Gıda sahtekârlığının toplum sağlığını tehdit ettiğini belirten Özçelik, denetimlerin artırılmasını, yerel üreticilerin desteklenmesini ve temel gıda ürünlerine erişimin devlet güvencesine alınmasını istedi.

Saadet Partisi Kayseri Kadın Kolları Başkanı Şehadet Özçelik, gıda sektöründe yaşanan taklit ve tağşiş olayları, denetim eksiklikleri ve artan gıda fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'de vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmakta güçlük çektiğini savunan Özçelik, mevcut denetim mekanizmalarının ve uygulanan yaptırımların gıda sahtekârlığını önlemekte yetersiz kaldığını ifade etti.

Güvenilir gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Özçelik, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 25'inci maddesine işaret ederek herkesin kendisinin ve ailesinin sağlığını koruyacak yeterli yaşam standardına sahip olması gerektiğini hatırlattı. Türkiye'de tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde ciddi sorunlar yaşandığını ileri süren Özçelik, vatandaşların satın aldıkları ürünlerin güvenilirliğinden emin olamadığını belirtti.

“GIDA HİLESİ DEĞİL, KASTEN İŞLENEN BİR SUÇ”

Gıda sektöründeki sahtekârlığın yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını, doğrudan halk sağlığını ilgilendirdiğini ifade eden Özçelik, denetim eksikliği, cezasızlık algısı ve haksız kazanç elde etme isteğinin bu tür uygulamaların yaygınlaşmasına neden olduğunu savundu.

Gıda ürünlerinde yapılan hilelerin basit bir üretim hatası olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özçelik, “Çocuklarımıza güvenle bir bardak süt içiremediğimiz, tenceremize ne koyduğumuzdan emin olamadığımız, helal ve temiz gıdaya ulaşmanın adeta bir lüks haline geldiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

HİLELİ GIDALARDA SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

Gıda ürünlerinde tespit edilen taklit ve tağşiş uygulamalarına ilişkin verileri de paylaşan Özçelik, açıklamasında resmi analizlere dayandığını belirttiği oranlara yer verdi. Buna göre hileli gıdaların yüzde 38'ini süt ve süt ürünlerinin, yüzde 22'sini et ve et ürünlerinin, yüzde 12'sini sıvı yağların, yüzde 11'ini gıda takviyelerinin ve yüzde 10'unu balın oluşturduğunu aktardı.

Özellikle arzın kısıtlı, talebin yüksek ve fiyatların fazla olduğu temel gıda ürünlerinde sahtekârlık riskine dikkat çeken Özçelik, zeytinyağına farklı tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerine sakatat ve atıkların eklenmesi, süt ürünlerinde ise nişasta ve jelatin kullanılması gibi uygulamaların halk sağlığını tehdit ettiğini belirtti.

Vatandaşların satın aldıkları balın gerçek arı balı, et ve süt ürünlerinin ise hilesiz ve güvenilir olmasını beklemesinin en doğal hakları olduğunu vurguladı.

TARIM POLİTİKALARINI VE DENETİM SİSTEMİNİ ELEŞTİRDİ

Türkiye'nin gıda güvenliği konusunda yaşadığı sorunların tarım politikalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Özçelik, gıda israfı, yüksek gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının mevcut tabloyu ağırlaştırdığını savundu. Türkiye'nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi'ndeki gerilemesini de bu sorunlarla ilişkilendirdi.

Gıda güvenliğine ilişkin yasal düzenlemeleri de eleştiren Özçelik, 5996 sayılı Kanun'un mevcut uygulamasının gıda güvenliği sorumluluğunu büyük ölçüde işletmelere bıraktığını ileri sürdü. Sorumlu yönetici kavramının zayıflatılmasıyla meslek odalarının denetim süreçlerinden uzaklaştırıldığını savunan Özçelik, onaya tabi işletmelere tanınan sürelerin sürekli uzatılmasının kurallara uygun üretim yapan işletmeler açısından haksız rekabete yol açtığını ifade etti.

Özçelik, mevcut idari para cezalarının da gıda sahtekârlığıyla mücadelede yeterince caydırıcı olmadığını dile getirdi.

GIDA SAHTEKÂRLIĞI YAPANLARA HAPİS CEZASI ÇAĞRISI

Gıda güvenliği konusunda daha ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirten Özçelik, taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen firmalara yönelik yalnızca para cezası uygulanmasının yeterli olmadığını söyledi.

Özçelik, hileli üretim yapan işletmelere hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma gibi yaptırımlar getirilmesini isteyerek gıda sahtekârlığının ekonomik kazanç elde etmenin bir yolu olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

YENİ Parti Kayseri İl Kongresi başladı! Aşkın Genç’ten üyelere sandık çağrısı
YENİ Parti Kayseri İl Kongresi başladı! Aşkın Genç’ten üyelere sandık çağrısı
İçeriği Görüntüle

Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine de dikkat çeken Özçelik, denetim yetkisinin yalnızca sınırlı sayıdaki kamu görevlisine bırakılmaması gerektiğini belirtti. Ziraat, Gıda ve Veteriner Hekimleri Odaları gibi ilgili meslek kuruluşlarının da denetim süreçlerine dahil edilmesi çağrısında bulundu.

KADIN ÜRETİCİLER VE KÜÇÜK ÇİFTÇİLER İÇİN DESTEK İSTEDİ

Gıda güvenliğinin sağlanmasında yerel üretimin önemine işaret eden Özçelik, küçük çiftçilerin, topraksız köylülerin ve özellikle tarım sektöründe çalışan kadınların doğrudan desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında üreticilere sağlanacak desteklerle yerel üretimin güçlendirilmesini isteyen Özçelik, tarımsal üretimin sürdürülebilir hale getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Yüksek gıda enflasyonunun dar gelirli ailelerin temel besin maddelerine ulaşmasını zorlaştırdığını da belirten Özçelik, özellikle çocukların yeterli ve sağlıklı beslenebilmesi için temel gıdaya erişimin sosyal devlet ilkesi çerçevesinde güvence altına alınması gerektiğini kaydetti.

“GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”

Gıda güvenliğinin yalnızca tüketici hakları kapsamında değerlendirilemeyeceğini ifade eden Özçelik, konunun gelecek nesillerin sağlığı açısından da önem taşıdığını belirtti.

Saadet Partisi Kadın Kolları olarak gıda güvenliği konusundaki mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Özçelik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil; doğrudan bir milli güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Kaynak: Kurum Bülteni