CHP İl Başkanı Mustafa Ayan yaptığı açıklamada, ülkenin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’den oğlu Can Yücel’in burs isteyerek Amerika’ya gitmek istediğini ancak Hasan Ali Yücel’in Can Yücel yerine onun arkadaşını yolladığını söyledi.
(CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, "TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, oğlu KPSS’yi kazanamıyor. Sınavsız bir şekilde Malatya valiliği özel kalem müdürlüğüne atanıyor. Sonra Ankara’da bir kamu kurumuna birinci hukuk müşaviri olarak atanıyor. Reva mı bu? Kim kimi denetliyor. Kediye ciğer emanet edilmiş" dedi. Koç’un bu sözlerinin ardından gazetemize özel açıklamada bulunan CHP İl Başkanı Mustafa Ayan, “İlk milli Eğitim Bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel’e oğlu Can Yücel ile onun bir arkadaşı geliyor, ‘Baba biz Amerika’ya gideceğiz, bize burs gerek’ diyor ve Bakan Hasan Ali Yücel oğluna dönüp, ‘Burada ben sana burs veremem, arkadaşını gönderelim’ diyor ve oğlu Can Yücel’in arkadaşını gönderiyor. Bakın bunlar devlet adamlığında bir erdemdir.” Diye konuştu.
“Ayıptır, günahtır, yazıktır”
Sadık Yakut’un bu tutumunu doğru bulmadığını belirten Ayan şunları söyledi: “Devletin başında olanların yani devlete hükmedenlerin, devleti yönetenlerin kendi yakınlarına gereklilikleri kendi yakınlarına kullanılmamalı! Yani devleti yönetenlerin adamlığı, insanlığı, devlet adamlığı o gücü kendi oğlu/kızına değil de, ihtiyacı olan bir başkasına kullanmalı. Eğer Sadık Yakut Bey kendi oğlunu, yakınını, yandaşını bir yerlere getirmeye, onlara bir takım imkanlar sağlamaya çalışan bir tavır da ise bence doğru değil, haksızlıktır, yetim hakkı yemektir! Bu başka bir yolsuzluktur. Ne demek ‘Benim imkanım var’ gibi bir anlayışla oğlunu bir yerlere yerleştirmek anlamış değilim. Bunun örnekleri var geçmişte. İlk milli Eğitim Bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel’e oğlu Can Yücel ile onun bir arkadaşı geliyor, ‘Baba biz Amerika’ya gideceğiz, bize burs gerek’ diyor ve Bakan Hasan Ali Yücel oğluna dönüp, ‘Burada ben sana burs veremem, arkadaşını gönderelim’ diyor ve oğlu Can Yücel’in arkadaşını gönderiyor. Bakın bunlar devlet adamlığında bir erdemdir. Şimdi sen devleti ele geçirdin, banka genel müdürüsün ve yandaşına kredi kullandıracaksın ve ihtiyacı olan hak ettiği halde ona vermeyeceksin! Ya da gencecik, pırıl pırıl Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan Anadolu’da yaşayan bu insanlara ayrım yapacaksın, Kürt, Türk, Alevi, Sünni diye, sana yakın olan kim olursa olsun hak etmediği halde, riya katı olmadığı halde, buna ne yapacaksın devletin imkanının sunacaksın! Ayıptır bu, yazıktır, günahtır! Bu devletin imkanları yolsuz, yordamsız şekilde kullanmak birilerine peşkeş çekmektir. Devlet adamıysan eğer kendi gücünle çocuklarını yedir, içir senin çocuğunu da senden sonra gelen biri eğer hak etmişse işe o alsın. Bunlar doğru değil, bunlar bu hükümetin ne kadar yozlaştığını gözler önüne seriyor.”




