Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, "İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi" sonrası düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Kurum, “Bugün sizlerle COP31 Başkanlığımızın hangi düşünce üzerinde kurulduğunu, bugüne kadar nasıl bir yol izlediğimizi ve Antalya'ya hangi hedeflerle ilerlediğimizi paylaşmak üzere bir araya geldik. COP31'e oldukça zorlu bir küresel ortamda hazırlanıyoruz. Hepinizin malumu; jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği tartışmaları, giderek büyüyen borç krizleri yükleri ve yine tedarik zincirindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini doğrudan etkiliyor” diye konuştu.

Kartal Kavşağı’nda sona doğru: Tünel çalışması başladı!
Kartal Kavşağı’nda sona doğru: Tünel çalışması başladı!
İçeriği Görüntüle

‘SÖZLERİN ARTIK DÖNÜŞMESİNİ BEKLİYOR’

Bunun yanında aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi gibi aşırı hava olayları ve gıda güvenliğine ilişkin riskler de aslında insanların günlük hayatında çok daha görünür hale geliyor diyen Bakan Kurum, “Bu tablo tabii iklim meselesinin sınırlarını da maalesef genişletiyor. Bugün iklim politikası enerjiye, sanayiye, şehirlere, ticarete, gıdaya, suya ve kalkınmaya gerçekten önemli negatif etkileri var ve bu süreci hep birlikte ele alınması gereken büyük bir dönüşüm alanı olarak görmek mecburiyetindeyiz. Tam bu nedenle aslında COP sürecinden beklenti de değişti. İnsanlar artık alınan kararların kendi hayatlarına yansımasını istiyor. Sözlerin artık icraata, eyleme, uygulamaya dönüşmesini bekliyor" ifadelerini kullandı.

‘ÇALIŞMALARI 3 ANA EKSEN ETRAFINDA OTURTTUK’

Paris Anlaşması'nın dünyaya çok önemli bir istikamet çizdiğini söyleyen Kurum, "Bugüne kadar çok önemli kararlar alındı. 80'in üzerinde karar var ve her ülke, COP Başkanlığı sürecini yürüten her ülke bu kararlara ilişkin gerçekten önemli iradeler ortaya koymuş oldu. Tabii sonraki yıllara baktığımızda enerji dönüşümünden uyuma, iklim finansmanından kayıp ve zarara kadar çok önemli kararların alındığı, ancak bugün geldiğimiz noktada Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında aldığımız kararların ne kadar hızlı hayata geçtiğini tüm dünya olarak tartışıyoruz. COP31 Başkanlığını üstlendiğimiz ilk günden bu yana da aslında bu bakış ve anlayışla çalışmalarımızı yürüttük ve çalışmaları 3 ana eksen etrafında oturttuk: Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Yani diyaloğu güçlü tutacağız, uzlaşı sağlayacağız ve sağladığımız uzlaşı üzerinde de aksiyonla o uzlaşıyı hayata geçiriyor olacağız" ifadelerini kullandı.

Kalıcı sonuç için önce birbirimizi dinlememiz gerekiyor diyen Kurum, “Sonra ortak zemini hep birlikte oluşturmamız gerekiyor ve ardından da uygulamayla aldığımız kararları hayata geçirmemiz çok değerli, çok önemli. O yüzden Antalya'yı bu anlayışın güçlü bir dönüşüm noktası haline getirmeyi hedefliyoruz. COP31'de sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların ise insan hayatının tüm noktalarına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir uygulama COP'u olarak yapmak ve burada neticeler almak istiyoruz. Bizim buradaki başarı kriterimiz bu” dedi.

‘10 TEMEL ALAN ÜZERİNE İNŞA ETTİK’

Sözlerini sürdüren Bakan Kurum şöyle konuştu: “COP31'de başkanlığını üstlendiğimiz andan itibaren de gerçekten geniş bir istişare süreci başlattık ve Birleşmiş Milletler sistemiyle, ülkelerle, finans kuruluşlarıyla, şehirlerle, iş dünyasıyla önemli temaslar kurduk. Ve İstanbul'dan New York'a, Bonn'dan Londra'ya uzanan görüşmelerimizde aynı sorunun peşinden gittik: COP31 sahada daha fazla nasıl sonuç üretebilir? Aldığımız cevaplar ise gerçekten uygulamanın önündeki gerçek engelleri bize net bir şekilde göstermiş oldu. Bu nedenle de aslında eylem gündemini bu çerçevede belirledik ve eylem gündemimizi temiz enerjiden sıfır atığa, elektrifikasyondan dirençli şehirlere, yeşil sanayileşmeden gençlik, gıda konularına kadar 10 temel alan üzerine inşa ettik. 10 başlık belirledik. Çok fazla aslında konuyu da dağıtmak istemedik ve buradaki amacımız başlıkları çoğaltmak yerine seçtiğimiz alanlarda ölçülebilir ilerleme oluşturmak."

Kaynak: İHA