Fırat’ın artık Ağrı´dan başlayıp Basra´ya dökülen bir nehir adı olmadığının, bayraklaşmış bir mücadelenin, Akşehir´den doğup Ege´ye dökülen bir isim olduğunun kanıtı...
5 yıl önce terörün bizden kopardığı yiğit parçası...
Medya renkli bir örtü gibi. Teröristi türkü söyleterek sempatikleştirip, katile karanfil takarak şirinleştirebilir ve dahi her şeyin üzerini farklı renklerle örtebilir. Fakat bu öyle bir yiğit ki bayraktan başka örtüsü, adını yaşatmak için hiç bir senaryoya ihtiyacı olmayacak!
Evet, ne yazık ki 20 Şubat 2015’te öğrenim gördüğü Ege Üniversitesi’nde eli kanlı teröristlerce şehit edilen, Ülkücü Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun 5. Yıldönümü. Tarih okuyup tarih anlatacaktı, kahraman oldu tarih onu anlatacak.
Acımız ilk günkü gibi taze. Terör yalnızca o tarihte girmemişti üniversitelere. Fırat, yalnızca duyulan bilinen tarafı oldu. İhmal vardı belki de. Elbette üniversiteler özgürlük ve gelişimin simgesiydi. Fakat teröre ya da teröristlere göz yummak ne özgürlüğün ne de gelişimin bir parçası olamazdı.
Fırat Çakıroğlu, aylar boyu Ege Üniversitesi’nde PKK’lı teröristleri ifşa etmesine rağmen hükümet,rektörlük, emniyet kılını kıpırdatmadı.
Bıçakla yaralanmasına rağmen 45 dakika ambulans gelmedi, hastaneye götürülmedi. Hangisine daha fazla yanalım ben de bilmiyorum. Dağ gibi bir yiğidi kaybedişimize mi, yoksa insan canının, terörün, teröristin karşısında bu kadar aciz kalınmasına mı?
Mücadele her zaman sınırda olmaz, orduda olmaz, mecliste olmaz...
Mücadele her yerde ve her vakit olur.
Onun devrettiği bu şanlı mücadeleyi şimdi Türk gençliği devam ettirecek.