Genç, PISA 2025 sonuçlarına dikkat çekerek Türkiye’de ortalama eğitim başarısının yükseldiğini ancak öğrenciler arasındaki sosyoekonomik farkların da büyüdüğünü söyledi. Sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı öğrenciler arasında fen bilimlerinde 81 puanlık fark bulunduğunu belirten Genç, “Türkiye’nin ortalaması yükseliyor ama çocuklar arasındaki eğitim makası da açılıyor. O halde yalnızca ortalamayı değil, kimin ne kadar ilerleyebildiğini de konuşmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Pınarbaşı Pazarören’den Eğitim Mesajı

YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Pınarbaşı ilçesindeki Pazarören Köy Enstitüsü yerleşkesinde Türkiye’nin eğitim politikalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

1940 yılında Köy Enstitüsü olarak eğitim hayatına başlayan Pazarören’in, kırsalda yaşayan çocukların nitelikli eğitimle buluşturulması açısından önemli bir örnek olduğunu belirten Genç, günümüzde de eğitimde fırsat eşitliğinin Türkiye’nin temel sorunları arasında yer aldığını ifade etti.

Genç, “Burası Pazarören. 86 yıl önce burada bir Köy Enstitüsü kuruldu. Amaç köyde doğan, imkanı olmayan çocuğun kaderini değiştirmek, nitelikli eğitimi onun ayağına götürmekti. Aradan 86 yıl geçti. Bugün Türkiye’de çocukların yüzde 37’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Ve eğitimde fırsat eşitliği hala temel sorunlardan biri” dedi.

“Eğitimdeki Makas Açılıyor”

Türkiye’de eğitim sistemi, sınavlar ve müfredatların yıllar içerisinde birçok kez değiştiğini belirten Genç, “Sistemler değişti. Sınavların isimleri değişti. Müfredatlar değişti. Peki eğitimdeki eşitsizlik değişti mi?” diye sordu.

PISA 2025 sonuçlarını değerlendiren Genç, Türkiye’nin ortalama puanlarındaki artışın önemli olduğunu ancak sonuçların fırsat eşitliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Genç açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin PISA’daki puanlarının yükselmesi elbette önemlidir. Ancak aynı rapor bize başka bir gerçeği daha söylüyor. Sosyoekonomik olarak en avantajlı yüzde 25’lik gruptaki çocuklarla en dezavantajlı yüzde 25’lik gruptaki çocukların fen bilimleri başarısı arasında 81 puanlık fark var. Daha önemlisi, bu fark 2015’ten 2025’e Türkiye’de büyümüş.”

OECD genelinde bu makasın daraldığını, Türkiye’de ise açıldığını belirten Genç, “Türkiye’nin ortalaması yükseliyor ama çocuklar arasındaki eğitim makası da açılıyorsa, yalnızca ortalamayı konuşarak bu tabloyu açıklayamayız” diye konuştu.

“Öğrencilerin Yüzde 32’si En Dezavantajlı Grupta”

Aşkın Genç, Türkiye’de öğrencilerin sosyoekonomik durumlarına ilişkin verilere de dikkat çekti.

Genç, “Türkiye’de öğrencilerin yüzde 32’si uluslararası sosyoekonomik ölçekte en dezavantajlı grupta yer alıyor. Buna rağmen bu çocuklarımızın fen bilimleri puanı 466. OECD de bunun benzer sosyoekonomik koşullardaki öğrenciler arasında en yüksek sonuçlardan biri olduğunu söylüyor” ifadelerini kullandı.

Çocukların zor şartlara rağmen başarı gösterebildiğini belirten Genç, tartışılması gereken konunun çocukların kapasitesi değil, aynı ülke içinde başlangıç koşulları arasındaki farkların azaltılması olduğunu söyledi.

“Her Dört Öğrenciden Biri Okulunda Materyal Eksikliği Yaşıyor”

Genç, PISA verilerinde okul imkanlarına ilişkin göstergelerin de dikkat çekici olduğunu belirtti.

Eğitim materyali eksikliğinin öğretimi aksattığını bildiren öğrencilerin oranının 2022 yılında yüzde 15 olduğunu, 2025 yılında ise bu oranın yüzde 24’e yükseldiğini ifade eden Genç, şöyle konuştu:

“Bugün neredeyse her dört öğrenciden biri; ders kitabı, bilişim ekipmanı, kütüphane veya laboratuvar malzemesi eksikliğinin eğitimi aksattığı bildirilen bir okulda eğitim görüyor.”

Genç ayrıca öğrencilerin yüzde 14’ünün fiziki altyapı eksikliklerinin öğretimi aksattığı okullarda eğitim gördüğünün kaydedildiğini belirterek, müfredat değişiklikleri kadar bu müfredatın uygulanacağı okulların imkanlarının da konuşulması gerektiğini söyledi.

“Her Üç Çocuktan Biri Yoksulluk Veya Sosyal Dışlanma Riski Altında”

Türkiye’de çocukların ekonomik koşullarının eğitimde fırsat eşitliği açısından önemli olduğunu belirten Genç, TÜİK verilerine dikkat çekti.

Ayşe Böhürler Çinkom tesisinde: Kayseri’nin stratejik değerleri konuşuldu
Ayşe Böhürler Çinkom tesisinde: Kayseri’nin stratejik değerleri konuşuldu
İçeriği Görüntüle

Genç, Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 27,9’unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu, çocuklarda ise bu oranın yüzde 36,8’e ulaştığını söyledi.

“Çocuklarımızdaki risk genel nüfustan 8,9 puan daha yüksek. Neredeyse her üç çocuktan birinden fazlasının böyle bir risk altında yaşadığı bir ülkede, eğitimde fırsat eşitliğini yalnızca okul kapısından içeride başlayan bir mesele olarak göremeyiz” dedi.

Eğitimde fırsat eşitliği için her mahallede, her ilçede ve her köyde nitelikli devlet okullarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

“Pazarören’in Sorduğu Soru 86 Yıl Sonra Hala Önümüzde”

Pazarören Köy Enstitüsü’nün tarihsel önemine değinen Genç, 86 yıl önce sorulan sorunun bugün de geçerliliğini koruduğunu söyledi.

Genç, “Eğitime ulaşmakta güçlük çeken çocuğa devlet nasıl ulaşacak? Bugün şartlar değişti, Türkiye değişti, dünya değişti. Ama devletin sorumluluğu değişmedi” dedi.

Çocukların nerede yaşadığına ve ailesinin koşullarına bakılmaksızın nitelikli eğitime ulaşmasının güvence altına alınması gerektiğini belirten Genç, açıklamasını şöyle tamamladı:

“24 yılda sınavın adını değiştirmek kolaydı. Müfredatlar değişti, sınav sistemleri değişti, eğitim modelleri değişti. Ama bütün bu değişikliklerin sonunda hala çocuklar arasındaki 81 puanlık başarı farkını, okullar arasındaki imkan farkını, yüzde 53’lük devamsızlık verisini ve yüzde 36,8’lik çocuk yoksulluğu riskini konuşuyoruz.”

Genç, asıl meselenin yeni bir sınav veya yeni bir müfredat adı belirlemek olmadığını belirterek, Türkiye’nin her bölgesinde her çocuğun nitelikli bir devlet okuluna ulaşabildiği bir eğitim düzeninin kurulması gerektiğini ifade etti.

Kaynak: Döndü Nur Özçelik