Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek olan COP31 zirvesi öncesinde, Ankara'da COP31 Başkanlığı, Diplomatik Misyonlar için Bilgilendirme Toplantısı'na katıldı.

Burada konuşan Bakan Kurum, “Şundan hiç şüpheniz olmasın ki; biz buraya, sıradan bir takvim üzerinden geçmeye gelmedik. Lojistik detayları, otel rezervasyonlarını ya da standart konferans prosedürlerini konuşmaya hiç niyetimiz yok. Biz buraya gelecek nesillere, henüz doğmamış torunlarımıza bırakacağımız dünyanın geleceğine dokunmak için geldik. Evet, geleceğe dokunmak! Antalya'ya uzanan bu zorlu gelecek yolculuğunu, üç sarsılmaz sütun üzerine inşa ettik. Diyalog dedik, uzlaşı dedik, aksiyon dedik. Önce birbirimizi gerçekten, yargılamadan dinleyeceğiz. Kapalı kapılar ardında diplomatik manevralar yapmayı bir kenara bırakıp, masada açık yüreklilikle konuşacağız. Sonra ortak zeminimizi büyüteceğiz. Unutmayacağız ki, farklılıklarımız bizim zayıflığımız olamaz; farklılıklarımız bizim en büyük zenginliğimizdir. Aynı gemideyiz ve rotamız birdir" diye konuştu.

‘DAYANIŞMA, BİZİM TOPRAĞIMIZIN ÖZÜNDE MEVCUTTUR’

Dünyanın yegane ihtiyacı, o hedefleri tarlada, sanayide ve şehirlerde eyleme dönüştürecek sarsılmaz bir iradedir diyen Bakan Kurum, “Biz, tarihe, 'Uygulama COP'u' olarak geçmeye geliyoruz. Bütün diplomatik kapasitemizi, uygulamadaki engelleri yırtıp atmak için kullanacağız. Bu aksiyon ruhunu kavramak için, gelin hep birlikte 2015 yılındaki o tarihi dönüm noktasına dönelim. Paris anlaşmasının imzalandığı günü, kıymetli bakanın, elindeki o tahta tokmakla masaya vurarak mutabakatı ilan ettiği anı çoğunuz hatırlarsınız. O tokmak sesi, aslında yeni hedefler koymanın ötesinde, masadaki diplomasi çağını bitirip, sahadaki eylem çağını başlatan tarihi bir uyanış ziliydi. O gün kağıda dökülen imzaları, Antalya'da gözle görülür somut devrimlere dönüştürmek, insanlığa verdiğimiz umudu hayata geçirmek, boynumuzun borcudur. Fakat bunu tek başımıza, izole bir şekilde yapamayız. Yukarıdan aşağıya inen diplomatik kararlar, tabanda halkın gücüyle birleşmek zorundadır. İşte bu birleşme ruhu, bu dayanışma, bizim toprağımızın özünde mevcuttur" ifadelerini kullandı.

‘KÜRESEL İMECEYİ TARİHİN ALTIN SAYFALARINA YAZACAĞIZ’

İklim krizi gibi devasa bir fırtınayı tek bir ülkenin aklıyla durdurmanın imkansız olduğunu belirten Kurum, "Başarıya ulaşmanın tek yolu bizim geleneksel imece kültürümüzdür. İmece, köyde hasat zamanı geldiğinde, herkesin kendi tarlasını bırakıp komşusunun buğdayını kaldırmasıdır. İmece, zorluğu omuz omuza aşmaktır. Kendinden önce bütünü düşünmek, 'ben' kelimesini tarihe gömüp 'biz' olmaktır. Büyük Türk düşünürü ve halk şairi Yunus Emre, bu toprakların ruhunu yüzyıllar öncesinden şöyle özetler; 'Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.' Elimizdeki teknolojiyi, finansmanı ve bilgiyi paylaşırsak bu büyük krizden güçlenerek çıkarız. Duvarlar örüp kendi sınırlarımız içine çekilirsek, o büyük iklim fırtınası hepimizi yutar. Bu kadar basittir. Bizler Antalya'da, dünyanın en büyük imecesini kuracağız, küresel imeceyi tarihin altın sayfalarına yazacağız" dedi.

İş arayanlara müjde: Almanya'da 250 bin lira maaş! Sınav Türkçe olacak!
İş arayanlara müjde: Almanya'da 250 bin lira maaş! Sınav Türkçe olacak!
İçeriği Görüntüle

‘MASAYA LAFLA DEĞİL CESARETLE OTURUYORUZ’

Türkiye olarak masaya sadece ev sahibi sıfatıyla oturmadıklarını dile getiren Kurum, "Biz masaya 2053 Net Sıfır vizyonumuzla, yenilenebilir enerjide attığımız dev adımlarla geliyoruz. Masaya lafla, sözle, vaatle gelmiyoruz; eylemle ve cesaretle oturuyoruz. Başarımızın ölçütü ortadadır. Başarı, sonuç bildirgelerine yazılan kelime kalabalığı olamaz. Başarı, kameralar önünde açıkladığımız içi boş inisiyatifler olamaz. Başarının yegane ölçütü, sahada yaptığımız gerçek dönüşümdür. Tarladaki çiftçinin rahat bir nefes alması, çocuklarımızın zehirsiz bir gökyüzüne bakabilmesidir" dedi.

Kaynak: İHA