BirGün Gazetesi yazarı Can Ertuna da kaleme aldığı köşe yazısında, sosyal medya bağımlılığının yalnızca bireylerin iradesiyle açıklanamayacağını savunarak, platformların kullanıcıları daha uzun süre çevrim içi tutmak amacıyla geliştirdiği tasarım özelliklerine dikkat çekti.

Ertuna’ya göre bugün milyonlarca insan, günün büyük bölümünü telefon ekranına bakarak geçiriyor. Uyanır uyanmaz sosyal medya hesaplarını kontrol etmek, gün içinde defalarca bildirimleri incelemek ya da uyumadan önce uzun süre video izlemek artık birçok kişi için sıradan bir alışkanlık haline geldi. Yazıda, bu durumun tesadüf olmadığı, aksine platformların kullanıcı davranışlarını yönlendirecek şekilde tasarlanan özelliklerinden kaynaklandığı görüşü öne çıkarılıyor.

EKRAN BAŞINDA GEÇİRİLEN SÜRE HER GEÇEN YIL ARTIYOR

Köşe yazısında paylaşılan verilere göre dünya genelinde yaklaşık 5,8 milyar sosyal medya hesabı bulunuyor. Küresel nüfusun yaklaşık yüzde 64’ü en az bir sosyal medya platformunu aktif olarak kullanıyor. 2025 yılı verileri ise kullanıcıların günlük ortalama 141 dakikayı sosyal medyada geçirdiğini ortaya koyuyor.

Bu süre yalnızca eğlence amacıyla geçirilen zamanı ifade etmiyor. Haber takibi, mesajlaşma, alışveriş, video izleme ve gündemi takip etme gibi birçok faaliyet de sosyal medya üzerinden gerçekleştiriliyor. Ancak Ertuna, bu yoğun kullanımın zamanla bağımlılık riskini de beraberinde getirdiğine işaret ediyor.

“SONSUZ KAYDIRMA” SİSTEMİ KULLANICIYI EKRANDA TUTUYOR

Yazıda en fazla dikkat çekilen tasarımlardan biri “sonsuz kaydırma” özelliği oldu. Kullanıcıların herhangi bir duraksama yaşamadan sürekli yeni içeriklerle karşılaşmasını sağlayan bu sistemin, platformlarda geçirilen süreyi artırmayı hedeflediği belirtiliyor.

Ertuna, bu yöntemin çalışma mantığını kumar makinelerine benzetiyor. Her ekran yenilendiğinde ilgi çekici ya da önemsiz bir içerikle karşılaşılabiliyor. Kullanıcı ise bir sonraki paylaşımın daha ilginç olabileceği düşüncesiyle kaydırmaya devam ediyor. Bu durumun psikolojide “ödül beklentisi” olarak tanımlanan mekanizmayı sürekli canlı tuttuğu ifade ediliyor.

BEĞENİ VE BİLDİRİMLER DE SİSTEMİN ÖNEMLİ PARÇALARI

Köşe yazısında yalnızca kaydırma özelliğinin değil, beğeni sistemi ve anlık bildirimlerin de kullanıcı davranışlarını etkilediği belirtiliyor.

En ucuz ve en pahalı tatil yerleri: Türkiye de listede
En ucuz ve en pahalı tatil yerleri: Türkiye de listede
İçeriği Görüntüle

Facebook’un yıllar önce kullanıma sunduğu beğeni butonunun zaman içinde dijital bir ödül mekanizmasına dönüştüğü değerlendirilirken, yeni beğeniler, yorumlar ve mesaj bildirimlerinin kullanıcıların uygulamaya tekrar dönmesini sağlayan önemli araçlardan biri haline geldiği ifade ediliyor.

Benzer şekilde 24 saat sonra silinen hikâyeler, okunma bilgisi ve sürekli gelen bildirimlerin de “bir şeyi kaçırma korkusu” oluşturarak kullanıcıların platformdan uzaklaşmasını zorlaştırdığı görüşü dile getiriliyor.

AVRUPA KOMİSYONU META’NIN TASARIMLARINI İNCELEMEYE ALDI

Yazıda yer verilen bilgilere göre Avrupa Komisyonu, 2024 yılında başlattığı soruşturma kapsamında Facebook ve Instagram’ın kullanıcıları bağımlılığa yönlendirebilecek tasarım özelliklerini mercek altına aldı.

Komisyonun ön değerlendirmesinde “sonsuz kaydırma”, “otomatik oynatma”, kişiselleştirilmiş içerik önerileri ve anlık bildirim sistemlerinin özellikle çocuklar ve genç kullanıcılar açısından çeşitli riskler oluşturabileceği belirtildi. Ayrıca bu tasarımların zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki olası etkilerine yönelik Meta’nın yeterli önlem sunmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Meta’nın soruşturma kapsamında savunma hakkı bulunurken, gerekli değişikliklerin yapılmaması halinde şirketin milyarlarca euroyu bulabilecek para cezalarıyla karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.

“SORUN YALNIZCA KULLANICI ALIŞKANLIKLARI DEĞİL”

Can Ertuna, sosyal medya bağımlılığının yalnızca bireysel tercih ya da irade eksikliği olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını savunuyor. Yazıda, platformların temel gelir modelinin kullanıcıların mümkün olduğunca uzun süre uygulamalarda kalmasına dayandığına dikkat çekiliyor.

Ne kadar uzun süre çevrim içi kalınırsa o kadar fazla veri toplandığı, daha fazla reklam gösterildiği ve şirketlerin gelirlerinin arttığı belirtilirken, bu nedenle bağımlılık oluşturan tasarım unsurlarının tesadüfen ortaya çıkmadığı ifade ediliyor.

ÇÖZÜM YALNIZCA PARA CEZASI DEĞİL

Köşe yazısında, Avrupa Birliği’nin teknoloji şirketlerine yönelik denetimlerinin önemli olduğu ancak tek başına yeterli olmayabileceği görüşü de paylaşılıyor.

Ertuna, sosyal medya şirketlerinin iş modelinin de tartışılması gerektiğini belirterek, yalnızca para cezası verilmesinin bağımlılık oluşturan tasarımları tamamen ortadan kaldırmayacağını ifade ediyor. Yazıda ayrıca dijital platformların artık yalnızca teknoloji şirketleri değil, toplumsal yaşamı etkileyen güçlü yapılar haline geldiği değerlendirmesi yapılıyor.

Bu nedenle sosyal medya platformlarının kamu yararını gözeten daha sıkı kurallarla denetlenmesi, kullanıcı haklarını önceleyen yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve dijital platformların toplumsal etkilerinin daha kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşımın, sosyal medya bağımlılığıyla mücadelede bireysel farkındalık kadar kurumsal sorumluluğun da önem taşıdığına işaret ettiği belirtiliyor.

Kaynak: Rafia Sinem Yıldız