SPK tarafından oluşturulan ara ödeme mekanizması kapsamında Tera Portföy, Pusula Portföy, Atlas Portföy ve Hedef Portföy'ün tasfiye kapsamındaki fonlarında belirli şartları sağlayan yatırımcılara ödeme yapılması planlanıyor. Yatırımcının net yatırım tutarı 640 bin TL ise ara ödeme bu tutara kadar yapılabilecek. Net yatırım tutarı 4 milyon TL olan yatırımcı için ise ilk aşamada ödeme en fazla 1 milyon TL olacak. Bu ödeme, nihai tasfiye ödemesi olarak değerlendirilmiyor. Yapılacak ara ödeme, tasfiye sonunda yatırımcının hak edeceği tutardan mahsup edilecek.
Okşak ayrıca 1 milyon TL sınırının her yatırımcı için tek bir genel limit olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Düzenlemenin her yatırımcı ve her fon bazında ele alınması önem taşıyor.
FONUN MALVARLIĞI YETMEZSE NE OLACAK?
Fon portföylerindeki varlıkların piyasa derinliği ve likidite koşulları dikkate alınarak satılması planlanıyor. Tera fonlarının tasfiyesinde Türkiye İş Bankası, diğer altı portföy yönetim şirketinin tasfiye işlemlerinde ise Ziraat Bankası görevlendirildi. Amaç, varlıkların kısa sürede ve düşük fiyatlardan satılarak yatırımcıların zararının daha da büyümesini önlemek.
TMSF HAVUZU DA DEVREDE
Soruşturmalar kapsamında el konulan villa, araç, arsa ve banka hesaplarındaki varlıkların TMSF bünyesinde oluşturulan özel havuza aktarılması da gündemde. Hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından bu kaynakların mağduriyetlerin giderilmesinde kullanılması planlanıyor.
YATIRIMCININ ENFLASYON KAYBI NE OLACAK?
Okşak'ın yazısında dikkat çektiği konulardan biri de bekleme süresinde oluşabilecek enflasyon kaybı oldu. Tasfiye sürecinin birkaç ay sürmesi halinde yatırımcının bugün alacağı 1 milyon TL ile aylar sonra alacağı 1 milyon TL'nin ekonomik değerinin aynı olmayacağına dikkat çekildi. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca anaparalarının değil, bekleme sürecinde oluşabilecek değer kaybının nasıl hesaplanacağını da bilmek istediği vurgulandı.
BORSADAKİ DİĞER YATIRIMCILAR DA ETKİLENDİ
Fon krizinin etkileri yalnızca söz konusu fonlarda yatırımı bulunan kişilerle sınırlı kalmadı. Fonlardan gelen satış baskısı nedeniyle özellikle bazı küçük ve orta ölçekli hisselerde sert düşüşler yaşandı. Bu nedenle fon yatırımı bulunmadığı halde borsadaki portföyünde ciddi kayıp yaşayan yatırımcıların durumu da tartışma konusu oldu. Okşak, burada doğrudan tüm piyasa zararlarının kamu tarafından karşılanmasının doğru olmayacağını belirtirken, manipülasyon veya hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan somut zararların ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Fon krizinde bundan sonraki süreçte gözler, net yatırım tutarlarının belirlenmesine ve yatırımcılara yapılacak ödemelerin takviminin açıklanmasına çevrildi.




