KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz Deniz Postasına özel açıklamada bulundu. Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecini ve adayları değerlendiren Hiçyılmaz, CHP ile MHP’nin ortak çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun siyasetten gelmemesinin bir dezavantaj olacağını söyledi. Hiçyılmaz sözlerine şöyle devam etti: “10 Ağustos tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Türkiye’de ilk defa halk tarafından direkt olarak seçiliyor olması gibi bir özelliği olan seçim olacak. Tabii 2002 yılından bu yana Türkiye’yi yönetmekte olan Ak parti hükümetlerinin bana göre yaptığı en olumlu icraatlardan biri Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi prensibini getirmeleri oldu. Geçmişte, Cumhurbaşkanının seçilemediği yılları gördük! Turlar atılır seçilemez, neticesinde 12 Eylül ihtilalını hazırlayan etkenlerden biri olmuştur. Daha sonraki dönemlerde daha önceden uygulanmayan bazı uygulamaların dayatılmak istenmesi suretiyle Cumhurbaşkanlığı seçimleri belli kesimler tarafından bloke edilmeye çalışılmıştır. Belli insanların oraya seçilmelerini önlemek adına maç yapılırken, kurallar değiştirilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye’de hep sancılı olmuştur. İşte halk tarafından direkt olarak halkın kendi oyuyla seçiliyor olması ilk turda en fazla oyu alan 2 adayın bir sonraki turda yarışıyor olması ki ikinci turda bitiyor olması demektir ki bu, iki adaydan birinin yüzde 50’drenh fazla alacağını gösteren bir seçim sistemidir. Seçim yapılamaz, Cumhurbaşkanı seçilemez diye bir engel getirilmiştir. Burası çok önemli olan bir konu. Diğer önemli kısmı ise halk tarafından seçiliyor olması direkt olarak halkın teveccühüyle seçilmiş olar halkın güçlü Cumhurbaşkanını gösteriyor demektir. Tabii güçlü Cumhurbaşkanının Türkiye’de sanki bir sistem değişikliğine yol açacak gibide bir sistemi söz konusu. Uzun zamandan beri, hatta rahmetli Turgut Özal zamanından buyana tartışılan ‘Başkanlık ya da Yarı Başkanlık’ sistemleri gibi bir sisteme doğru geçişinde temelini oluşturacak bir istem diye düşünüyorum. 3 aday var şu anda. Tabii Selahattin Demirtaş ve Recep Tayyip Erdoğan bir siyasi Partinin adayları olarak ortaya çıktılar. Evet, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu siyasi partiler ortaya çıkarttılar, çatı aday olarak gösterdiler. Ancak kendisinin siyasetle alakası olmayan bir aday olarak gösterilmiş olması sistemin ruhuna sanki biraz uymadı gibi geliyor bana. Neden diye soracak olursanız, madem siz siyasi partiler tarafından teklif edilmek suretiyle aday olabiliyorsunuz, o zaman sizin siyasetende söyleyecek bir şeylerin olması gerekir, siyasi bir alt yapınızın olması gerekir. Ama siyasi alt yapısı olmaksızın siyasi bir yere aday olduğunuz zaman sanki temeli olmayan bir yapıymış gibi görünüyor şu anda. Ben isterdim ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’ta olduğu gibi diğer partilerde kendi adaylarını bu şekilde siyasi olarak çıkarabilirlerdi. O partiler de yine bir araya gelmek suretiyle siyasetin içinden birini aday gösterebilirlerdi, oraya bir itirazım yok. Ancak siyasi geçmişi olan birinin ve seçildiği zaman Türkiye’ye siyaseten neler yapabileceğini söyleyen birinin orada olması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü siyasiler tarafından teklif edilen bir şahsiyetin ve kurumun icraatını yaparken siyasetin dışında olması zaten beklenemez. Siyasetin içinde olması gereken bir kurumda da oraya aday olan insanın siyasi olarak neler yapıyor olmasını izah etmesi gerekir. Neden şimdi neler yapabileceğini anlatmıyor vs gibi eleştirimde yok doğrusu Ekmeleddin İhsanoğlu’na, çünkü geçmişte siyasetin içinde olmayan bir şahıs. Dolayısıyla sanki o makama gelince işte şu icraatta bulunacağım, şunu yapacağım diye siyasi görüşlerini ve icraatlarını da anlatıyor olabilir diye düşünüyorum. O bakımdan sanki Ekmeleddin İhsanoğlu seçildiği zaman eski Türkiye’nin temsilcisi olacakmış gibi duruyor. Hani ‘Yeni Türkiye’ diye tabir edilen bir kavram var, statükonun bırakıldığı, yeni Türkiye’ye doğru gidilirken işte yapılan birçok icraatlar, çözüm süreci olsun, demokratikleşme paketleri olsun ve Türkiye’nin mega projeleri olsun, bunların konuşulduğu, 2023 hedeflerinin telaffuz edildiği, 2071 hedeflerinin telaffuz edildiği bir Türkiye’de devletin en tepesine gelecek şahsında bu hedefler konusunda iddialı birinin olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü o hedeflere varmak için çalışacak en yetkili şahıs Cumhurbaşkanı olması gerekir. Evet, şu andaki sistemimize göre hükümet ve hükümetin başındaki Başbakan icranın başıdır sözü doğrudur, ama bundan sonraki süreçte sanki Cumhurbaşkanının da icranın içinde olması ve 2023, 2072 ve diğer hedefleri yakalayabilmek bakımından da çok hareketli ve icracı bir şahıs olması gerektiğini düşünüyorum.

Emekli polis Ali Şekeroğlu olayı sonrası Kayserili vekil: Bizi bu hale getiren utansın!
Emekli polis Ali Şekeroğlu olayı sonrası Kayserili vekil: Bizi bu hale getiren utansın!
İçeriği Görüntüle

ESKİ BAŞKANLARIN YARGILANDIĞI DAVA

Kayseri Ticaret Odası’nın eski Başkanlarından Hasan Ali Kilci, Mehmet Asaf Mehmetbeyoğlu ve Başkanvekili Mustafa Erçalık’ın da aralarında bulunduğu, ‘Görevi kötüye kullanma ve zimmet suçu’ davasıyla ilgili olarak da bilgiler veren Başkan Hiçyılmaz, davaya müdahil olduklarını, ancak davayla ilgili bir şey bilmediklerini söyledi. Hiçyılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Biz yönetile gelmeden önce Kayseri Ticaret Odası’nın bir teftişten geçtiği anlatıldı. Zaten seçimlerden önce buraya gelen müfettiş arkadaşımız 2009 yılında ki seçimde yaşananları, olanları sormak üzere beni davet etmişti, bende buraya gelerek o müfettiş arkadaşla görüşmüştük. Demek ki o arkadaşın yapmış olduğu bir teftiş neticesinde bir dava açılmasına ihtiyaç duyulur hale gelen konular olduğu görünüyor. Dolayısıyla bir dava açılmış, o dava konusunda bizim şu andaki Kayseri Ticaret Odası Yönetiminin her hangi bir dahili yok,  bu sadece kamu davası olarak yürüyen bir dava söz konusu. Tabii bu arada başka konularda var mıdır, yok mudur bilmiyorum. Geçenlerde bizim bu davaya Kayseri Ticaret Odası olarak bizim müdahil olmamız gerektiği söylendi. Parasal konularda da alacak-verecek konularının olduğu söylendi. Bu tahsilatların yapılıp, yapılmayacağı hususu, yapılamadığı zaman Kayseri Ticaret Odası’nın şuandaki yönetiminde bundan sorumlu olacağı bizim hukukçularımız tarafından bize anlatıldı. Biz o davaya şu anki yönetim olarak müdahil olmuş olduk. İleride ola ki ödenir ödenmez dolayısıyla biz Kayseri Ticaret Odası’nın hakkını, hukukunu muhafaza etmemiş veya takip etmemiş olmayalım düşüncesiyle böyle bir müdahil olmamızın zorunlu olduğu bizlere anlatıldı. Sadece o konuyu biliyorum ki biz şu andaki yönetim olarak böyle bir müdahilliğimiz söz konusu oldu. 

Ama dava konusunda her hangi bilgim yok. Kimdir, nedir, nasıldır, ne kadardır hiçbir bilgim yok."