İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve Kayserili iş insanı Sedat Kılınç, NATO Zirvesi'nde dünya liderlerine isim yazılı tabanca ve mühimmat hediye edilmesine sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve Kayserili iş insanı Sedat Kılınç, bu kez NATO Zirvesi'nde dünya liderlerine verilen hediyelerle ilgili yaptığı açıklamayla gündeme geldi. İktidara yönelik eleştirileri ve Kayseri'deki sorunlara ilişkin değerlendirmeleriyle sık sık dikkat çeken Kılınç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda zirvede liderlere isim yazılı tabanca ve mühimmat hediye edilmesine tepki gösterdi.

Sedat Kılınc kayseri siyaset  haberleri

'Bu Fikir Kimden Çıktıysa Tebrik Ediyorum'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne katılan liderlere isimlerine özel hazırlanan revolverler hediye ettiği, silahların yurt dışına çıkarılabilmesi için gerekli ihracat belgelerinin de düzenlendiği yönündeki gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Söz konusu gelişmenin ardından sosyal medya hesabından ortaya çıkan silahın fotoğrafı paylaşan Sedat Kılınç, şu ifadeleri kullandı:

"İlk duyduğumda bir mafya filmi senaryosu sandım. Meğer NATO Zirvesi'nde dünya liderlerine isim yazılı tabanca ve mühimmat hediye edilmiş. Bu fikir kimden çıktıysa, tebrik ediyorum"

Kılınç'ın paylaşımı kısa sürede sosyal medyada büyük dikkat çekti.

Gündeme İlişkin Açıklamalarıyla Öne Çıkıyor

İş dünyasındaki çalışmaları kadar siyasi değerlendirmeleriyle de kamuoyunun yakından takip ettiği isimlerden biri olan Sedat Kılınç, özellikle Türkiye ekonomisi, iktidarın politikaları ve Kayseri'deki yerel sorunlara ilişkin yaptığı açıklamalarla sık sık gündeme geliyor.

Ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya üzerinden paylaşmayı sürdüren Kılınç, daha önce yaptığı kapsamlı açıklamada Türkiye'nin ekonomik görünümünü eleştirerek mevcut yönetim anlayışına yönelik sert ifadeler kullanmıştı.

Ekonomi ve Yönetim Eleştirileri Dikkat Çekmişti

Kılınç, daha önce yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulunmuştu:

"Yangın büyürken binanın boyasını değiştiren, pislettiği koltuğa yapışan bir iktidar, ülkenin sorunlarını çözemez. Ekonomi; üretim, verimlilik, yatırım, hukuk güvenliği ve kurumsal kaliteyle yönetilir. Bugün ise Türkiye'nin temel ekonomik göstergeleri, ülkenin ağır bir yönetim krizine sürüklendiğini ortaya koyuyor.

Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, artan işsizlik ve eriyen alım gücü; yalnızca muhalefetin iddiası değil, resmi verilerin de işaret ettiği gerçeklerdir. Emeklisi, işçisi, memuru, esnafı, sanayicisi ve çiftçisi aynı ekonomik baskıyı hissediyorsa, ortada bireysel değil sistematik bir sorun vardır.

Ekonomi literatüründe sürdürülebilir kalkınmanın üç temel şartı; hukukun üstünlüğü, öngörülebilir kurumlar ve liyakat esaslı kamu yönetimidir. Türkiye ise ne yazık ki bu üç alanda da ciddi bir güven kaybı yaşamaktadır. Hukuka güven azalırken yatırım iştahı düşmekte, sermaye güvenli liman aramakta, nitelikli insan gücü ise geleceğini başka ülkelerde aramaktadır.

Kayseri'de YRP'li isimler partisinden istifa etti
Kayseri'de YRP'li isimler partisinden istifa etti
İçeriği Görüntüle

İktidar ise bu tabloyu düzeltmek yerine, kamu kaynaklarını sorunları çözmeye değil, siyasi ömrünü uzatmaya harcamaktadır. Yangın büyürken binanın boyasını değiştirmekle meşgul olan bir yönetimin, yangını söndürmesini beklemek gerçekçi değildir.

Dikkat çekici olan ise şudur: Dünyanın hiçbir gelişmiş ekonomisi; sadakati liyakatin, propagandayı bilimin, kişisel iradeyi kurumların önüne koyarak kalkınamamıştır. Fizik kanunları nasıl siyasi tercihlere göre değişmiyorsa, ekonomi biliminin temel ilkeleri de sloganlarla değişmez.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni masallar değil, uygulanmış ve başarısı kanıtlanmış evrensel yönetim ilkeleridir. Hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, bağımsız yargı, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve bilim odaklı yönetim anlayışı yeniden hâkim kılınmalıdır. Çünkü yatırımcı nutuk dinlemez; güven arar. Gençler vaat değil, gelecek ister. Üretici alkış değil, öngörülebilir ekonomi ister. Unutulmamalıdır ki; iktidarlar seçim kazanarak güçlü olmaz, vatandaşına güven vererek güçlü olur. Güven kaybolduğunda ise en büyük propaganda bile gerçeğin üzerini örtemez"

Kaynak: Merve Erol