Bahçeli, Türkiye’nin artık yalnızca jeostratejik konumuyla değil; devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli gücüyle yeni dönemin önemli aktörlerinden biri haline geldiğini söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli konuşmasında NATO Ankara Zirvesi, Türkiye’nin ittifak içindeki konumu, savunma sanayii, ABD-İran gerilimi, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ve 15 Temmuz’un 10’uncu yılına yönelik değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye Yeni Dönemin Kurucu Aktörlerinden Biri Haline Gelmiştir”

Ankara’nın Milli Mücadele döneminde bir karargâh olduğunu hatırlatan Bahçeli, bugün ise küresel siyasetin önemli merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti.

NATO Ankara Zirvesi’nin sıradan bir diplomasi faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bahçeli, zirvede ittifakın geleceği, müşterek savunma anlayışı, Ukrayna’ya yönelik askeri desteğin geleceği, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamleleri ve savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarının ele alındığını söyledi.

Bahçeli, gerçek müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine kurulması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Türkiye, NATO’da yalnızca jeostratejik konumuyla değil; tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha ortaya çıkmıştır.”

“Savunma Kabiliyetini Siyasi Hesapların Konusu Yapmak Akıl Karı Değildir”

Bahçeli, NATO müttefikleri arasında uygulanan örtülü ambargoların, lisans kısıtlamalarının, siyasi blokajların ve tedarik engellerinin ittifak hukukunu zedelediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılması yönündeki çağrısının Ankara Zirvesi’nin önemli mesajlarından biri olduğunu söyleyen Bahçeli, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden değerlendirilmesine yönelik iradenin önemli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyeye dikkat çeken Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harp envanterinde yerli ve milli üretim oranının yüzde 80’leri aştığını söyledi.

Bahçeli, “Türkiye’nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl karı değildir” ifadelerini kullandı.

“İMECE, Türk mühendisinin mavi gökleri aşan kabiliyetidir”

Yeni güvenlik döneminde uzay, veri ve istihbaratın savunmanın ayrılmaz parçaları haline geldiğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin teknolojik kapasitesine dikkat çekti.

İMECE uydusunun Türkiye’nin ulaştığı seviyenin göstergelerinden biri olduğunu ifade eden Bahçeli, milli savunma sanayii kapsamında geliştirilen sistemleri sıraladı.

Bahçeli, KAAN, KIZILELMA, AKINCI, AKSUNGUR, TCG ANADOLU, MİLGEM, ALTAY tankı, Tayfun ve Bora füzeleri ile Siper ve Hisar sistemlerinin Türkiye’nin savunma kapasitesindeki önemli unsurlar olduğunu söyledi.

Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişinin geçmişte yaşanan ambargo ve yaptırımların sonucu olduğunu belirten Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan ambargolar, terörle mücadelede yaşanan sorunlar, F-35 süreci ve CAATSA yaptırımlarının Türkiye’yi kendi imkanlarını geliştirmeye yönelttiğini ifade etti.

Bahçeli’den ABD-İran Gerilimi Değerlendirmesi

Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Ankara Zirvesi devam ederken İran’la yürütülen mutabakat sürecinin sona erdiğine ilişkin açıklamasını da değerlendirdi.

İran’ın mutabakatın tarafıyken saldırıya uğradığını savunan Bahçeli, İran şehirlerinin bombalandığını, İran vatandaşlarının hayatını kaybettiğini ve ülkenin egemenlik sahasının askeri müdahalenin hedefi olduğunu söyledi.

Bahçeli, yaşanan gelişmeler değerlendirilirken olayların sırasının tersine çevrilmemesi gerektiğini belirtti.

“İran’dan itidal bekleyenlerin, öncelikle İran’ı hedef alan askeri müdahalenin hangi meşru gerekçeyle bağdaştığını izah etmeleri gerekmektedir” diyen Bahçeli, devletler arasındaki mutabakatların kişisel kararlarla geçersiz hale getirilemeyeceğini ifade etti.

“Mutabakat Bir Şahsın Değil, Devletlerin Taahhüdüdür”

ABD’nin İran’ın nükleer programı, bölgedeki askeri faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik meselelerinin müzakere masasında ele alınabileceğini belirten Bahçeli, ancak güvenlik gerekçelerinin daha büyük krizlere yol açmaması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, “Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür” diyerek uluslararası ilişkilerde ahde vefa ilkesinin önemine vurgu yaptı.

Devlet Bahçeli Türkiye Avrupa Için Bir Seçenek Değil (1)

ABD’nin bir mutabakatı kısa sürede terk etmesinin yalnızca İran değil, gelecekte Washington ile masaya oturacak diğer ülkeler açısından da soru işaretleri oluşturacağını ifade etti.

“Türkiye’nin Yeri Avrupa’nın Bekleme Salonu Değildir”

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Bahçeli, Avrupa’nın enerji güvenliği, düzensiz göç, savunma kapasitesi, ekonomik rekabet ve demografik sorunlar açısından yeni bir yol ayrımında olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Avrupa güvenlik denkleminde vazgeçilmez olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin olmadığı hiçbir güvenlik, enerji ve istikrar projesinin kalıcı olamayacağını savundu.

Bahçeli, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi uzun yıllar bekleme odasında tuttuğunu belirterek şöyle konuştu:

CHP’de 4 ilçe başkanı görevden alındı! İlçe yönetimleri feshedildi
CHP’de 4 ilçe başkanı görevden alındı! İlçe yönetimleri feshedildi
İçeriği Görüntüle

“Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir. Türkiye’nin yeri stratejik kararların şekillendiği masalarda hak ettiği ağırlıkla bulunmaktır.”

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin karşılıklı saygı, egemen eşitlik ve hakkaniyet temelinde ilerlemesi gerektiğini belirten Bahçeli; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi sürecinin tamamlanması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önem taşıdığını söyledi.

“Türkiye Avrupa İçin Bir Seçenek Değil, Güvenli Halattır”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Türkiye’nin Avrupa güvenlik mekanizmalarındaki rolünü Ege Denizi’ndeki sorunlarla ilişkilendiren açıklamalarını eleştiren Bahçeli, Avrupa güvenliğinin tek tek ülkelerin siyasi hesaplarına indirgenemeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin milli haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını belirten Bahçeli, Avrupa’nın geleceğinde Türkiye’nin rolünün göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.

Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye Avrupa için bir seçenek değil, içine düştüğü kuyuya uzanan güvenli halattır. Türkiye Avrupa’nın güvenliği, istikrarı, enerji arzı, ticaret yolları ve jeopolitik dengesi bakımından vazgeçilmez bir stratejik gerçekliktir.”

“15 Temmuz ÇOK KATMANLI BİR İŞGAL TEŞEBBÜSÜDÜR”

Bahçeli, konuşmasında 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10’uncu yılına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

15 Temmuz’un yalnızca bir darbe girişimi olmadığını belirten Bahçeli, bunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni içeriden çökertme, milli egemenliği gasp etme ve Türk milletinin iradesini zincire vurma girişimi olduğunu söyledi.

Bahçeli, 15 Temmuz’un yalnızca FETÖ’nün kalkışması olarak değerlendirilmesinin eksik olacağını ifade ederek, “FETÖ denilen ihanet yapısı bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır” dedi.

“FETÖ Tehdidinin Tamamen Ortadan Kalktığını Düşünmek Ciddi Bir Yanılgıdır”

15 Temmuz gecesi Türk milletinin yalnızca darbeyi durdurmadığını, aynı zamanda iradesine sahip çıktığını belirten Bahçeli, FETÖ ile mücadelenin devam etmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, “FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

Devlet hafızasının diri tutulmasının ve kurumsal tedbirlerin tavizsiz şekilde sürdürülmesinin önemli olduğunu belirten Bahçeli, 15 Temmuz şehitlerini ve terörle mücadelede hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmetle andı.

Bahçeli ayrıca Okçuluk Dünya Kupası’nın Madrid ayağında altın madalya kazanan milli sporcu Mete Gazoz’u tebrik ederek, Türk sporunun başarılarının artarak devam etmesini temenni etti.

Kaynak: İHA