Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Grup Toplantısı’nda gündemi sarsan açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, Türkiye’nin iç ve dış politika meselelerine dair değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında sert ifadeler kullandı. Erdoğan, CHP’yi tarihsel olarak darbecilere destek vermekle suçladı ve şunları söyledi:
“Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP'nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir.”
Erdoğan, CHP'nin Türk siyasi tarihinde darbecilerle birlikte hareket ettiğini ve darbe girişimlerine zemin hazırladığını savunarak, şöyle devam etti:
“Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, 'Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP'yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP'nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat'ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir.'"
Erdoğan, CHP’nin geçmişteki darbelere verdiği desteğin yanı sıra, son yıllarda da çeşitli provokasyonlarla Türkiye'nin demokrasisini hedef alan eylemlerinde yer aldığını iddia etti. Cumhurbaşkanı, 15 Temmuz darbe girişiminde de CHP'nin “kontrollü darbe” söylemleriyle darbecilere karşı tavır almadığını söyledi.
Konuşmasında, siyasi üslubuna da dikkat ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak muhalefetin diline ve üslubuna tepki vermemek için büyük bir özen gösterdiklerini ifade etti. “Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik” diyen Erdoğan, her türlü provokasyona karşı sabırlı bir tutum sergilediklerinin altını çizdi. “Bizim için tek önemli olan işimize odaklanmak ve milletimize hizmet etmektir” diyerek, AK Parti’nin 23 yıldır hizmet yolunda koştuğunu belirtti.
Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin dijital geleceğine dair de önemli bir müjde verdi. Türkiye'nin 5G teknolojisine geçiş yaparak, dijital bağımsızlığını pekiştireceğini söyledi. “5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Bu teknolojiyi ülkemize kazandırmak, Türkiye'yi dijital dönüşümün merkezine taşımak en büyük hedefimiz” dedi.
Bunun yanı sıra, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın Türkiye’yi bölgesel bir güç haline getirme amacını vurgulayan Erdoğan, “Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz” ifadeleriyle Türkiye’nin dış politikadaki rolüne dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarına dair de önemli açıklamalar yaptı. Bu tür süreçlerin tarafı olmadıklarını ancak halkın çıkarları doğrultusunda adaletin tecelli etmesi için takipçi olacaklarını belirtti. "Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Adaletin yerini bulmasıyla birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" dedi.
Son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasındaki hassasiyetlere de değindi. İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın, bölgesel ve küresel güvenlik için büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin, bu tür çatışmalarda aktif bir rol almak yerine, diplomasi ve diyalog yoluyla çözüm aradığını söyledi. Erdoğan, “İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır” diyerek, savaşın uzamasının tüm bölgeye zarar vereceğini belirtti.
Bunların yanı sıra, Erdoğan, İsrail hükümetini de sert bir şekilde eleştirerek, savaşın birinci derecede sorumlusunun İsrail olduğunu vurguladı. “Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir” diyerek, bölgedeki huzursuzlukların devam etmesinin, İsrail’in kanlı stratejilerine hizmet edeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması, Türkiye’nin iç politikadaki sert rekabeti ve dış politikadaki aktif rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.





