Erdoğan Siirt’te yaptığı konuşmada sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi ana muhalefet partisinin başındaki şahıs benimle ilgili dün Kayseri’de bir ifade kullanmış. Cevap vermeye değmez ama Siirt’ten Kayseri’ye kardeşlerim Cumhurbaşkanlarını çok iyi tanırlar. Nerede neyi konuşacağını da bilmiyor. Cumhurbaşkanı diyor, ‘Evren gibi Kuran’ın istismarını yapıyor’ diyor. Sayın Kılıçdaroğlu, ben Kuran’la büyüdüm. Kuran’la yaşıyorum. Onu sen kendine söyle. Kendi şahsında Kuran’ın yerinin ne olduğu malum. Bey efendi nereden buraya geldi. Hani ben dedim ya Diyanet İşleri Başkanlığı Kürtçe Kuran meali yayınladı. Bundan rahatsız olmuş. Bu bir istismar mı? Malum terörün beslediği siyasi parti ne diyor. Maalesef çok ilginç. Diyanet İşlerini kapatacağım diyor. Ya bunlar maalesef cami duvarına pislemeye başladılar. İstismarsa istismarını yapıyorlar. Her türlü yol bunlarda var. Ve anamuhalefet diyor ki imam hatipleri kapatacağım. Dün Kayseri’de diyor ki hayır ben öyle demedim. Bütün kayıtlarda mevcut. Bir cumhurbaşkanı olarak bana yanlışları düzeltmek düşer. Bir defa o yetkiyi sen nereden alıyorsun. Milletin verdiği yetki ile bu parlamentodan 12 yıllık zorunlu eğitim geçti. İmam hatip ve meslek liselerinin önündeki engeller kaldırıldı. Barajlar ve haksızlıklar giderildi. Siz orta kısımları kapattınız. İmam hatiplerde okuyanların sayısı 69 bine düştü. Şimdi bir milyona çıkınca rahatsız oldular. Hani özgürlüklerden yanaydınız niye rahatsız oluyorsunuz. Anne, baba evladını nereye gönderirse bırak oraya göndersin. Terör destekli siyasi parti benim inançlı Kürt kardeşlerimi istismar ediyor. İnançlı inançsız Kürt kardeşlerime sesleniyorum. 7 Haziran’da bu oyunu bozun. Taksim bizim Kabe’mizdir diyor. Bizim Kabe’miz bellidir. Bir zamanlar CHP’liler ne diyordu, ‘Kabe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter diyordu. Şimdi bunlarda aynı şekilde yine Kabe Arap’ın olsun bize Taksim yeter diyor. Bunlara 7 Haziran’da bir ders gerekmiyor mu? Fakat bizim dersimiz sandıkta. Şimdi diyorlar ki Cumhurbaşkanı taraf. Evet tarafım ama milletin tarafındayım. Millet neredeyse oradayım ve her partiye de eşit mesafedeyim. Ama gönlümde bir parti var. O ayrı bir konu. Bakın bu meydanda herhangi bir partinin pankartı yok. Bu meydanda sadece Türk bayrağı dalgalanıyor. Ve her gittiğim yerde ne diyorum; tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet. İşte bu bizi güçlü kılacaktır. Onun için milletin inancına, eğimine, kılığına ve kıyafetine tüm değerlerine düşman bir anlayış bu millete yıllarca kan kusturdu. Daha sonra aynı zihniyeti takip edenler 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubatla hep aynı yoldan yürüdüler. Ama millet bu zihniyete dur dedi. Bu süreçte 3 Kasım 2002’de başladı.” [Haber: Hülya Deniz]




