Süleyman Soylu’nun açtığı ikinci manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 10 bin lira manevi tazminatı yasal faiziyle birlikte ödemesine hükmetti.
Mahkemeden Özgür Özel Hakkında Yeni Karar
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu tarafından açılan ikinci manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özgür Özel aleyhine hüküm kurarak 10 bin lira manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verdi.
Dava süreci, Özgür Özel’in “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinde yaptığı açıklamalar sonrası başladı. Özel’in konuşmalarında Süleyman Soylu’ya yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle dava açıldığı öğrenildi.
Mitingdeki Sözler Dava Konusu Oldu
Özgür Özel, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden yapılan “terörist” tartışmalarına değinerek Süleyman Soylu’ya yönelik sert ifadeler kullandı.
Mahkemeye taşınan süreçte, Soylu’nun avukatları kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını savundu. Yapılan değerlendirme sonrası mahkeme, manevi tazminat talebini haklı bularak 10 bin liralık ödeme kararına hükmetti.
Önceki Dava da Soylu Lehine Sonuçlanmıştı
İki siyasetçi arasında daha önce görülen başka bir manevi tazminat davasında da karar Süleyman Soylu lehine çıkmıştı. Dava konusu olayda Özgür Özel’in sosyal medya paylaşımında kullandığı “Sahtekar Sülü” ifadesi yargıya taşınmıştı.
İstinaf mahkemesi, söz konusu ifadelerin ifade özgürlüğü ve değer yargısı kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar verdi. Kararda, siyasetçilere yönelik eleştirilerin daha geniş sınırlar içinde değerlendirildiği ancak kullanılan ifadelerin ağır eleştiri sınırını aştığı belirtildi.
25 Bin Liralık Karar da Hatırlatıldı
Mahkeme kararında, daha önce görülen davada Özgür Özel’in 25 bin lira manevi tazminatı da yasal faiziyle birlikte Süleyman Soylu’ya ödemesine hükmedildiği hatırlatıldı.
Kararda, kullanılan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı vurgulanırken, siyasi eleştiri ile hakaret arasındaki sınırın aşıldığı değerlendirmesine yer verildi.



