Türkiye'de son aylarda yaşanan orman yangınları, sel, fırtına, yağış, hortum ve yıldırım düşmesi gibi doğa olaylarının şiddetli geçmesinin en büyük sebebi iklim krizi olarak belirlendi.
Orman Yangınları
Türkiye’nin son yıllarda en çok etkilendiği doğal afetlerden biri orman yangınlarıdır. İnsan elleri ile oluşumunun yanı sıra iklim krizi nedeniyle çok sayıda orman yangınları oluşuyor. Türkiye başta olmak üzere Dünya’nın birçok ülkesinde hava ısınmasından dolayı orman yangını gerçekleşiyor.
Artan küresel sıcaklıklar, ormandaki bitkilerde ve toprakta bulunan nemin hızla buharlaşmasına neden olur. Kuruyan çalılar, otlar ve ağaç dalları en küçük bir kıvılcımla (insan hatası veya yıldırım gibi doğal yollarla) tutuşmaya hazır birer yakıta dönüşüyor.
Geçmiş yıllarda sadece yazın çok sıcak olduğu birkaç hafta yangınlar olurken iklim değişikliği nedeniyle artık ilkbaharda ve son baharda orman yangınları devam ediyor.
Sert ve kuru rüzgarlar atmosferdeki enerji dengesini değiştirerek küçük kıvılcımla başlayan yangın daha büyük bir yangına dönüştürebildiği gözlemleniyor.
Atmosferin ısınması, havada daha fazla nem ve enerji birikmesine yol açar. Bu durum, gök gürültülü fırtınaları ve dolayısıyla yangınları doğal yoldan başlatan yıldırım düşmesi olaylarını artırıyor.
Şiddetli Yağış Ve Sel
İklim krizinden dolayı atmosfer ısındıkça daha fazla su buharı tutma özelliği geliştiği bildiriliyor. Bundan dolayı ani yağış ve metrekare başına düşen yağış miktarı arttığı için sel oluşumunu tetikliyor. Türkiye’nin birçok şehrinde bu kadar yağışı kaldırabilecek altyapısı iyi olmadığından dolayı sel ile gerçekleşen doğal afet gerçekleşiyor. Sel oluşumundaki tek problem alt yapı problemi değil iklim krizinin yanında yanlış şehirleşme planı da bulunuyor.
Atmosferdeki sıcaklık her 1°C arttığında, hava yaklaşık %7 daha fazla nem (su buharı) tutabilir. Isınan hava okyanuslardan ve topraktan daha fazla su buharlaştırıyor.
Gökyüzünde biriken bu devasa nem kütlesi, koşullar uygun olduğunda yeryüzüne çok daha kısa sürede ve çok daha şiddetli yağışlar olarak düşüyor.
Toplam yağış miktarı aynı kalsa bile yağışın zamana yayılımı değişir. Bir aya yayılması gereken yağmur, iklim krizi nedeniyle birkaç saat içinde yağmaktadır. Toprak bu kadar büyük bir su kütlesini anında ememediği için ani seller meydana geliyor.
İklim krizi bir yandan da aşırı kuraklıklara yol açar. Uzun süre yağış almayan toprak kurur, sertleşir ve geçirgenliğini kaybeder. Kuruyan toprak, üzerine aniden düşen şiddetli yağmuru ememez; su, adeta beton bir yüzeydeymiş gibi hızla akarak sel riskini katlayarak artırıyor.
Fırtına Ve Hortum
Hava sıcaklıklarının artması atmosferin dengesi bozulmasına yol açıyor. Fırtına ve türevlerini tetikleniyor.
Fosil yakıt kullanımı nedeniyle ısınan atmosfer ve deniz yüzeyi sıcaklıkları, buharlaşmayı maksimum seviyeye çıkarır. Isınan hava daha fazla nem tutabilir. Bu durum, fırtına sistemleri için adeta devasa bir yakıt görevi görerek süper hücre adı verilen, hortum üreten en şiddetli fırtına bulutlarının oluşmasına yol açar.
İklim değişikliği sebebiyle deniz suyu sıcaklıklarının aşırı artması, karalar ile denizler arasındaki termal dengesizliği büyütür. Bu durum dikey hava hareketlerini ve ani rüzgar kırılmalarını (farklı yüksekliklerde rüzgarın yön ve hız değiştirmesi) besleyerek hortumların dönme hareketini başlatır ve kuvvetlendiriyor.
Dolu Ve Yıldırım
İklim krizinden dolayı yaşanan sıcaklık artışı yıldırım düşme oranını doğrudan etkiliyor. Düşen yıldırımlar kurak olan yeryüzünde başta orman yangınları olmak üzere doğaya birçok yönden zarar veriyor.
Ani sıcaklık düşüşünden dolayı dolu yağışında artış gözlemleniyor. Dolunun şiddetli yağması meyveye, sebzeye zarar vererek hem fiyat artışı gözlemleniyor, hem de sağlıklı gıda ulaşımına engel oluyor.
İklim krizi hem doğayı hem de insanları birçok yönden olumsuz etkiliyor. Başta doğal afetler olmak üzere, su krizleri, gıda güvenliğinin çökmesi, sağlık salgınları ve ekonomik yıkımlara yol açıyor.
