Kayseri doğumlu Yeşilçam oyuncusu Gülşen Demirci ile ailesi Kayseri kökenli olan Sibel Kekilli’nin yolları, farklı dönemlerde yetişkin film sektöründen geçti. Demirci’nin Yeşilçam’daki “Dilber Ay” adıyla başlayan hikâyesi belirsizliklerle sona ererken, Kekilli kısa süreli yetişkin film deneyiminin ardından uluslararası sinema kariyerine uzandı.
Kayseri, yetiştirdiği sanatçılar ve farklı alanlarda iz bırakan isimlerle zaman zaman dikkat çekiyor. Şehirle bağlantısı bulunan iki kadın oyuncunun hikâyesi ise sinema tarihinin birbirinden oldukça farklı iki dönemine uzanıyor.
Bunlardan ilki, 1970'lerin sonundaki Yeşilçam furyasının içinde yer alan Gülşen Demirci. Diğeri ise Almanya'da dünyaya gelen, ailesi Kayseri kökenli oyuncu Sibel Kekilli. İki isim de hayatlarının bir döneminde yetişkin film sektöründe yer alsa da sonraki yolları birbirinden tamamen ayrılıyor.
Yeşilçam'ın Erotik Film Furyasında Dikkat Çeken İsim
1958 yılında Kayseri'de dünyaya gelen Gülşen Demirci, 1970'lerin sonlarında Yeşilçam'a adım attı. Sinema araştırmacısı Tunca Arslan'ın hazırladığı Sinema Işıkları: Türkiye Sinema Sözlüğü'nde Demirci'nin 1958 Kayseri doğumlu olduğu ve 1977-1980 yılları arasında 27 filmde rol aldığı bilgisine yer veriliyor.
Demirci'nin sinemaya giriş hikâyesi ise dönemin çalışma koşullarını da yansıtan ayrıntılar içeriyor. Çocukluk yıllarında ailesinden ayrılarak başka bir ailenin yanında kaldığı, daha sonra annesi ve üvey babasının yanına döndüğü aktarılıyor. Ortaokulu bırakan Demirci, ardından LCC Mankenlik Okulu'na kaydoldu.
Sinema çevresinden tanıştığı bir kişinin aracılığıyla Yeşilçam'a giren Demirci, ilk filmlerinden birinde rolünün içeriğini tam olarak bilmediğini yıllar sonra verdiği röportajda anlattı. Bu dönem, Yeşilçam'da erotik filmlerin yoğun biçimde üretildiği yıllara denk geldi.
1979 yılında 19 filmde rol aldığı belirtilen Demirci'nin filmografisinde Püsküllü Bela, Cemile'nin Kaderi, Günah Günleri, Şeytanın Kölesi ve Gece Yaşayan Kadın gibi yapımlar bulunuyor.

‘Dilber Ay’ Adı Yıllarca Karışıklığa Neden Oldu
Gülşen Demirci'nin sinemada kullandığı “Dilber Ay” adı, yıllar boyunca önemli bir karışıklığa yol açtı. Bu adın, dönemin yönetmenlerinden Yavuz Figenli'nin önerisiyle, o yıllarda tanınmaya başlayan türkücü Dilber Ay'dan esinlenilerek kullanıldığı aktarılıyor.
Böylece aynı isim iki farklı kadının hayatında yer aldı. Demirci'nin ölümünün ardından da iki ismin aynı kişi olduğu yönündeki yanlış bilgiler bir süre dolaşımda kaldı. Türkücü Dilber Ay da sonraki yıllarda verdiği röportajlarda bu karışıklığa ilişkin açıklamalarda bulundu.
Demirci'nin filmografisinde yetişkin içerikli yapımların yanı sıra erotik film döneminin önemli örnekleri de bulunuyor. 1980'teki askeri darbenin ardından erotik filmlerinin yasaklanmasıyla Yeşilçam'daki bu dönem büyük ölçüde sona erdi.
Gülşen Demirci'nin Ölümünde Belirsizlik Sürüyor
Demirci'nin sinema kariyerinin ardından gazinolarda ve pavyonlarda çalıştığı, şarkıcılık yaptığı ve magazin dergilerinde yer aldığına ilişkin bilgiler bulunuyor.
Ancak oyuncunun sonraki yaşamı ve özellikle ölümü konusunda kesinliği tartışmaya başladı. 1995 yılında hayatını kaybettiği yönündeki bilgiler bulunurken, ölüm şekline ilişkin kaynaklarda farklı iddialar yer alıyor.
Bazı anlatımlarda pavyon çıkışında birlikte yaşadığı bir erkek tarafından öldürüldüğü, bazı kaynaklarda ise sokakta bıçaklanarak hayatını kaybettiği ileri sürülüyor. Almanya'ya yerleştiği ve burada yaşamını sürdürdüğü yönündeki iddialar da dikkat çekiyor.
Ölümü tamamen şaibeli olan oyuncunun gerçek adı konusunda da internet ortamında farklı kayıtlar bulunuyor. “Gülşen Demirci”, “Gülşah Dinçeler”, “Gülşen Dinçerler” ve “Gülşah Demirci” gibi farklı isimlerin kullanılması, bilgi karmaşasını daha da artırıyor.

Kayseri Kökenli Bir Ailenin Almanya'da Doğan Kızı
Yıllar sonra benzer bir hikâye bu kez Almanya'da ortaya çıktı. Ancak Sibel Kekilli'nin hikâyesinde önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kekilli Kayseri'de doğmadı.
16 Haziran 1980'de Almanya'nın Heilbronn kentinde dünyaya gelen Kekilli'nin ailesi Kayseri kökenli. Ailesi 1977 yılında Türkiye'den Almanya'ya göç etti.
Kekilli genç yaşta çalışma hayatına atıldı. Belediyede çalışmasının yanı sıra temizlik, satış-promosyon ve gece kulübü yöneticiliği gibi farklı işlerde görev yaptı. Daha sonra kısa bir dönem yetişkin film sektöründe yer aldı.
Bu dönem, oyunculuk kariyerinin yalnızca bir bölümü olarak kaldı.
Türkiye'yi Engellemesi Gündeme Oturmuştu
Sibel Kekilli'nin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri Fatih Akın'ın yönettiği Duvara Karşı filmi oldu. Filmdeki performansıyla dikkat çeken Kekilli, yetişkin film sektöründen ana akım sinemaya geçiş yaptı.
Sonraki yıllarda Almanya'da ve uluslararası yapımlarda rol alan oyuncunun kariyerindeki en bilinen işlerden biri ise dünyaca ünlü Game of Thrones dizisindeki Shae karakteri oldu. Ünlü oyuncu bir dönem oynadığı yetişkin içerikli yapımlar yüzünden Türk takipçilerinden zorbalık gördüğünü söyleyerek instagram hesabına Türkiye erişimini kısıtlamıştı. Araladan geçen 4 senenin ardından Türkiye'nin engelini kaldıran oyuncu verdiği bir röportajda, "Kayseri'yle ailemin memleketi olması dışında bir bağım kalmadı" sözleriyle dikkat çekmişti.
Böylece iki farklı dönemde, iki farklı ülkede başlayan hikâyeler aynı noktada kesişti: yetişkin film sektöründe geçirilen kısa veya yoğun bir dönemin ardından sinema dünyasında farklı yolların açılması dikkat çekti.
Gülşen Demirci'nin hikâyesi Yeşilçam'ın 1970'lerin sonundaki dönüşümünü ve 1980 sonrasında değişen sinema ortamını yansıtırken, Sibel Kekilli'nin kariyeri Almanya'dan uluslararası sinemaya uzanan farklı bir yol çizdi.




