AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin geçmişten bugüne uzanan ticaret kültürünü 19. yüzyıla ait örnekler üzerinden anlattı. “Kayserili ticareti iyi bilir” sözünün tarihî kayıtlarda karşılığının bulunduğuna dikkat çeken Cıngı, Anadolu’nun ortasında bulunan Kayseri’den yola çıkan tüccarların farklı ülke ve şehirlere uzanan ticari bağlantılar kurduğunu aktardı.

Kayserili tüccarların yolu limanlara uzandı

Cıngı’nın paylaştığı bilgilere göre, 19. yüzyılda deniz ticaretinin önem kazanmasıyla Kayserili tüccarlar da faaliyetlerini Samsun, Tarsus ve Mersin gibi liman kentlerine doğru genişletti.

Dikkat çeken örneklerden biri 1854 yılına ait kayıtlarda yer aldı. Samsun’a yerleşerek ihracat yapan Kayserili Atanaz’ın, Sardunya tebaasından İstefano ile yaptığı ticarette hesabın 90 bin 50 kuruşa kadar ulaştığı belirtildi.

Kayserili tüccarların faaliyetleri yalnızca liman kentleriyle de sınırlı kalmadı.

İstanbul’daki merkezleri Valide Han’dı

İstanbul da Kayseri’nin ticaret ağında önemli bir noktayı oluşturuyordu. Kayserili tüccarlar, dönemin önemli ticaret merkezlerinden Valide Han’da faaliyet göstererek buradan Kayseri’ye mal ve sermaye gönderiyordu.

İstanbul, Ankara, Yozgat ve Kayseri arasında kardeşler ve ticari ortaklar aracılığıyla mağazalara düzenli olarak manifatura sevkiyatı yapan Kayserili ailelerin bulunduğu da aktarıldı.

Cıngı, bu yapının günümüzdeki dağıtım ağlarını hatırlatan örgütlü bir ticaret sistemine işaret ettiğini belirtti.

Rusya ve İran’a kadar uzandılar

Kayserili tüccarların doğudaki ticaret bağlantılarında ise Rusya ve İran öne çıktı. Erzurum’a yerleşen Boyacı Karabet’in Rusyalı Kirko ile ortak ticaret yürüttüğü, ortaklığın hesaplarının ise 1853 yılında İstanbul’a kadar taşındığı kayıtlara yansıdı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 6 bin 250 yeni kadro: Emniyet MÜdürü ve Amir atanacak
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 6 bin 250 yeni kadro: Emniyet MÜdürü ve Amir atanacak
İçeriği Görüntüle

İran ile ticari ilişkilerin geçmişinin daha eski olduğu belirtildi. 1821 Osmanlı-İran Savaşı sırasında dahi Kayseri’de İranlı tüccarların bulunduğu, savaş nedeniyle bu kişilerin devlet tarafından yakından takip edildiği aktarıldı.

Kayseri’de yaşayan İranlı Ayas’ın öldürülerek para ve eşyalarının çalınmasının ardından merkezî yönetimin olaya müdahil olduğu; katilin cezalandırılması ve bulunan malların İranlı Melik’e teslim edilmesi yönünde hüküm gönderildiği de tarihî kayıtlardaki örnekler arasında gösterildi.

Kayseri’den Mısır’a uzanan ticaret

Kayseri’nin ticaret bağlantılarının bir diğer durağı ise Mısır oldu. Mısır ile gerçekleştirilen ticarete ilişkin izlerin dönemin alacak davalarında görüldüğünü aktaran Cıngı, Kayseri’nin coğrafi olarak denize kıyısı bulunmamasına rağmen geniş bir ticaret coğrafyasının parçası olduğuna dikkat çekti.

Kayserili tüccarların Samsun’dan Varna’ya, Erzurum’dan Halep bağlantılarına kadar farklı bölgelerde faaliyet gösterdiğine ilişkin kayıtların bulunduğunu belirtti.

Pastırma Avrupa pazarına kadar ulaştı

Bu ticaret ağının arkasında Kayseri’deki üretimin bulunduğunu ifade eden Cıngı, kent merkezi, kasabalar ve köylerde kurulan tezgâhlarda yünlü ve pamuklu kumaşların dokunduğunu aktardı.

Cehri, kökboya ve kitre gibi ürünlerin dış pazarlara gönderildiğini belirten Cıngı, Kayseri ile özdeşleşen pastırmanın da 19. yüzyılda kent sınırlarını aşarak İstanbul, İzmir ve Avrupa pazarlarına kadar ulaştığını kaydetti.

Kayseri’nin ticaret geleneğinin geçmişinin yüzyıllar öncesine dayandığını vurgulayan Cıngı, paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Kayseri’nin denizi yoktu ama tüccarının ufku çoktan dünyaya açılmıştı.”

Muhabir: Samet Şifayin