AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kayserili âlimlerin Osmanlı döneminde Mısır, Şam ve Kudüs’e uzanan ilim yolculuklarını anlattı. Cıngı, yaklaşık beş asır öncesine dayanan tarihi örneklerle Kayseri’nin Osmanlı ilim dünyasındaki yerini gözler önüne serdi.

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, sosyal medya hesabından yaptığı “Kayserili Alimlerin Osmanlı’daki İlmiye Coğrafyası” başlıklı paylaşımında, Kayseri’de yetişen âlimlerin Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde üstlendikleri görevleri ve ilim dünyasına katkılarını ele aldı.

Kayseri’den yetişen ilim insanlarının yalnızca Anadolu ile sınırlı kalmadığını belirten Cıngı, Mısır’dan Şam’a, Kudüs’ten İstanbul’a uzanan tarihi örnekleri paylaştı. Özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda yaşayan Kayserili âlimlerin hayatlarına dikkat çeken Cıngı, bu isimlerin farklı coğrafyalarda bıraktıkları izlerin günümüze kadar ulaştığını ifade etti.

KAYSERİLİ PÎRÎ ÇELEBİ'NİN MISIR YOLCULUĞU TRAJEDİYLE SONUÇLANDI

Milletvekili Cıngı'nın paylaşımında yer verdiği isimlerden biri, 16. yüzyılda yaşayan ve Dânişî mahlasıyla şiirler yazan Kayserili Pîrî Çelebi oldu.

İlmiye mesleğine giren Pîrî Çelebi, Osmanlı yönetimindeki Mısır'ın Menûfiye bölgesine kadı olarak tayin edildi. Yeni görevine ulaşmak üzere Mısır kadısı Arabzâde ile birlikte deniz yolculuğuna çıkan Pîrî Çelebi'nin hayatı ise beklenmedik şekilde sona erdi.

Cıngı'nın aktardığı tarihi kaynaklara göre Pîrî Çelebi, Mısır'a giderken denizde boğularak hayatını kaybetti. Böylece Kayseri'de başlayan ve Nil kıyılarına kadar uzanması beklenen kadılık görevi, Akdeniz'de yaşanan trajedi nedeniyle gerçekleşemedi.

KAYSERİLİ ABDÜLFETTAH EFENDİ ŞAM'DA KADILIK VE MÜFTÜLÜK YAPTI

Cıngı'nın dikkat çektiği bir diğer isim ise 16. yüzyılda yaşayan Abdülfettah el-Kayserî oldu.

İlmi çalışmalarıyla Şam'a kadar ulaşan Abdülfettah Efendi, tarihi kaynaklarda Şam kadısı ve müftüsü olarak yer aldı. Fıkıh alanındaki birikimiyle öne çıkan Kayserili âlim, dönemin önemli hukuk eserlerinden Molla Hüsrev'in Dürerü'l-hükkâm adlı çalışması üzerine eleştiriler ve notlar kaleme aldı.

Abdülfettah el-Kayserî'nin görüşlerinin günümüze kadar ulaşması da Cıngı'nın paylaşımında öne çıkan ayrıntılar arasında yer aldı.

Bugün İstanbul'daki Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan bir yazmada, Kayserili âlimin görüşlerinin “Abdülfettah el-Kayserî, Şam müftüsü” kaydıyla korunduğunu belirten Cıngı, yaklaşık beş asır önce Şam'da yürütülen ilmî tartışmaların izlerinin hâlâ görülebildiğine dikkat çekti.

KAYSERİ'DEN KUDÜS'E UZANAN İLİM YOLCULUĞU

Kayserili âlimlerin Osmanlı coğrafyasındaki etkisinin Mısır ve Şam ile sınırlı kalmadığını ifade eden Cıngı, 15. yüzyılda yaşayan Sirâceddin Müsâfir el-Kayserî'nin hayatını da anlattı.

Dönemin önemli ilim insanlarından Molla Fenârî'nin yakın öğrencileri arasında bulunan Sirâceddin Müsâfir el-Kayserî, Anadolu ve İran coğrafyasında eğitim gördü.

İlmî çalışmalarını farklı bölgelerde sürdüren Kayserili âlim, 1424-1425 yılları civarında Kudüs'e yerleşti. Hayatının geri kalan bölümünü burada ilim ve ibadetle geçirdi.

Kayseri’nin o ilçesine 45 milyon TL’lik yatırım! İşte yapılan çalışmalar
Kayseri’nin o ilçesine 45 milyon TL’lik yatırım! İşte yapılan çalışmalar
İçeriği Görüntüle

Cıngı'nın aktardığı kaynaklarda, Sirâceddin Müsâfir el-Kayserî adına Kudüs'te bir medrese tahsis edildiğinden de söz ediliyor.

CINGI: KAYSERİ'NİN İLİM TARİHİ BÜYÜK BİR OSMANLI HİKÂYESİDİR

Paylaşımında Kayserili âlimlerin farklı coğrafyalarda üstlendikleri görevlere dikkat çeken Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri'nin ilim tarihinin geniş bir coğrafya üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kayseri'de yetişen bir âlimin Şam'da fetva verdiğini, bir diğerinin Mısır'da kadılık görevine atandığını, başka bir âlimin ise Kudüs'te ilim ve ibadetle hayatını sürdürdüğünü hatırlatan Cıngı, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:

“Yüzyıllar önce Kayseri’de yetişen bir âlimin yolu Şam’da fetva kürsüsüne, bir başkasınınki Mısır’da kadılığa, diğerinin yolu Kudüs’te bir ders halkasına çıkabiliyordu. Kayseri’nin ilim tarihi, aslında haritaya yayıldığında görülebilen büyük bir Osmanlı hikâyesidir.”

Kaynak: Döndü Nur Özçelik