Yılmaz, uyuşturucu baronlarına karşı devletin tüm imkanlarıyla mücadele etmesi gerektiğini belirterek, "Çocuklarımızı zehirleyen, geleceğimizi tehlikeye atan bu kişilere ve yapılara karşı en küçük bir müsamahanın olmaması gerekiyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde gerçekleştirilen "Bağımlılıkla Mücadele Sempozyumu"nda konuştu. Katılımcıları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına selamlayan Yılmaz, farklı kurumların, akademisyenlerin ve sahada görev yapan uzmanların bir araya geldiği sempozyumun, bağımlılıkla mücadelede yeni politikalar geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
Sempozyumdan çıkacak sonuç bildirgesini dikkatle inceleyeceklerini belirten Yılmaz, ortaya konulacak değerlendirmelerin bağımlılıkla mücadele çalışmalarına katkı sağlayacağını ifade etti.
"Bağımlılık Sınırları Aşan Karmaşık Bir Tehdit Haline Geldi"
Bağımlılığın günümüzde yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıktığını belirten Cevdet Yılmaz, sınırları aşan ve dijital araçlarla evlerin içine kadar ulaşabilen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini söyledi.
Yılmaz, bağımlılığın aile yapısından eğitime, güvenlikten adalete, çalışma hayatından sosyal politikalara kadar birçok alanı etkilediğini belirterek, bunun aynı zamanda önemli bir halk sağlığı ve kamu politikası konusu olduğunu vurguladı.
Uyuşturucu ve tütün kullanımının yanı sıra teknoloji, dijital oyun, sanal bahis ve kumar gibi davranışsal bağımlılıkların da birey, aile ve toplum açısından risk oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, mücadelenin kapsamlı şekilde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Yılmaz, "Karşımızdaki sorun çok boyutlu olduğu için mücadelenin de bütüncül, çok eksenli ve çok boyutlu olması kaçınılmazdır. Etkili mücadele için riskleri henüz ortaya çıkmadan tespit edip engelleyen proaktif bir stratejiyi sahada hakim kılmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı.
"Riskleri Azaltırsanız Krizleri Yönetmek Zorunda Kalmazsınız"
Bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve önleyici çalışmaların önemine dikkat çeken Yılmaz, risklerin önceden azaltılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
"Riskleri azaltırsanız krizleri yönetmek zorunda kalmazsınız. Bu afetlerde de böyle, sağlıkta da böyle, bağımlılıkla mücadelede de böyle" diyen Yılmaz, devlet kurumları, akademi, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, aileler ve uzmanların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti.
"Tedavi Sonrası Sosyal Ortamın Değişmesi Önemli"
Türkiye'nin bağımlılıkla mücadelede arz ve talebin azaltılması, önleme, tedavi, rehabilitasyon, sosyal uyum, koordinasyon, bilimsel çalışmalar ve kapasite geliştirme başlıklarını kapsayan bütüncül bir yaklaşım uyguladığını aktaran Yılmaz, bağımlılık oluşmadan önce risklerin belirlenmesinin öncelikli olduğunu söyledi.
Tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından bireylerin yeniden sosyal hayata kazandırılmasının da büyük önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bağımlılığa iten sosyal ortam değişmediği sürece aynı nedenler, aynı sonuçları üretmeye devam edecek. Dolayısıyla tedavi gören bireylerin kendilerini bağımlı hale getiren sosyal ortama geri dönmemeleri, farklı bir sosyal ortam oluşturmaları bu mücadelede en önemli unsurlardan bir tanesi."
"Bu Sadece Bir Bakanlığın İşi Değil"
Türkiye'de bağımlılıkla mücadele kapsamında hazırlanan eylem planlarının; uyuşturucuyla mücadele, tütün kontrolü ile teknoloji, dijital oyun ve kumar gibi davranışsal bağımlılık alanlarına odaklandığını anlatan Yılmaz, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu'nda alınan kararların merkezi, il ve ilçe düzeyinde uygulanmasının takip edildiğini söyledi.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel'in bağımlılıkla mücadeleyi sahiplenmesinin önemli olduğunu belirten Yılmaz, "Bu sadece bir bakanlığın, bir kurumun işi değil. Devlet olarak tüm kurumlarımızla mücadele etmemiz gereken bir alan" dedi.
Türkiye'nin Deneyimi KKTC İle Paylaşılacak
Türkiye'de uyuşturucu kullanım eğilimlerinin belirlenmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı, Yeşilay ve üniversitelerin iş birliğiyle çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Yılmaz, atık su analizleriyle bölgelerdeki uyuşturucu kullanım eğilimlerinin tespit edildiğini söyledi.
Bu sistemin KKTC'de de kullanılmasının faydalı olacağını belirten Yılmaz, Türkiye'nin 81 ilinde narkotik birimlerinin uyuşturucunun sokaktaki varlığına karşı mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Bağımlılık tedavisi hizmeti veren merkezlerin sayısının 2014 yılında 30 iken 2026 yılında 145'e yükseldiğini belirten Yılmaz, arındırma tedavisini tamamlayan kişiler için "Bahar" isimli rehabilitasyon modelinin 23 merkezde uygulandığını söyledi.
Yılmaz ayrıca ALO 191 hattının 7 gün 24 saat hizmet verdiğini aktardı.
"2025'te 1,3 Milyon Kişiye Güvenli Teknoloji Eğitimi Verildi"
Çocukların bağımlılıkla mücadelede öncelikli gruplardan biri olduğunu belirten Yılmaz, risk altındaki çocuk ve gençlerin erken dönemde tespit edilerek desteklenmesinin amaçlandığını söyledi.
Okullarda bağımlılıkla mücadele programlarının uygulandığını ifade eden Yılmaz, "2025 yılında güvenli teknoloji kullanımı eğitimiyle 1,3 milyon kişiye ulaşmış durumdayız" dedi.
KKTC'deki Mücadele Çalışmalarına Destek
Türkiye'nin sahip olduğu deneyim ve kapasiteyi KKTC ile paylaşmaya hazır olduğunu belirten Yılmaz, iki ülke arasındaki iş birliğine dikkat çekti.
Yılmaz, "Anavatan, garantör ülke ve kardeş ülke olarak, kaderde ve tasada her zaman beraber olan iki ülke olarak bu alandaki her türlü deneyimimizi ve kapasitemizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile paylaşmaya hazırız" ifadelerini kullandı.
KKTC Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu'na ayrılan ödeneğin 2025 yılında 35 milyon liradan 2026 yılında 63 milyon liraya yükseltildiğini belirten Yılmaz, bunun bağımlılıkla mücadeleye verilen önceliği gösterdiğini söyledi.
KKTC'de 5 bin 381 kişiye doğrudan eğitim ve farkındalık çalışması yapıldığını, denetimli serbestlik kapsamında ise 218 kişiyle program yürütüldüğünü aktaran Yılmaz, Türkiye'de cezaevlerinde bulunan hükümlülerin yaklaşık üçte birinin doğrudan uyuşturucuyla bağlantılı suçlar nedeniyle cezaevinde bulunduğunu ifade etti.
"Uyuşturucu Baronlarına Göz Açtırmamak Gerekiyor"
Uyuşturucuyla mücadelenin talep ve arz olmak üzere iki temel boyutu olduğunu belirten Cevdet Yılmaz, çocukların korunması ve risk yönetiminin yanı sıra kolluk ve adli makamların mücadelesinin önem taşıdığını söyledi.
Yılmaz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Uyuşturucu baronlarına göz açtırmamak gerekiyor. Her türlü caydırıcı önlemi almak ve onların üzerine en sıkı şekilde devletin demir yumruğunu devreye sokmak gerekiyor. Çocuklarımızı zehirleyen, geleceğimizi tehlikeye atan bu kişilere, bu yapılara karşı en küçük bir müsamahanın olmaması gerekiyor."
KKTC Polis Genel Müdürlüğü'nün yürüttüğü çalışmaların güvenlik boyutundaki mücadeleyi oluşturduğunu belirten Yılmaz, Türkiye'nin KKTC kurumlarının ihtiyaçlarına göre iş birliğini sürdürdüğünü söyledi.
Türkiye tarafından KKTC Polis Genel Müdürlüğü Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü'ne araç, teknik donanım ve bilişim desteği sağlandığını aktaran Yılmaz, bu desteklerle ekiplerin tespit ve müdahale kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Aile Destek Merkezi İçin 50 Milyon Liralık Kaynak
Çocukların dijital dünyadaki güvenliğinin de iki ülkenin ortak sorumluluğu olduğunu belirten Yılmaz, ailelere yönelik hizmetlerin güçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
2026 İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması kapsamında aile destek merkezi ve sosyal hizmet merkezi kurulmasına yönelik projeye yaklaşık 50 milyon liralık kaynak ayrıldığını açıklayan Yılmaz, merkezin tamamlanmasıyla ailelere sunulan eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin kapsamının genişleyeceğini kaydetti.
"Gerçek Özgürlük Bu Maddelerden Uzak Kalabilmektir"
Gençlere uyuşturucu maddelerin zaman zaman "özgürlük" gibi sunulduğunu belirten Yılmaz, bağımlılık yapan maddelerin kişinin iradesini ve özgürlüğünü ortadan kaldırdığını söyledi.
Yılmaz, "Gençlerimizin çok uyanık olması lazım. Sosyal medyada ve medyada bu maddeleri normalleştirmeye çalışan mesajlara karşı çok dikkatli olmaları lazım. Gerçek özgürlük bu tür maddelerden uzak kalabilme becerisidir" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde KKTC'nin bağımlılıkla mücadele çalışmalarına destek vermeye ve ortak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini belirten Yılmaz, sempozyumun gençler ve toplum için faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
Basının bağımlılıkla mücadeledeki rolüne de dikkat çeken Yılmaz, sempozyuma katkı sağlayan Türkiye ve KKTC'deki kurumlara, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına ve katılımcılara teşekkür etti.




