Sektörde uzun yıllardır yaşanan sorunlara dikkat çeken Güner, mevcut yatırım alışkanlıklarının üretim, ihracat ve katma değer açısından Türkiye ekonomisini olumsuz etkşlediğini ifade etti. Vatandaşların yoğun şekilde yöneldiği gram ve çeyrek altının üretim zincirine sınırlı katkı sunduğunu belirten Güner, yatırım tercihlerinin daha fazla işçilik ve üretim içeren ürünlere yönelik yapılmasının sektör açısından önemli olduğunu vurguladı.

“KATMA DEĞER OLUŞTURMAYAN ÜRÜNLER EKONOMİYE KATKI SUNMUYOR”

Ayhan Güner açıklamasında, işçiliksiz altın ürünlerinin ekonomik döngü içerisinde önemsiz bir değer yarattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bence gram altın yasaklansa daha iyi. Bunun ekonomiye bir katkısı yok. Çeyrek altının da ekonomiye katkısı yok.”

Güner, özellikle bilezik, kolye ve mücevher grubunda üretim sürecinin bulunduğunu, bu ürünlerin atölyelerden fabrikalara kadar geniş bir istihdam kitlesini beslediğini söyledi. İşçilikli ürünlerin hem üreticiyi hem tasarımcıyı hem de piyasadaki satışı desteklediğini ifade eden Güner, gram ve çeyrek altının ise yalnızca yatırım amacıyla elde tutulduğunu belirtti.

Açıklamalarında; “Bilezik olsa en azından bir işçilik var, bir üretici var, imalathanelerde üretiliyor. Gram ve çeyrek altında işçilik yok, hiçbir katma değeri yok.” Sözlerine yer verdi.

Altın (22)

DARPHANE KAPASİTESİ YETERSİZ KALIYOR

Türkiye’de son dönemde artan fiziki altın talebinin piyasada ciddi bir arz oluşturduğunu belirten Güner, özellikle Darphane’nin çeyrek altın üretiminde talebi karşılamakta zorlandığını söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nün mevcut kapasitesinin piyasa ihtiyacına yetişemediğini ifade eden Güner, bu durumun piyasada karaborsa fiyatlarını beraberinde getirdiğini belirtti.

Güner’e göre arz-talep dengesizliği nedeniyle özellikle çeyrek altında ciddi fiyat farkları oluşmaya başladı. Sektörde yaşanan bu dengesizlik nedeniyle 1 kilogram çeyrek altında yaklaşık 15 bin dolarlık karaborsa farkı oluştuğunu söyleyen Güner, piyasanın sağlıklı fiyatlama mekanizmasından uzaklaştığını ifade etti.

RAFİNERİLER TALEBE YETİŞEMİYOR

Güner, Türkiye’de faaliyet gösteren altın rafinerilerinin de yoğun talepten dolayı zorlandığını, gram altına yönelik yoğun yatırım talebinin sektörde baskı oluşturduğunu söyledi. Özellikle küçük yatırımcıların gram altına yönelmesiyle birlikte rafinerilerin üretim kapasitesinin sınırlarına ulaştığını kaydeden Güner, bu durumun piyasadaki fiyat dengesizliklerini daha da artırdığını ifade etti.

SGK'dan borçlarında yeni dönem: Ödeme süresi tam iki katına çıkarıldı!
SGK'dan borçlarında yeni dönem: Ödeme süresi tam iki katına çıkarıldı!
İçeriği Görüntüle

Sektör temsilcileri, özellikle son dönemde ekonomik belirsizlikler ve güvenli liman arayışı nedeniyle fiziki altına talebin belirgin şekilde yükseldiğini, bunun da üretim ve tedarik süreçlerinde ciddi baskı yarattığını dile getiriyor.

Altın (1)

İÇ PİYASADA FİYATLAR DÜNYA ALTIN PİYASASININ ÜZERİNDE

Ayhan Güner’in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise Türkiye’deki altın fiyatlarının uluslararası piyasalardan belirgin şekilde ayrışması oldu. Güner, kilogram bazında altının Türkiye’de dünya fiyatlarının yaklaşık 6 bin ila 7 bin dolar üzerinde işlem gördüğünü söyledi.

Bu fiyat farkının özellikle ihracat tarafında ciddi kayıplara neden olduğunu belirten Güner, yabancı müşterilerin Türkiye’den ürün alımını azaltmaya başladığını ifade etti. Normal şartlarda uluslararası piyasada 100 bin dolar seviyesinde olan bir ürünün Türkiye’de 108 ila 110 bin dolar seviyesine çıktığını belirten Güner, bunun hem ihracatçıyı hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini vurguladı.

“İHRACAT DURMA NOKTASINA GELDİ”

Yüksek maliyetlerin Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Güner, sektör ihracatında ciddi bir yavaşlama yaşandığını söyledi. İç piyasadaki yüksek fiyatların yabancı alıcıları farklı ülkelere yönlendirdiğini ifade eden Güner, özellikle kuyumculuk sektörünün küresel pazarlarda fiyat avantajını kaybetmeye başladığını dile getirdi.

Sektördeki maliyet baskısı nedeniyle iç piyasada satışların da yavaşladığını kaydeden Güner, şu anda piyasada ağırlıklı olarak pırlanta ürünleri ile sınırlı miktarda çeyrek altın işlemlerinin sürdüğünü söyledi.

KOTA UYGULAMALARI SEKTÖRDE BASKIYI ARTIRIYOR

Altın ithalatına yönelik uygulanan kota sisteminin de piyasadaki sıkışıklığı artırdığını belirten Güner, ham maddeye erişimde yaşanan zorlukların fiyatları doğrudan yukarı çektiğini ifade etti. Sektör temsilcilerine göre ithalat kotaları nedeniyle arzın sınırlanması, iç piyasadaki fiyatların küresel piyasalardan kopmasına neden oluyor.

Uzmanlar, mevcut sistemin hem üreticiyi hem ihracatçıyı hem de yatırımcıyı zorlayan bir tablo ortaya çıkardığını belirtirken, sektörün yeniden dengelenmesi için yeni düzenlemelerin gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi