapsamda, Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında 20 yılı aşkın süreden beri vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz ben tarama aktivitesi yapmaktayız" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Kayseri erciyes üniversitesi, tarama, kanser" class="detail-photo img-fluid" height="481" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/eru-kanser-taramasi-2.jpg" width="855" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle melanomun en hızlı ilerleyen ve ölümcül sonuçlara yol açabilen deri kanserlerinden biri olduğuna dikkat çeken Borlu, risk grubunda bulunan kişilerin düzenli dermatolojik muayeneden geçmeleri gerektiğini söyledi. Ailesinde deri kanseri öyküsü bulunanlar, vücudunda çok sayıda beni olanlar, benlerinde şekil veya renk değişikliği fark edenler ile bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin yılda en az bir kez dermatoloji uzmanına başvurmasının önemine işaret etti.</p>

<h2><strong>AİLESİNDE KANSER HİKAYESİ OLAN KİŞİLERİN KONTROL ETTİRMELERİ ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Murat Borlu, "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir. Ailesinde deri kanseri hikâyesi olan, çok sayıda beni olan, şüpheli benleri olan ve çeşitli nedenlerle vücut direnci düşük olan hastaların benlerini yılda bir kez dermatoloji uzmanına başvurarak kontrol ettirmeleri son derece önemlidir. Euromelanom kapsamında yılda bir kez yapılan ücretsiz ben tarama etkinliği ile deri kanserlerini erken dönemde tanıyıp tedavi etmek mümkün olacaktır" dedi.</p>

<p>[related-posts id="193714" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sizin Hastalığınız</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/erciyes-universitesi-ucretsiz-tarama-kanser-kayseri</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/eru-kanser-taramasi-3.jpg" type="image/jpeg" length="90238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı tabaktan farklı kaloriler çıkıyor: Bilim insanları sebebini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/ayni-tabaktan-farkli-kaloriler-cikiyor-bilim-insanlari-sebebini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/ayni-tabaktan-farkli-kaloriler-cikiyor-bilim-insanlari-sebebini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda etiketleri gerçeği yansıtmıyor mu? Bilim insanları, aynı yemeği yiyen kişilerin neden farklı kalori aldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır kilo kontrolü yaparken ya da marketten bir ürün alırken ilk baktığımız yer gıda etiketlerinin arkasındaki kalori değerleri oluyor. Ancak laboratuvarda hesaplanan o sayılar, her insanın bedeninde aynı karşılığı bulmuyor. Yapılan son bilimsel araştırmalar, yan masanızdaki kişiyle tamamen aynı yemeği yeseniz bile, vücudunuzun o gıdadan tamamen farklı miktarda enerji elde edebileceğini gösteriyor. Bu durumun arkasındaki sır ise karnımızda taşıdığımız trilyonlarca küçük canlıda, yani bağırsak mikrobiyotamızda saklı.</p>

<p><img alt="Saglık Haberleri (1)" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/saglik-haberleri-1.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Sindirimde Tek Başımıza Değiliz</strong></h2>

<p>Arizona State University bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir araştırma grubu, yiyeceklerin vücudumuza verdiği gerçek enerjiyi ölçmek için ezber bozan bir matematiksel model geliştirdi. Kısa adı DAMM (Digestion, Absorption and Microbial Metabolism - Sindirim, Emilim ve Mikrobiyal Metabolizma) olan bu yeni sistem, yediğimiz besinlerin kalorisini hesaplarken içimizdeki mikrop ekosistemini de denkleme dahil ediyor.</p>

<p>Elde edilen veriler, paketlerin üzerinde yazan kalori miktarlarının, biyolojik gerçekliğimizle her zaman örtüşmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="Saglık Haberleri (2)" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/saglik-haberleri-2.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>'Midemiz ve Bakterilerimiz Ortak Çalışıyor'</strong></h2>

<p>Araştırmanın liderliğini üstlenen Prof. Rosa Krajmalnik-Brown, sindirim olayını sadece insana ait mekanik bir süreç olarak görmenin büyük bir eksiklik olduğunu ifade ediyor. Krajmalnik-Brown'a göre bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar, bizim kendi başımıza parçalayamadığımız sert besin liflerini işleyerek ek bir enerji kaynağına dönüştürüyor. Geliştirilen DAMM modeli de tam olarak vücudumuz ile mikroplar arasındaki bu gizli iş birliğinin röntgenini çekiyor.</p>

<p><img alt="Saglık Haberleri (3)" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/saglik-haberleri-3.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>Yüzyıllık Kalori Hesaplama Yöntemi Tarihe mi Karışıyor?</strong></h2>

<p>Bugün beslenme uzmanlarının ve gıda sektörünün temel aldığı kalori hesapları, aslında bir asırdan daha uzun bir süre önce geliştirilen Atwater sistemine dayanıyor. Bu klasik yöntem; protein, yağ ve karbonhidratları düz bir mantıkla hesaplarken, bağırsak florasının bu süreçteki devasa rolünü tamamen es geçiyor.</p>

<p>Oysa bağırsaklarımızdaki dost bakteriler, özellikle lifli gıdaları tüketerek bunları kısa zincirli yağ asitlerine çeviriyor. Bu durum da bize etiketlerde yazmayan, tamamen kişiye özel ekstra bir enerji transferi sağlıyor.</p>

<h2><strong>Batı Tipi Beslenenler Gizli Kalorilere Maruz Kalıyor</strong></h2>

<p>Araştırmacılar teorilerini kanıtlamak için sağlıklı yetişkinleri iki gruba ayırarak farklı beslenme programları uyguladı:</p>

<p>1. Grup: İşlenmemiş, bol lifli ve dirençli nişasta içeren doğal bir diyetle beslendi.</p>

<p>2. Grup: Lif oranı düşük, paketli ve işlenmiş ürünlerin ağırlıkta olduğu, "Batı tipi" olarak adlandırılan bir beslenme modeli uyguladı.</p>

<p>Katılımcıların enerji emilimleri DAMM modeliyle incelendiğinde çarpıcı bir sonuç ortaya çıktı. Paketli ve işlenmiş gıdalarla beslenen ikinci gruptaki bireylerin, yüksek lifli beslenenlere göre gün içinde ortalama 116 kalori daha fazla emdiği tespit edildi. İşin ilginç yanı, az kalori emen lifli gıda grubundakilerin gün sonunda ekstra bir açlık hissetmemesiydi. Bu da lifin sadece tok tutmadığını, bakterilerin çalışma prensibini değiştirerek enerji dengesini yönettiğini kanıtladı.</p>

<h2><strong> Günlük Ekstra 140 Kalori</strong></h2>

<p>Sindirimi baştan sona parça parça inceleyen sistem, enerjinin %85'inin üst sindirim kanalında absorbe edildiğini gösteriyor. Kalan %15'lik kısım ise kalın bağırsaktaki mikroorganizmaların elinden geçiyor.</p>

<p>Bağırsak bakterilerinin lifleri işleyerek ürettiği kısa zincirli yağ asitleri, insanlara farkında olmadan günlük ortalama 140 kalorilik bir ek enerji sunuyor. Bu da günlük enerjimizin yaklaşık %7,4'ünün tamamen mikroplarımız tarafından üretildiği anlamına geliyor. Üstelik model, bazı bakterilerin ürettiği metan gazını bile hesaplayarak vücuttaki enerji akışını eksiksiz bir şekilde modelliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Gelecekte Bizi Ne Bekliyor?</strong> </h2>

<p>Saygın bilimsel dergilerden PLOS One'da yayımlanan bu çalışmanın sonuçları, zayıflamak ya da formunu korumak isteyenler için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bilim insanları, gelecekte standart diyet listelerinin yerini, bireylerin bağırsak haritasına göre hazırlanan kişiselleştirilmiş beslenme programlarının alacağını öngörüyor. Çünkü bir yiyeceğin size kaç kalori getireceği, sadece tabağınızdaki porsiyonla değil, bağırsaklarınızla da ilişkili olmasıyla dikkat çekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/ayni-tabaktan-farkli-kaloriler-cikiyor-bilim-insanlari-sebebini-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/saglik-haberleri.jpg" type="image/jpeg" length="93185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi ve inmede çığır açabilecek ilaç için Türkiye hamlesi!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/kalp-krizi-ve-inmede-cigir-acabilecek-ilac-icin-turkiye-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/kalp-krizi-ve-inmede-cigir-acabilecek-ilac-icin-turkiye-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi ve akut iskemik inme tedavisinde kullanılabilecek TS01 biyolojik molekülü için Faz II ve Faz III klinik çalışmalarının Türkiye’de yürütülmesi amacıyla TSI Türkiye kuruldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Faz I klinik çalışmaları başarıyla tamamlanan TS01 adlı biyolojik molekül için Türkiye’de Faz II ve Faz III çalışmalarını yürütmek amacıyla TSI Türkiye kuruldu. Proje, Türkiye’nin biyoteknoloji alanında küresel ölçekte üretim ve ihracat kapasitesi oluşturmasını hedefliyor. </p>

<p>TS01 adlı biyolojik molekül için Faz II ve Faz III klinik çalışmalarını Türkiye’de yürütmek üzere TSI Türkiye kuruldu. Proje, üretim, ihracat ve biyoteknoloji yatırımlarında Türkiye’yi bölgesel merkez haline getirmeyi amaçlıyor.</p>

<h2><strong>TSI Türkiye, Biyoteknoloji Alanında Yeni Dönem Başlatıyor</strong></h2>

<p>TSI ABD tarafından Faz I klinik çalışması başarıyla tamamlanan patentli biyolojik büyük molekül ürünü TS01’in, kalp krizi ve akut iskemik inme gibi yüksek klinik ihtiyaç bulunan alanlarda kullanılmak üzere Faz II ve Faz III çalışmalarının Türkiye’de yürütülmesi amacıyla TSI Türkiye kuruldu.</p>

<p>Av. Cengiz Aydemir, Prof. Dr. Abdülhakim Coşkun, Albaraka Portföy Yönetimi A.Ş. Unifon - Biotech Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve TSI ABD ortaklığında kurulan TSI Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Dr. Kemal Oğuz Kalafat getirildi. Ruva Global Danışmanlık A.Ş.'nin danışmanlığında gerçekleştirilen yeni şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Av. Cengiz Aydemir olurken, yönetim kurulu üyesi olarak da ABD’nin köklü üniversitelerinden Brown Üniversitesi’nde dersler veren ekonomist Öner Tulum atandı.</p>

<h2><strong>Klinik Süreçler Türkiye Merkezli Yürütülecek</strong></h2>

<p>Proje kapsamında Faz II ve Faz III klinik çalışmaları TSI Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Molekülün klinik araştırma süreçlerini Mene Health Group üstlenecek. Ayrıca TİTCK nezdindeki izin ve onay süreçleri ile TÜSEB destek mekanizmaları çerçevesinde ilerlenmesi konusunda mutabakata varıldı.</p>

<p>TSI Başkanı Judith Gurewich’in eşi, Harvard Üniversitesi mezunu Prof. Dr. Victor Gurewich’in keşfettiği molekülün, çalışmalar tamamlandıktan sonra üretim, satış ve ticarileştirme haklarının Türkiye merkezli yapılandırılması planlanıyor.</p>

<h2><strong>Türkiye’de Üretim Tesisi Planlanıyor</strong></h2>

<p>Ortaklık kapsamında Türkiye’de üretim tesisi kurulması da gündemde. TSI Başkanı Judith Gurewich, Türkiye’nin üretim merkezlerinden biri olacağını ve fabrika yatırımı için yer çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.</p>

<p>Gurewich, Türkiye’nin güçlü ilaç altyapısına rağmen çoğunlukla jenerik üretime dayalı yapısının katma değer açısından sınırlı kaldığını belirterek TS01’in bu yapıyı değiştirebileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>'Biyoteknoloji Hub’ı Dedefleniyor'</strong></h2>

<p>Gurewich, projenin Türkiye’yi biyoteknoloji alanında bölgesel bir merkez haline getirebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu model Türkiye biyoteknoloji ekosistemi açısından öncü ve ilk olma niteliği taşıyor. Zaman içinde Türkiye’yi bölgesel bir biyoteknoloji hub’ına dönüştürebilir.”</p>

<h2><strong>30 Ülkeye İhracat Hedefi</strong></h2>

<p>TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Oğuz Kalafat, Türkiye’nin ilk kez kendi molekülüne sahip olmasının kritik bir eşik olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalafat, Türkiye’nin ilaç sektöründe 6-7 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunduğunu belirterek TS01 ile MENA bölgesindeki 30 ülkeye ihracat hedeflendiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>'Yatırımcılar Projeye Dahil Olabilecek'</strong></h2>

<p>TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cengiz Aydemir, projenin Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına uygun bir girişim sermayesi yapısı üzerinden yürütülmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Aydemir, bireysel ve kurumsal yatırımcıların güvenli bir modelle projeye katılabileceğini belirterek bunun Türkiye’de ölçeklenebilir biyoteknoloji yatırımları açısından ilk örneklerden biri olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Biyoteknoloji Fonu Kritik Rol Üstleniyor</strong></h2>

<p>Unifon-Biotech GSYF Fon Yatırım Komitesi Başkanı Prof. Dr. Abdülhakim Coşkun ise Türkiye’de biyoteknoloji ekosisteminin güçlenmesi için bu tür projelerin kritik olduğunu belirtti.</p>

<p>TSI Türkiye projesi, yalnızca bir ilaç geliştirme girişimi olmanın ötesinde; üretim, klinik araştırma, yatırım ve ihracat boyutlarıyla Türkiye’yi biyoteknoloji alanında bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefleyen stratejik bir model olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/kalp-krizi-ve-inmede-cigir-acabilecek-ilac-icin-turkiye-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/06/2026/06/kanser-ve-inme-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="66430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram tatili bitti: Tatil sonrası sendromu başladı!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/bayram-tatili-bitti-tatil-sonrasi-sendromu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/bayram-tatili-bitti-tatil-sonrasi-sendromu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz günlük bayram tatilinin ardından işe dönüşte yaşanan isteksizlik, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı birçok kişinin ortak sorunu haline geliyor. Uzmanlar, tatil sonrası sendromunu aşmanın yollarını açıklarken, küçük adımların ve doğru alışkanlıkların önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinin ardından iş yaşamına ve günlük rutine dönüşte yaşanan isteksizlik, yorgunluk ve dikkat dağınıklığının doğal bir süreç olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun psikolojide “tatil sonrası sendromu” ya da “tatil sonrası adaptasyon süreci” olarak tanımlandığını ifade ediyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Travma Uygulama ve Araştırma Merkezi Uzman Psikoloğu Beyza İshakoğlu Alaçam, uzun tatiller sonrasında birçok kişinin çalışma düzenine yeniden uyum sağlamakta güçlük çektiğini söyledi. Tatil döneminde beynin daha esnek ve rahat bir düzene alıştığını belirten Alaçam, günlük sorumlulukların yeniden başlamasının kısa süreli uyum sorunlarına neden olabileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>‘BEYİN ADAPTE OLAMIYOR’</strong></h2>

<p>Dokuz günlük bayram tatilinin ardından yeniden normal yaşama dönüş sürecini değerlendiren Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam, "Alarm sesiyle uyanmak, trafiğe girmek, iş kıyafetlerini giymek açık konuşmak gerekirse bu süreç pek çoğumuz için pek de kolay ilerlemeyecek. Bugünlerde birçok kişiden benzer cümleler duyarız; ‘hiç işe gidesim yok.' Öncelikle iyi haber şu, yalnız değilsiniz. Aslında tembel veya yetersiz de değilsiniz. Çünkü psikolojide biz bu duruma tatil sonrası sendromu ya da tatil sonrası adaptasyon süreci diyoruz. Hissedilen o isteksizlik ve adaptasyon güçlüğü diyoruz. Aslında beynin rutin değişiminde verdiği oldukça doğal bir tepki. Tatilde beynimiz daha esnek bir düzene alışıyor. Uyku saatleri değişiyor, sorumluluklar azalıyor, sosyal hayat artıyor, haliyle beyin daha fazla rahatlama ve keyif hissi yaşamaya başlıyor. Tatil bittiğinde ise bir anda alarm sesleri, trafik, mailler, sorumluluklar, çocukların okul düzeni, o yoğun tempo geri geliyor. Beyin bu hızlı geçişe de bir anda adapte olamıyor ve kısa süreli bir direnç gösterebiliyor. O yüzden insanlar işe geri döndüklerinde dikkat dağınıklığı, isteksizlik, yorgunluk, hatta bazen kaygı ve mutsuzluk yaşayabiliyorlar" dedi.</p>

<p>Uzmanlara göre tatil sonrası dönemde yaşanan bu belirtiler çoğu zaman geçici oluyor ve birkaç gün içerisinde normale dönüyor.</p>

<h2><strong>‘KÜÇÜK ADIMLAR MOTİVASYONU YENİDEN KAZANDIRIYOR’</strong></h2>

<p>Tatil dönüşünde yapılan en büyük hatalardan birinin ilk günden yüksek performans beklemek olduğunu vurgulayan Alaçam, zihinsel uyum sürecine zaman tanınması gerektiğini söyledi. Alaçam, "Buradaki en büyük hata tatilden döner dönmez kendimizden yüzde 100 performans beklemek. Oysa zihnimizin de belli bir adaptasyona ihtiyacı var. İlk birkaç günü ısınma süreci gibi görmek gerekiyor. Uyku düzenini toparlamak, küçük hedeflerle başlamak, ‘neden bu kadar isteksizim' diye kendimizi suçlamamamız çok çok önemli. Çünkü aslında motivasyon bekleyince gelen bir şey değil, harekete geçtikçe oluşabilen bir şey. Küçük adımlar atmak, o yapılacaklar listesinde hedeflere odaklanıp adım adım ilerlemek beynin ben tekrar üretkenim moduna geçmesine oldukça yardımcı oluyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Uzmanlar, yapılacak işleri öncelik sırasına koymanın ve gerçekçi hedeflerle ilerlemenin adaptasyon sürecini kolaylaştırdığına dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>‘RUH SAĞLIĞINI SADECE TATİLLERE BIRAKMAYIN’</strong></h2>

<p>Modern yaşamın yoğun temposunun insanların zihinsel olarak yıpranmasına neden olduğunu ifade eden Alaçam, tatillerin bu yükü kısa süreli hafiflettiğini ancak kalıcı çözüm olmadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bir de insanlardan şunu çok duyuyoruz; ‘Tatil çok güzeldi, gerçek hayata dönmek istemiyorum.' Aslında burada mesele sadece tatilin güzelliği de değil, günlük hayatın ne kadar yorucu hale geldiği ile de ilgili. Çünkü modern yaşamda insanlar, hepimiz aslında sürekli bir şeylere yetişmeye, bir şeylere hazır hale gelmeye çalışıyoruz. Tatilde de biraz nefes alabilen zihnimiz tekrar o yoğun tempoya dönerken doğal olarak zorlanıyor. Ruh sağlığını sadece yılda bir yapılan tatillerle toparlamaya çalışmak yerine, çünkü bu çok sürdürülebilir değildir, insanların günlük yaşamlarında da kendilerine iyi gelen küçük alanlar oluşturmaları gerekiyor. Ne gibi; kısa molalar, sosyal temaslar, hobiler, dinlenme alanları oluşturmaları gerekiyor. Çünkü aslında ruh sağlığı sadece zor zamanlarda değil, günlük yaşamın içinde de korunmalı. Biz de travma uygulama ve araştırma merkezi olarak çocuk, ergen ve yetişkin alanında hem yüz yüze hem de online psikolojik destek hizmetleri veriyoruz. Eğer kişinin yaşadığı bu motivasyon kaybı, stres ya da uyum sorunları günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemeye başladıysa profesyonel destek alması süreci çok daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilmekte" diye konuştu.</p>

<p>Uzmanlar, tatil sonrası yaşanan uyum sorunlarının uzun sürmesi ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi halinde profesyonel destek alınmasının önem taşıdığını vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/bayram-tatili-bitti-tatil-sonrasi-sendromu-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/tatil-sonrasi-sendromu-2.jpg" type="image/jpeg" length="36256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu hastalığı olanlar çilek'ten uzak durmalı!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/bu-hastaligi-olanlar-cilekten-uzak-durmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/bu-hastaligi-olanlar-cilekten-uzak-durmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çilek sağlıklı bir meyve olarak bilinse de uzmanlar, bazı bireylerde ciddi alerjik reaksiyonlara ve solunum sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Huş ağacı poleni alerjisi, histamin intoleransı ve salisilat hassasiyeti bulunan kişiler için çileğin risk oluşturabileceği belirtildi. İşte detaylar…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme uzmanları, lif ve antioksidan deposu olarak bilinen çileğin, bazı spesifik kronik rahatsızlıkları ve alerjileri olan bireylerde solunum krizleri, gıda zehirlenmesi benzeri semptomlar ve akut cilt döküntülerine yol açabileceğini açıkladı. Huş ağacı poleni alerjisi, histamin intoleransı veya salisilat hassasiyeti bulunan kişilerin çilek tüketiminden tamamen uzak durması gerektiği bildirildi. Respo Center beslenme uzmanı Aleksandra Kuren, gıda otoritelerine yaptığı açıklamada, çileğin herkes için güvenli bir meyve olmadığını kronik vaka örnekleriyle duyurdu.<br />
Yapılan klinik değerlendirmelere göre, çilek tüketimi sonrasında döküntü, dudak ve ağız çevresinde ani şişme, mide rahatsızlıkları ile solunum yolları tıkanıklığı gibi ciddi alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Semptomların bir kısmı tüketimin hemen ardından ortaya çıkarken, bazılarının ise vücutta saatler sonra aktifleştiği saptandı.</p>

<p><img alt="Cilek Hastalik" class="detail-photo img-fluid" height="705" src="https://kayserihabercom.teimg.com/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/cilek-hastalik.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>HUŞ AĞACI POLENİ ALERJİSİ OLANLARDA ÇAPRAZ REAKSİYON RİSKİ</strong></h2>

<p>Tıbbi verilere göre, huş ağacı polenine alerjisi olan bireyler, çilek tükettiklerinde “çapraz reaksiyon” adı verilen akut bir sendromla karşı karşıya kalıyor. Özellikle polen konsantrasyonunun zirve yaptığı dönemlerde çilek yenmesi; ağız içinde şiddetli kaşıntı, yanma ve dudakların nefes almayı zorlaştıracak boyutta şişmesine neden oluyor. Uzmanlar, vücut direncinin düştüğü hastalık dönemlerinde bu semptomların daha agresif seyrettiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HİSTAMİN VE SALİSİLAT İNTOLERANSI ASTIMI TETİKLİYOR</strong></h2>

<p>Çilek, insan vücudunda histamin salınımını doğrudan artıran kimyasal bir formüle sahiptir. Bu durum, histamin intoleransı bulunan hassas kişilerde kurdeşen, migren boyutunda baş ağrıları, kronik öksürük ve ani nefes darlığı krizlerini tetikliyor.<br />
Ayrıca meyvenin yapısında doğal olarak bulunan salisilat maddesi, salisilat hassasiyeti olan ya da aspirin diyeti uygulayan hastalarda burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve astım semptomlarının akut olarak şiddetlenmesine yol açıyor.</p>

<h2><strong>BEYAZ ÇİLEK DE TAMAMEN GÜVENLİ DEĞİL</strong></h2>

<p>Sosyal ağlarda ve forumlarda alternatif olarak sunulan ananas aromalı beyaz çileğin (pineberry) alerji yapmadığı yönündeki iddialar ise uzmanlar tarafından yalanlandı. Kırmızı pigmente sahip olmaması bu meyveyi tamamen zararsız kılmıyor. Beyaz çileklerin de salisilat başta olmak üzere alerjik reaksiyonu tetikleyen tüm ana kimyasal bileşenleri bünyesinde barındırdığı saptandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/bu-hastaligi-olanlar-cilekten-uzak-durmali</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/cilek-hastalik-2.jpg" type="image/jpeg" length="82579"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyninin yarısı alındı ama yaşamaya devam etti!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/beyninin-yarisi-alindi-ama-yasamaya-devam-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/beyninin-yarisi-alindi-ama-yasamaya-devam-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp dünyasında şaşkınlık yaratan “Hemisferektomi” gerçeği dikkat çekiyor. Hemisferektomi Ameliyatı Nedir? Neden yapılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şiddetli epilepsi vakalarında uygulanan hemisferektomi ameliyatı sonrası hastalar yaşamına devam edebiliyor. Özellikle çocuklarda beynin inanılmaz uyum yeteneği dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Beynin Yarısı Alınırsa Ne Olur?</strong></h2>

<p>Beynin yarısının alınması fikri çoğu insana imkânsız gibi gelse de tıp dünyasında bu durumun gerçek bir karşılığı var. Hemisferektomi, özellikle kontrol altına alınamayan ağır epilepsi vakalarında uygulanan radikal bir beyin cerrahisi yöntemidir.</p>

<p>Bu operasyon, beynin bir yarım küresinin tamamen çıkarılması ya da işlevsiz hale getirilmesiyle gerçekleştirilir. Amaç, hastada hayatı tehdit eden nöbetlerin kontrol altına alınmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hemisferektomi Nedir?</strong></h2>

<p>Hemisferektomi bir hastalık değil, cerrahi bir tedavi yöntemidir. İki temel türü bulunur:</p>

<p>• Anatomik hemisferektomi: Beynin hastalıklı yarım küresinin tamamen çıkarılması</p>

<p>• Fonksiyonel hemisferotomi: Beynin bir yarısının yerinde bırakılarak diğer yarıyla olan sinirsel bağlantıların kesilmesi</p>

<p>Bu yöntem, özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve beynin tek tarafında ciddi hasar bulunan hastalarda uygulanır.</p>

<h2><strong>Neden Uygulanır?</strong></h2>

<p>Bu ameliyatın temel amacı, şiddetli ve yaşamı tehdit eden epileptik nöbetleri durdurmaktır. Özellikle çocuk hastalarda, beynin bir yarısında ağır hasar ya da doğuştan gelişim bozukluğu varsa tercih edilir.</p>

<p>Tıp literatürüne göre bu yöntem, bazı durumlarda son çare olarak değerlendirilir ancak başarı oranı dikkat çekicidir.</p>

<h2><strong>En Şaşırtıcı Gerçek Beynin Uyum Gücü</strong></h2>

<p>Hemisferektomiyi en ilginç kılan nokta, beynin özellikle çocukluk döneminde gösterdiği olağanüstü uyum yeteneğidir.</p>

<p>Ameliyat sonrası süreçte:</p>

<p>• Çocuklar yeniden konuşmayı öğrenebilir</p>

<p>• Yürüme yetisini geri kazanabilir</p>

<p>• Günlük yaşamlarını büyük ölçüde sürdürebilir</p>

<p>Bu durum, beynin “nöroplastisite” olarak bilinen yeniden yapılanma kapasitesini gözler önüne serer.</p>

<h2><strong>Ameliyat Sonrası Yaşam</strong></h2>

<p>Her ne kadar ameliyat nöbetleri büyük ölçüde durdursa da bazı kalıcı etkiler görülebilir:</p>

<p>• Vücudun bir tarafında güç kaybı (hemiparezi)</p>

<p>• Görme alanında kayıplar</p>

<p>• Motor becerilerde sınırlılıklar</p>

<p>Buna rağmen birçok hasta, bağımsız şekilde yürüyebilen ve konuşabilen bir yaşam sürdürebilir.</p>

<h2><strong>Tıbbın En İlginç Gerçeklerinden Biri</strong></h2>

<p>Hemisferektomi, insan beyninin sınırlarını ve aynı zamanda potansiyelini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Beynin yarısının alınmasına rağmen yaşamın devam etmesi, nörolojinin en etkileyici başarı hikâyeleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/beyninin-yarisi-alindi-ama-yasamaya-devam-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/beyin-1.jpg" type="image/jpeg" length="95384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyuyamadığı için ölen insanlar!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/uyuyamadigi-icin-olen-insanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/uyuyamadigi-icin-olen-insanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ölümcül Ailesel Uykusuzluk (Fatal Familial Insomnia), prion kaynaklı nadir bir beyin hastalığıdır. Belirtileri, evreleri ve etkileri hakkında detaylı bilgiler haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ölümcül Ailesel Uykusuzluk (Fatal Familial Insomnia), beyindeki talamus bölgesini etkileyen nadir ve ölümcül bir prion hastalığıdır. Belirtileri, genetik geçişi ve uyku üzerindeki yıkıcı etkileri hakkında bilinmeyenler haberimizde...</p>

<h2><strong>Ölümcül Ailesel Uykusuzluk Nedir?</strong></h2>

<p>Fatal Familial Insomnia, beyinde özellikle uyku düzenini kontrol eden talamus bölgesini etkileyen, son derece nadir ve genetik geçişli bir prion hastalığıdır. Bu hastalıkta beyin, uyku üretme ve düzenleme yetisini giderek kaybeder.</p>

<p>Hastalık genellikle başlangıçta sıradan bir uykusuzluk gibi görünür. Ancak süreç ilerledikçe tablo çok daha ağır bir hal alır ve hem zihinsel hem de fiziksel fonksiyonlarda ciddi bozulmalar ortaya çıkar.</p>

<h2><strong>Hastalığın İlk Belirtileri</strong></h2>

<p>Ölümcül Ailesel Uykusuzluk genellikle sinsi başlar. İlk dönemlerde kişilerde şu belirtiler görülebilir:</p>

<p>Hafif ama giderek artan uykusuzluk<br />
Gece boyunca sık uyanma<br />
Huzursuzluk ve içsel gerginlik</p>

<p>Bu aşamada çoğu zaman durum basit bir insomnia olarak değerlendirilebilir.</p>

<h2><strong>İlerleyen Dönemde Görülen Belirtiler</strong></h2>

<p>Hastalık ilerledikçe beynin uyku merkezinin daha fazla etkilenmesiyle birlikte tablo ağırlaşır. Bu süreçte:</p>

<p>Panik atak benzeri durumlar<br />
Halüsinasyonlar<br />
Hafıza kaybı<br />
Konsantrasyon bozukluğu<br />
İstemsiz kas hareketleri<br />
Tam uyku kaybına yakın durumlar</p>

<p>gibi ciddi nörolojik ve psikiyatrik belirtiler ortaya çıkar.</p>

<h2><strong>Beyinde Ne Olur? (En Kritik Nokta)</strong></h2>

<p>Bu hastalığın en önemli özelliği, uyku probleminin psikolojik değil, beyin kaynaklı yapısal bir bozulma olmasıdır.</p>

<p>Prion adı verilen anormal proteinler, beyindeki talamus bölgesinde birikerek sinir hücrelerine zarar verir. Talamus, uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen temel merkezlerden biridir.</p>

<p>Bu nedenle hastada uyku ilaçları genellikle etkisiz kalır. Çünkü sorun dışsal bir uyarım eksikliği değil, doğrudan beyin yapısının zarar görmesidir.</p>

<h2><strong>Genetik Geçiş ve Ailevi Risk</strong></h2>

<p>Ölümcül Ailesel Uykusuzluk, kalıtsal bir hastalıktır. Aynı aile içinde nesiller boyunca aktarılabilir. Bu yönüyle oldukça nadir ama ciddi bir genetik risk taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalık, prion hastalıkları grubunda yer alır ve ilerleyici yapısı nedeniyle zaman içinde ağır nörolojik yıkıma yol açar.</p>

<h2><strong>Hastalığın Seyri ve Sonuçları</strong></h2>

<p>Hastalık ilerledikçe uyku tamamen ortadan kalkabilir ve bu durum vücut üzerinde zincirleme etkiler oluşturur:</p>

<p>Bağışıklık sisteminde zayıflama<br />
Sinir sistemi çöküşü<br />
Şiddetli bilişsel gerileme<br />
Fiziksel fonksiyon kaybı</p>

<p>Genellikle ilerleyici ve geri dönüşsüz bir seyir izler.</p>

<h2><strong>Uykusuzluk Tedavi Edilmezse Ne Olur?</strong></h2>

<p>Basit uykusuzluk (insomnia) bile tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bunlar arasında:</p>

<p>Yaşam kalitesinde düşüş<br />
Kronik yorgunluk<br />
Konsantrasyon kaybı<br />
Madde kullanım riskinde artış<br />
Kalp hastalıkları riskinde yükselme<br />
Diyabet riskinde artış yer alabilir.</p>

<p>Bu nedenle uyku problemleri hafife alınmamalı ve uzun süre devam eden durumlarda uzman desteği alınmalıdır.</p>

<p>Fatal Familial Insomnia, nadir görülmesine rağmen etkileri oldukça ağır olan, genetik ve nörolojik temelli ciddi bir hastalıktır. Uyku düzeninin beyindeki fiziksel bir bozulma nedeniyle tamamen kaybolması, onu tıp dünyasında en dikkat çekici hastalıklardan biri haline getirir.</p>

<p>Erken fark edilmesi zor olsa da, belirtilerin ilerlemesi durumunda mutlaka nörolojik değerlendirme gerektirir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/uyuyamadigi-icin-olen-insanlar</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/olum-uykusuzlugu.jpg" type="image/jpeg" length="52482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu iki ayda zirve yapıyor! Uzmanlardan KKKA uyarısı: Sürekli kontrol edin!]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/uzmanlardan-kkka-uyarisi-surekli-kontrol-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/uzmanlardan-kkka-uyarisi-surekli-kontrol-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakaları artış gösterdi. Uzmanlar, özellikle haziran ve temmuz aylarında yoğunlaşan KKKA hastalığına karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle kırsal bölgelerde bulunan vatandaşların korunma yöntemlerine dikkat etmesi ve kene temasında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Türkiye genelinde havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Özellikle kırsal kesimlerde daha sık görülen keneler nedeniyle ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), uzmanlara göre ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Enfeksiyon hastalıkları uzmanları, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla riskin daha da yükseldiğine dikkat çekerken, vatandaşların özellikle doğa gezileri, tarla ve bahçe çalışmaları sırasında daha tedbirli davranması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2><strong>Vakalar Özellikle Bu Dönemde Artıyor</strong></h2>

<p>Klinik Mikrobiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Karakeçili, KKKA vakalarının özellikle haziran ortası ile temmuz ayında yoğun şekilde görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bu yıl kene popülasyonunda belirgin bir artış yaşandığını ifade eden Karakeçili, kene ile temas eden kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasının büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<h2><strong>'Keneye Çıplak Elle Müdahale Etmeyin'</strong></h2>

<p>Uzmanlar, vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin keneyi bilinçsiz şekilde çıkarmaya çalışmak olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Karakeçili, sağlık merkezine ulaşımın mümkün olmadığı durumlarda kenenin dikkatli şekilde çıkarılması gerektiğini ifade ederek, çıplak elle temas edilmemesi konusunda uyardı.</p>

<p>Kenenin eldiven, poşet ya da cımbız yardımıyla uygun yöntemlerle çıkarılması gerektiğini belirten Karakeçili, yanlış müdahalelerin enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kırsal Alanlarda Kapalı Kıyafet Önerisi</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre alınacak basit önlemler, kene tutunma riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Özellikle kırsal bölgelerde açık kıyafetlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Karakeçili, vatandaşlara kapalı ayakkabı tercih etmeleri ve pantolon paçalarını çorap içine sokmaları tavsiyesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kenelerin genellikle yer seviyesinden vücuda tutunduğunu hatırlatan uzmanlar, doğadan döndükten sonra vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>Koruyucu Spreyler de Öneriliyor</strong></h2>

<p>Kene riskine karşı koruyucu spreylerin kullanılabileceğini belirten uzmanlar, vatandaşların paniğe kapılmadan bilinçli hareket etmelerinin önemli olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Özellikle yaz aylarında artış gösteren KKKA vakalarına karşı erken müdahalenin hayati önem taşıdığı belirtilirken, uzmanlar şüpheli durumlarda mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/uzmanlardan-kkka-uyarisi-surekli-kontrol-edin</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/kkka-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="52208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fazla et tüketmek hangi hastalıklara yol açar?]]></title>
      <link>https://www.kayserihaber.com/fazla-et-tuketmek-hangi-hastaliklara-yol-acar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kayserihaber.com/fazla-et-tuketmek-hangi-hastaliklara-yol-acar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda aşırı et tüketiminin sindirim sorunlarından yüksek kolesterole, böbrek taşından kalp hastalıklarına kadar birçok sağlık problemine yol açabileceği belirtilirken, etin kontrollü ve dengeli tüketilmesi gerektiği vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı et, yüksek protein, demir ve B vitamini içeriği nedeniyle beslenmenin önemli parçalarından biri olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, özellikle Kurban Bayramı döneminde artan kontrolsüz et tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya Kanser Araştırma Derneği de kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre aşırı kırmızı et tüketimi; sindirim sistemi rahatsızlıkları, yüksek kolesterol, safra kesesi problemleri ve böbrek taşı gibi birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. Özellikle yağlı etlerin sık tüketilmesi kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor.</p>

<h2><strong>SİNDİRİM SİSTEMİ İLK ETKİLENEN BÖLGE OLUYOR</strong></h2>

<p>Fazla miktarda kırmızı et tüketildiğinde mide ve bağırsak sistemi daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Sindirimi zor olan et, özellikle kavurma ve kızartma şeklinde tüketildiğinde mide ağrısı, şişkinlik, gaz ve kramp gibi sorunlara neden olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, etin haşlama veya ızgara yöntemiyle pişirilmesini önerirken, yanında mutlaka lif açısından zengin sebze ve salata tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>KABIZLIK VE ŞİŞKİNLİK ŞİKAYETLERİ ARTABİLİYOR</strong></h2>

<p>Bayram dönemlerinde kısa sürede fazla miktarda et tüketilmesi bağırsak düzenini bozabiliyor. Lif oranı düşük beslenme nedeniyle kabızlık problemi sık görülüyor. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmemesi de bu şikayetleri artırıyor.</p>

<p>Uzmanlar, günlük en az 8-10 bardak su içilmesini ve etin yanında sebze, yoğurt, ayran gibi destekleyici besinlere yer verilmesini tavsiye ediyor.</p>

<h2><strong>BÖBREK TAŞI RİSKİNE DİKKAT!</strong></h2>

<p>Yağlı kırmızı et tüketiminin artması safra kesesi üzerinde de olumsuz etki oluşturabiliyor. Özellikle safra kesesinde taş veya çamur bulunan kişilerde bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Öte yandan fazla et tüketimi vücutta ürik asit seviyesini yükselterek gut hastalığını tetikleyebiliyor. Böbrek taşı geçmişi bulunan kişilerde ise taş oluşum riskinin arttığı belirtiliyor.</p>

<h2><strong>KALP VE TANSİYON HASTALARI DA ETKİLENİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre aşırı yağlı kırmızı et tüketimi kötü kolesterol seviyesini yükseltebiliyor. Bu durum özellikle yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastalarında ciddi risk oluşturuyor.</p>

<p>Sağlık otoriteleri, haftalık pişmiş kırmızı et tüketiminin 350 ila 500 gramı geçmemesini öneriyor. Kalp ve damar hastalığı bulunan bireylerin ise günlük 100 gramdan fazla kırmızı et tüketmemesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2><strong>KURBAN ETİ HEMEN TÜKETİLMEMELİ</strong></h2>

<p>Uzmanlar, yeni kesilen kurban etinin hemen tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Etin en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiği ifade edilirken, bu sürenin soğuk ortamda geçirilmesinin daha sağlıklı olduğu aktarılıyor.<br />
Ayrıca et tüketiminin gece geç saatlere bırakılmaması, yatmadan en az 4 saat önce yemek yemenin sonlandırılması öneriliyor.</p>

<h2><strong>UZMANLARDAN TÜKETİM ÖNERİLERİ</strong></h2>

<p>Sağlıklı et tüketimi için uzmanların önerileri şöyle sıralanıyor:</p>

<p>Eti sebze ve salata ile birlikte tüketin<br />
Gün içinde bol su için<br />
Yağsız et tercih edin<br />
Kızartma yerine haşlama ve ızgara yöntemlerini kullanın<br />
Eti yavaş ve iyi çiğneyin<br />
Gazlı ve şekerli içeceklerden kaçının<br />
Gün içinde hareket etmeye özen gösterin</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kayserihaber.com/fazla-et-tuketmek-hangi-hastaliklara-yol-acar</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kayserihabercom.teimg.com/crop/1280x720/kayserihaber-com/uploads/2026/05/2026/05/et-yemek-hangi-rahatsizliklara-yol-acar.jpg" type="image/jpeg" length="47224"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
