Kayseri’deki tümülüsler, yüzyıllardır kentin tarihine ışık tutan önemli arkeolojik alanlar arasında yer alıyor. Ancak bu mezar tepeleri, bilimsel araştırmaların yanı sıra definecilerin de ilgisini çekti. Beştepeler ve Yılanlıdağ başta olmak üzere bazı tümülüslerde kaçak kazı ve tahribat izleri kayıtlara geçti.
Geçmişte gerçekleştirilen kazı ve kurtarma çalışmalarında ise altın ve gümüş takılar, değerli kaplar ve sikkeler bulundu. Bu eserler, halk arasında anlatılan anlamıyla bir “define” olmaktan çok, yaklaşık 2 bin yıl önce yaşamış seçkin kişilerin mezarlarına bırakılmış değerli eşyalar olarak değerlendirildi.
Beştepeler’de Altın ve Gümüş Eserler Bulundu
Kayseri’nin Beştepeler mevkiinde beş tümülüs bulunuyor. Bölgedeki tümülüsler Geç Hellenistik–Erken Roma dönemlerine ait mezar geleneğinin izlerini taşıyor. Günümüzde alanın birinci derece arkeolojik sit olarak korunduğu belirtiliyor.
Beştepeler I Tümülüsü için farklı dönemlere ait kazı ve araştırma kayıtları bulunuyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yayımladığı kültür çalışmasına göre, 1940 yılında bölgede yapılan istimlak ve tesviye çalışmaları sırasında tümülüs ortaya çıkarıldı. Müze Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen kurtarma kazısında altın sikke ile birlikte çok sayıda değerli eser ele geçirildi. Altın sikkenin, mezarın MÖ 1. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmesinde önemli bir veri olduğu aktarılıyor.
Mezardan altın kadeh, sürmelik ve sürme kalemleri, bilezik, yüzük, kolye parçaları, zümrüt kaşlı altın kolye ve küpe parçalarının yanı sıra gümüş kadeh, sürahi, tencere ve inci kolyeler bulundu.
1960’taki Kazıda da Altın Sikke Bulundu
Beştepeler I Tümülüsü’ne ilişkin daha sonraki kayıtlar da dikkat çekici buluntular içeriyor.
Kültür Envanteri'nde yer alan bilgilere göre 1960 yılında müze denetiminde yapılan kazıda tümülüsün tek mezar odalı olduğu tespit edildi. Kazıda bronz bir lahit ile bir altın sikke bulundu. Mezar odasının mimari özellikleri de Roma dönemi mezar mimarisiyle uyumlu olarak değerlendiriliyor. Tonoz taşlarında görülen farklı harçların ise yapının erken dönemde soyulmuş olabileceğini düşündürdüğü belirtiliyor.
Bu nedenle Beştepeler I için 1940’taki ortaya çıkarılma ve kurtarma çalışmaları ile 1960’taki kazı kayıtlarının ayrı olaylar olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Bulunan Altınlar Aslında 'Define' Değildi
Beştepeler’de bulunan altın ve gümüş eserler, define kavramından farklı bir arkeolojik anlam taşıyor.
Tümülüsler, dönemin seçkin kişileri için hazırlanmış anıtsal mezar yapılarıydı. Mezarlara bırakılan takılar, kaplar ve diğer değerli eşyalar, dönemin ölüm gelenekleri, toplumsal yapısı ve ekonomik gücü hakkında bilgi veren arkeolojik buluntular niteliğini taşıyordu.
Bu nedenle araştırmacılar Beştepeler’de ortaya çıkarılan eserleri, toprağa rastgele saklanmış bir hazine olarak değerlendirmedi.
Definecilerin Açtığı Çukurlar Kayıtlara Geçti
Beştepeler’in tarihi değerinin yanında, alanın kaçak kazılar nedeniyle gördüğü zarar da kayıtlarda yer alıyor.
Kültür Envanteri kayıtlarında tümülüs grubunun uzun yıllar define avcılarının uğrak yeri olduğu ve kaçak kazı çukurlarının oluştuğu belirtiliyor. Bu tahribatların bazı tümülüslerin mezar odalarına ve buluntu katmanlarına zarar verdiği aktarılıyor.
Özellikle Beştepeler III ve IV üzerinde kaçak kazı izleri bulunurken, V numaralı tümülüsün mezar yapısında da tahribat görüldüğü kaydediliyor.
Bu durum, definecilerin yalnızca değerli bir eşya aramadığını; kazı sırasında eserlerin bulunduğu arkeolojik tabakanın da geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görebildiğini gösteriyor.
Yılanlıdağ da Tümülüslerden Biri
Kayseri’de definecilik faaliyetleriyle anılan bir diğer önemli alan Yılanlıdağ Tümülüsü oldu.
1989 tarihli Mehmet Eskiöğlu çalışmasında Yılanlıdağ, Kayseri çevresindeki büyük tümülüslerden biri olarak anılıyor. Aynı çalışmada Erkilet’teki büyük tümülüsün ve diğer bazı tümülüslerin definecilerin ilgisini çektiği aktarılıyor.
Yılanlıdağ’ın ölçüleri konusunda ise eski kaynaklarla daha yeni kayıtlar arasında farklılık bulunuyor. Bu nedenle geçmiş kaynaklarda aktarılan büyük ölçülerin günümüzdeki ölçülerle karıştırılmaması gerekiyor.
Erkilet’teki Büyük Tümülüsün Sırrı Kesin Olarak Çözülmedi
Kayseri’de tümülüs denildiğinde dikkat çeken yerlerden biri olan Erkilet’teki Hıdırellez Tümülüsünün Roma dönemine tarihleniyor ve yaklaşık 200 metre çapında, 50-60 metre yüksekliğinde olduğu belirtiliyor. Tümülüsün üzerine ise 13. yüzyılda Selçuklu dönemine ait Hıdırellez Köşkü inşa edildi.
Tümülüsün Kapadokya krallarından birine ait olabileceği eski araştırmalarda dile getirildi. Mehmet Eskiöğlu’nun 1989 tarihli çalışmasında da bu ihtimalden söz ediliyor.
Bazı güncel kaynaklarda ise tümülüs doğrudan Kapadokya Kralı Archelaos ile ilişkilendiriliyor. Ancak bu bağlantının doğruluğu kanıtlanmadı.
Kayseri’nin Gerçek Hazinesi Arkeolojik Kayıtlarında
Kayseri’deki tümülüslerde geçmişte gerçekten altın, gümüş, takı ve sikke bulunduğu arkeolojik kayıtlarla ortaya konuldu.
Ancak bu eserlerin hikâyesi, definecilerin aradığı gizli hazinelerden farklı. Beştepeler’de bulunan değerli eşyalar, yaklaşık 2 bin yıl önceki mezar gelenekleri ve dönemin seçkinlerinin yaşamı hakkında önemli bilgiler taşıyor.
Bugün ise aynı alanların bir bölümünde kaçak kazı izleri bulunuyor. Arkeolojik açıdan asıl kayıp da burada ortaya çıkıyor. Bir tümülüsün tahrip edilmesi yalnızca olası bir eserin yok olması anlamına gelmiyor; mezarın konumu, yapısı ve içindeki eşyaların birbirleriyle ilişkisi gibi bilimsel bilgiler de kaybolabiliyor.
Kayseri’nin tümülüsleri bu yönüyle yalnızca altında altın veya gümüş bulunabilecek eski tepeler değil, kentin binlerce yıllık geçmişine ilişkin önemli arkeolojik kayıtlar olarak öne çıkıyor.





