Gazeteci Ersin Çelik'in paylaştığı hatıra, deprem bölgesinde yürütülen çalışmaların perde arkasındaki fedakârlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
Depremin 50. Gününde Yaşanan Dikkat Çeken Karşılaşma
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afet bölgesinde görev yapan kamu personelinin yaşadığı fedakârlıklara ilişkin dikkat çeken bir anı yeniden gündeme taşındı.
Gazeteci Ersin Çelik, 15 Temmuz akşamı katıldığı televizyon programında, depremden yaklaşık 50 gün sonra Adıyaman'da yaşadığı bir olayı anlattı. Çelik'in aktardıkları arasında en çok dikkat çeken detay ise, karşısında yaklaşık 15 dakika sohbet ettiği kişinin Kayseri Valisi Gökmen Çiçek olduğunu fark edememesi oldu.
Toz İçinde, Yorgun Ve Sade Haliyle Dikkat Çekti
Ersin Çelik'in anlatımına göre olay, depremden yaklaşık 50 gün sonra Adıyaman'da esnafın yeniden ticaret yapabilmesi amacıyla kurulan konteyner çarşıda yaşandı.

Ramazan ayında iftar saatini beklediği sırada tek başına oturduğunu belirten Çelik, yanına üzeri toz içinde, saç ve sakalı uzamış, oldukça yorgun görünen bir kişinin geldiğini söyledi.
Çelik, sosyal medya paylaşımında o anları şu sözlerle anlattı:
"Depremin üzerinden elli gün geçmişti. Adıyaman'a davet edilmiştim. Esnafı yeniden ayağa kaldırmak için kurulan konteyner çarşıdaydık. Ramazan'dı. İftarı bekliyordum. Bir çardağın altında tek başıma otururken pejmürde kıyafetli biri geldi, 'Nasılsın kardeşim, hoş geldin' dedi.
Saçı sakalı birbirine karışmıştı. Kıyafetleri toz içindeydi. Yorgunluğu yüzüne çökmüştü. Şehrin sorunlarını anlattı, ben de dinledim."

Yaklaşık 15 Dakika Boyunca Kim Olduğunu Anlayamadı
Gazeteci Ersin Çelik, yaklaşık 15 dakika boyunca sohbet ettiği kişinin kim olduğunu anlayamadığını belirtti.
Gerçek ise yanlarına gelen bir görevlinin sözleriyle ortaya çıktı.
Görevli, "Sayın Valim, talimatlarınızı yerine getirdim." diyerek hitap edince Çelik büyük şaşkınlık yaşadı.
O ana kadar sohbet ettiği kişinin, deprem döneminde Adıyaman'da koordinasyon görevini de yürüten Kayseri Valisi Gökmen Çiçek olduğunu fark etti.
Yaşadığı şaşkınlığı dile getiren Çelik, valiyi tanıyamadığı için özür dilediğini ifade etti.

Gökmen Çiçek'in Tek Cümlesi Hafızalara Kazındı
Ersin Çelik, özrü üzerine Gökmen Çiçek'in kendisine gülümseyerek, "Kardeşim, ne önemi var." dediğini aktardı.
Ardından ise deprem bölgesinde görev yapan kamu personelinin fedakârlığını özetleyen şu ifadeleri kullandığını belirtti:
"Ben arada bir gidip geldim. Ama burada iki aydır evine uğramayan kaymakamlarımız var."
Bu sözlerle dikkatleri kendi üzerine çekmek yerine deprem bölgesinde gece gündüz görev yapan kaymakamlara ve diğer kamu görevlilerine yönlendiren Çiçek'in yaklaşımı, Çelik'in ifadesine göre o günün en unutulmaz anlarından biri oldu.
"Beş Buçuk Ay Sonra Evine Dönebilen Kaymakamlar Vardı"
Gazeteci Ersin Çelik, deprem sürecinde yalnızca valilerin değil, kaymakamların, polislerin, askerlerin, AFAD personelinin, sağlık çalışanlarının, arama kurtarma ekiplerinin ve gönüllülerin de büyük fedakârlık gösterdiğini vurguladı.
Paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Düşünün… Ramazan ayı. Bayram yaklaşıyor. Eşler, çocuklar evde bekliyor. Buna rağmen görev yerinden ayrılmayan insanlar vardı.
Ben, Ankara'daki ya da İstanbul'daki evine tam beş buçuk ay sonra dönebilen kaymakamlar biliyorum."
"Bu Hatırayı Yeniden Hatırlatmanın Derin Bir Anlamı Var"
Ersin Çelik, söz konusu anısını daha önce köşesinde kısa şekilde kaleme aldığını ancak 15 Temmuz akşamı TVNET'te yayınlanan "Siyaseten" programında yeniden anlattığını belirtti.
Sosyal medyada görüntülerin paylaşılmasının ardından yüzlerce mesaj aldığını ifade eden Çelik, birçok kişinin kendisine "Bunu mutlaka yazmalısın." dediğini aktardı.
Çelik, paylaşımında şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün yeniden hatırlatmanın derin bir anlamı var.
Çünkü o günlerde sosyal medyaya 'Devlet yok, AHBAP var' sloganını dolaşıma sokanlar hakimdi. Şimdi aynı çevreler, ortaya saçılan iddialar ve soruşturmalar karşısında kendilerini inkara başladılar."

"Haklarını Asla Ödemeyeceğiz"
Deprem sürecinde görev yapan kamu personeline teşekkür eden Ersin Çelik, paylaşımını şu ifadelerle tamamladı:
"Aylarca evine gidemeyen valiler, kaymakamlar, polisler, askerler, sağlık çalışanları, AFAD personeli, arama kurtarma ekipleri, gönüllüler… Haklarını asla ödemeyeceğiz.
Dönüp geriye baktığımızda, gecikmiş bir vefa borcumuz olduğunu görebiliriz.
Yaptıklarını 'anlatmaya zamanı olmayan' kamu hiyerarşisi, devletin 'halka hizmetin reklamı olmaz' anlayışı… Bu kadarı da bu çağda 'kusur' gibi.
Biz üzerimize düşeni yapalım en azından… Değil mi?"




