Birileri takım ayakta kalsın diye mücadele verirken… Birilerinin aynı şehir meydanında halay çekiyor...

Galatasaray şampiyon oldu. Türkiye’nin bir gerçeği bu. Taraftarı olan sevinecek, formasını giyecek, kutlamasını yapacak. Buna kimsenin söyleyecek sözü yok. Futbolun doğasında sevinmek de var, üzülmek de…

Ama mesele sadece takım tutmak değil.

Bugün Kayseri’de çok daha büyük bir gerçek var: Kayserispor bu şehrin takımı ve bu şehir için yalnızca bir futbol kulübü değil; bir aidiyetin, bir kimliğin, bir ortak duygunun adı.

Bir yanda Türkiye’nin başka bir şehrinin şampiyonluğu kutlanırken, diğer yanda kendi şehrinin takımı küme düşmüşse burada durup düşünmek gerekir.

Çünkü futbol bazen sadece futbol değildir.

Bugün sokaklarda sarı-kırmızı formalarla halay çekmek, korna sesleriyle meydanları doldurmak belki bireysel bir sevinçtir ama bu şehrin futbol adına yaşadığı acının tam ortasında yapılınca başka bir anlam taşır.

Ve işte tam da mesele burada başlıyor.

Kimseye “Galatasaraylı olamazsın” denemez. Kimseye tuttuğu takımdan vazgeç denemez. Ama Kayseri’de yaşayan herkesin, en azından bu şehrin ortak değerine karşı bir sorumluluğu vardır.

Çünkü Kayserispor yalnızca bir kulüp değil; bu şehrin esnafının, çocuğunun, gencinin, yaşlısının ortak heyecanıdır.

Maç günü dükkânını erken kapatan esnafın heyecanıdır.

Tribünde yağmur altında bekleyen taraftarın umududur.

Deplasman yolunda cebindeki son parayı harcayan gencin inancıdır.

Bugün o inanç yara aldı.

Ve tam da böyle günlerde şehir olmanın gereği ortaya çıkar.

Dayanışma.

Empati.

Aidiyet.

Bugün kutlama yapmak isteyen yapabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama biraz daha sessiz, biraz daha ölçülü, biraz daha bu şehrin ruhuna uygun olmak gerekir.

Çünkü aynı sokakta birileri sevinirken, diğer tarafta binlerce insan üzülüyor.

Bu şehirde ekmek yiyen, bu şehirde yaşayan, bu şehirde kazanan herkesin Kayserispor’a karşı bir vefa borcu vardır.

Vefa bazen tribüne gitmektir.

Bazen forma almaktır.

Bazen de en azından kötü günde yanında durmaktır.

Şehir takımı düştüğünde susabilmek de bir destektir.

Bugün mesele Galatasaray’ın şampiyonluğu değil.

Bugün mesele Kayseri’nin kendi değerine ne kadar sahip çıktığıdır.

Eğer bir şehir kendi takımına sahip çıkmazsa, yarın o takım ayağa kalkmakta zorlanır.

Ve unutulmamalıdır ki büyük şehirler, sadece binalarıyla değil; ortak değerlerine sahip çıkmalarıyla büyür.

Bugün biraz sessizlik…

Yarın daha güçlü bir dönüş için.

Çünkü bu şehirin takımı varsa, bu şehirin ruhu vardır.

Ve o ruhun adı hâlâ Kayserispor.