Kayseri'de Tarihi Camikebir çevresinde başlayacak arkeolojik araştırma kazıları, yalnızca bir medreseyi değil, Anadolu Selçuklu döneminin kayıp eğitim merkezlerinden birini ortaya çıkarabilir. Akademik çalışmalar ve tarih araştırmaları, bölgenin altında Selçuklu dönemine ait büyük bir külliyenin bulunabileceğine işaret ederken, kazılar bu iddiaları bilimsel olarak test edecek.

Camikebir'de Başlayacak Kazılar Tarih Dünyasında Heyecan Yarattı

Kayseri'nin tarihi merkezinde yer alan Camikebir'de başlayacak arkeolojik araştırma kazıları, şehrin Selçuklu geçmişine ışık tutabilecek en önemli çalışmalardan biri olarak görülüyor. Uzun yıllardır çeşitli akademik yayınlarda ve araştırmalarda adı geçen ancak fiziksel varlığı günümüze ulaşmayan Camikebir Medresesi'nin izlerinin bu kazılarla ortaya çıkarılması hedefleniyor.

Bilim insanları henüz "Camikebir'in altında kesin olarak Selçuklu medresesi bulunuyor" sonucuna ulaşmadı. Ancak mevcut kazının temel amaçlarından biri, yazılı kaynaklarda yer alan bu yapının ‘gerçekten var olup olmadığını bilimsel yöntemlerle araştırmak’ olarak biliniyor.

Camikebır Arkeolojı Kazıları (1)

‘Kadim Mirasımızı Gün Yüzüne Çıkaracağız’

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da daha önce yaptığı açıklamada kazının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştı:

"Kayseri'nin toprağına her dokunduğumuzda yeni bir tarih, yeni bir değerle buluşuyoruz. Tarihi Camikebir'de başlayacak arkeolojik araştırma kazılarıyla kadim mirasımızı gün yüzüne çıkaracak, ecdadımızın emanetini gelecek nesillere en güzel şekilde taşıyacağız"

Camikebır Arkeolojı Kazıları (2)

Kazının Hedefi Yalnızca Bir Medrese Değil

Araştırmacılara göre Camikebir'de yürütülecek çalışma yalnızca tek bir yapı arayışından ibaret değil.

Kazılar sonucunda;
Anadolu'nun en erken Selçuklu eğitim kurumlarından biri ortaya çıkabilir.
Kayseri'nin yalnızca ticaret değil aynı zamanda önemli bir eğitim merkezi olduğu daha güçlü biçimde ortaya konulabilir.
Anadolu'daki medrese tarihine ilişkin mevcut bilgiler yeniden değerlendirilebilir.
Ancak bütün bu ihtimaller, kazılarda elde edilecek bilimsel bulgulara bağlı olarak kesinlik kazanacak.

Camikebır Arkeolojı Kazıları (3)

Kazılar Sıfırdan Başlamıyor

Camikebir'deki çalışma tamamen varsayımlara dayanmıyor. Kentsel dönüşüm sırasında yapılan altyapı çalışmaları esnasında temel duvarları, taş örgüler ve eski yapı izlerine rastlanması üzerine resmi arkeolojik kazı süreci başlatıldı.

Bu yönüyle çalışma, ilk bulguların tespit edildiği alanlarda gerçekleştirilen planlı bir araştırma niteliği taşıyor. Kazı öncesinde elektrik ve su hatları ile dolgu toprak dikkatli şekilde kaldırılıyor. Böylece olası tarihi yapıların iş makineleriyle zarar görmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Camikebır Arkeolojı Kazıları (4)

Camikebir Medresesi Neden Tamamen Kayboldu?

Araştırmalarda medresenin ortadan kalkmasına ilişkin çeşitli ihtimaller üzerinde duruluyor.
Bunlar arasında;
1717 depremi,
1835 depremi,
Osmanlı'nın son dönemindeki yangınlar,
Cumhuriyet dönemindeki yol açma çalışmaları,
1950-1970 yılları arasında yapılan betonarme dükkânlar gösteriliyor.

Bugüne kadar bunlardan hangisinin yapının tamamen kaybolmasına neden olduğu kesin olarak bilinmiyor. Arkeolojik kazılar bu soruya da yanıt verebilir.

Camikebır Arkeolojı Kazıları (5)

Büyük bir Selçuklu Külliyesi Ortaya Çıkabilir

Tarih araştırmaları, Hatuniye Medresesi ile Camikebir arasında bugün artık görünmeyen büyük bir külliyenin bulunmuş olabileceğine işaret ediyor. Eski şehir planlarında; avlu, derslikler, revaklar, çeşmeler, öğrenci odaları bulunduğunu gösteren kayıtlar yer alıyor.
Bu unsurların kazılarla doğrulanması halinde Kayseri kent merkezinin tarihsel planı yeniden değerlendirilebilir.

Kazı alanı Roma'dan Osmanlı'ya Uzanan Katmanları Barındırıyor

Camikebir'in bulunduğu alan yalnızca Selçuklu dönemini kapsamıyor. Çünkü bölge, antik Caesarea kentinin tam merkezinde yer alıyor. Bu nedenle kazılarda sırasıyla; Roma, Bizans, Danişment, Anadolu Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait katmanların üst üste görülmesi bekleniyor.

Arkeologların "çok katmanlı kent arkeolojisi" olarak tanımladığı bu tür kazılar, dünyanın en değerli şehir arkeolojisi çalışmalarından biri kabul ediliyor.

Sadece Medrese Değil, Ticaret Hayatının İzleri de Aranacak

Camikebir, tarih boyunca idari, ticari ve dini merkezlerin kesişim noktasında yer aldı. Bu nedenle araştırmacılar kazılarda yalnızca bir medrese binasının değil; vakıf dükkânlarının, atölyelerin, sarnıçların, su kanallarının, mezarların, ticaret yapılarının da ortaya çıkabileceğini ön görüyor.

Akademik Çalışmalar ‘Kayıp Medrese’ İhtimalini Güçlendiriyor

Araştırmacı Arzu Boy'un Kayseri medreseleri üzerine yaptığı çalışmada, Osmanlı arşivlerinde yalnızca vakfiye kayıtlarından bilinen ve fiziksel olarak tamamen kaybolmuş birçok medresenin bulunduğu belirtiliyor.

Camikebir Medresesi'nin de bu kayıp yapılar arasında yer alabileceği değerlendiriliyor. Eğer kazılar yapının planını ortaya çıkarırsa, yüzyıllardır yalnızca yazılı belgelerde yaşayan bir eğitim yapısı ilk kez fiziksel olarak doğrulanmış olacak.

Selçuklu Medreseleri Sadece Eğitim Vermiyordu

Bilimsel araştırmalar, Selçuklu medreselerinin yalnızca ders verilen yapılar olmadığını ortaya koyuyor. Bu külliyelerde; derslikler, talebe hücreleri, mescit, kütüphane, vakıf dükkânları, imaret, hamam gibi birçok bölüm birlikte yer alıyordu.

Kayseri'de 15 Temmuz ruhu sanatla buluştu! KAYMEK'in özel sergisi kapılarını açtı
Kayseri'de 15 Temmuz ruhu sanatla buluştu! KAYMEK'in özel sergisi kapılarını açtı
İçeriği Görüntüle

Ayrıca vakıf sistemi sayesinde dükkânlar, hanlar, değirmenler, bahçeler ve bağlardan elde edilen gelirlerle eğitim faaliyetleri sürdürülebiliyordu. Bu nedenle Camikebir kazılarında ortaya çıkabilecek dükkân temelleri, yalnızca eğitim değil aynı zamanda ticaret sistemine ilişkin önemli bilgiler sunabilir.

Kayseri, Selçuklu Mimarisinin Laboratuvarı Olarak Görülüyor

Sanat tarihçileri Kayseri'yi Anadolu Selçuklu mimarisinin en önemli merkezlerinden biri olarak tanımlıyor. Çifte Medrese, Hunat, Hacı Kılıç, Sahabiye, Seraceddin ve Gevher Nesibe gibi farklı plan tiplerine sahip yapılar aynı şehirde bulunuyor.

1966 yılında sanat tarihçisi Gönül Öney'in yayımladığı çalışmada Hacı Kılıç Külliyesi'nin Anadolu Selçuklu mimarisinde özgün bir plan tipine sahip olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Camikebir'de ortaya çıkabilecek yeni bir medrese planının da Selçuklu mimarlık tarihine yeni bir halka ekleme ihtimali bulunuyor.

Yazıt Bulunursa Birçok Soru Cevap Bulabilir

Araştırmacılara göre kazının en önemli sürprizlerinden biri kitabe parçalarının ortaya çıkması olabilir. Selçuklu yapılarında zaman zaman ikinci kez kullanılan taşlar arasında; kitabeler, vakfiye taşları, baniyi tanıtan yazıtlar tespit edilebiliyor. Böyle bir buluntu, yapının banisini, inşa tarihini ve hangi sultan döneminde yapıldığını kesin olarak ortaya koyabilir.

Resmi açıklamalarda kazı alanının genişletilebilmesi için hazırlık yapıldığı da belirtiliyor. Bu durum, ilk bulguların beklenenden daha büyük bir yerleşim alanına işaret edebileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Arkeologlar Yalnızca Bir Bina Değil, Selçuklu Kayseri'nin Kalbini Arayacak

1882 yılında Jean S. Euthychides tarafından hazırlanan Kayseri şehir planı ile Osmanlı vakıf kayıtları birlikte değerlendirildiğinde Camikebir çevresinin yalnızca ibadet merkezi olmadığı görülüyor.

Tarihçiler, bölgenin eğitim, ticaret ve dini hayatın iç içe geçtiği bir şehir çekirdeği oluşturduğunu ifade ediyor. Bu nedenle başlayacak kazılar yalnızca kayıp bir medresenin değil, vakıf dükkânları, avlular, ticaret yapıları ve büyük bir Selçuklu külliyesinin izlerini de ortaya çıkarabilir.

Ancak tüm bu ihtimallerin bilimsel olarak doğrulanabilmesi için arkeolojik kazılardan elde edilecek bulguların değerlendirilmesi gerekiyor.

Kaynak: Merve Erol