BARZANİ DİYARBAKIR’A NEDEN DAVET EDİLDİ?
Halaçoğlu, TBMM’de özel bir televizyon ile yaptığı canlı röportajda bir olayı değerlendirirken hem geçmişini hem de gelecekte ne gibi sonuçların getireceğini iyi teşhiste bulunulması gerektiğini belirtti. Barzani’nin hangi sebeplerle Diyarbakır’a davet edildiğini evlilikler nedeniyle mi, açılışlar sebebiyle mi? diye soran Halaçoğlu, “Başbakan’ın Diyarbakır’da meydandaki toplananların ön tarafındakilerin haricindeki bayraklara bir bakın, paçavralara bir bakın, ikincisi pankartlara bakın, başbakanın kimlerle bir tutulduğuna bakın. Bir devletin genel anlamda sembollere kanunlara uyması gerekir” diye konuştu.
Başbakan’ın dağdakilerin inmesini hayal ettiğine değinen Halaçoğlu, “Demek ki daha önceki yaptığı anlaşmalarda davetliler inmemiş. Hani ilk anlaşmada silahlı güçler silahlarını bırakacaktı. Kendisi de söyledi, PKK da ifade etti. Sonra herkesten haraç almaya başladı PKK. Ve İçişleri Bakanlığı bütün valilere tebligat göndermeye başladı, bunlara müdahale edin diye. Yine başbakan Diyarbakır’dayken görüşmeler sırasında kaç olay oldu biliyor musunuz? Kaç araç yakıldı, nereler bombalandı, onlara bir bakın” şeklinde konuştu.
“KİMSEYİ KANDIRMAYA KALKIŞMASINLAR”
Genel af tartışmalar ile ilgili de konuşan MHP’li Halaçoğlu, açıklamalarında şu görüşlere yer verdi: “Bu girişim Ergenekon ve balyozcuları kapsadığını düşünmüyorum. Tamamen PKK açılımı sebebiyle yapılmış, verilmiş bir sözdür. Tutuklanan ve şuan neredeyse çok büyük bir sayılara ulaşmış KCK tutuklarının serbest bırakılması Apo ile kandille yapılan görüşmelerde çıkan kararlardır. Hangi sebep ile bırakıyorsunuz ya silahlı olaya karışmamış olduklarını ya da hasta olduklarını beyan edeceklerini ki bununla ilgili yasayı da çıkardılar ve bazı KCK’lılar serbest bırakıldılar. Kimseyi kandırmaya kalkışmasınlar. Başbakan da kimseyi kandırmasın. Karşısındakilerin alnında aptal yazmıyor. Dolayısıyla ne yapmak istediklerini gayet iyi biliyoruz. Burada yapılan danışıklı döğüştür. Tarihi geçmişe bakınca bu olayların sonu ya iç çatışmaya gider, ya da bölünmeye gider. Toplumsal barışın yöntemi bu değildir. Demokrasi ferdidir. Hem kürt meselesini öne çıkaracaksınız, hem de Türklerden söz etmeyip, Türküm diyenlere ırkçı diyeceksiniz.” [Haber: Şeref Kahraman]




