İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi bu sabah saatlerinde Manisa'nın Turgutlu İlçesi'nde meydana gelen liseye silahlı saldırı olayının ardından konuştu. Kritik ifadelerde bulunan Bakan Çiftçi 3 yaralının durumlarının ağır olduğunu ve tedavilerine devam edildiğini vurguladı. Bir yaralının taburcu olduğunu belirten Bakan Çiftçi, "Durumu ağır olan 3 çocuğumuz yoğun bakımda, yaralı 10 çocuğumuzun tedavisi sürüyor, 1 çocuğumuz taburcu edildi" dedi.

BAKAN ÇİFTÇİ: POLİS GÖREVİNİ YAPIYOR

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, aynı zamanda alınan tedbirler hakkında da açıklamalarda bulundu. Bakan Çiftçi, "Mesela İçişleri Bakanlığı olarak bütün okulları, okullar açılmadan önce güvenlik riskine göre değerlendiriyoruz.

Bu değerlendirme neticesinde okullarımızı 1, 2, 3 ve 4. dereceden riskli okullar olarak belirliyoruz.

1’inci ve 2’nci dereceden riskli okullarımızda kolluk görevlilerimiz var. Onlar sürekli okullarda görev yapıyorlar. 3 ve 4’üncü dereceden riskli okullarımızda ise okul irtibat görevlilerimiz bulunuyor. Onlar ihtiyaç duydukça okul yönetimlerimizle irtibata geçiyorlar.

Kayserili vekil açıkladı: Düvenönü’nün eski adı bakın neymiş!
Kayserili vekil açıkladı: Düvenönü’nün eski adı bakın neymiş!
İçeriği Görüntüle

Bunların dışında bu yıl ilk defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla da görüşerek 31 bin tane bahçe görevlisi istihdam ettik. Onlardan dün itibarıyla 23 bini göreve başladı.

Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi. Orada bir tane bekçimiz görev yapıyor. Ayrıca okul bahçe görevlisi de saldırının olduğu anda okulda görevliydi.

Bunun dışında İçişleri Bakanlığı olarak yine okulun dışında güvenlik, asayiş, narkotik ve çocuk şube müdürlüklerimiz kanalıyla uygulamalarımız devam ediyor.

Okulun civarındaki internet kafeleri, büfeleri, oyun salonlarını ve metruk binaları düzenli aralıklarla denetliyoruz. Okulların servis araçlarını denetliyoruz.

Biz istiyoruz ki çocuklarımız okula güvenle gelsinler, okulda huzur içerisinde eğitimlerine devam etsinler ve sağ salim okullarından evlerine dönebilsinler.

Ancak okul güvenliği sadece fiziki tedbirlerle, polisiye tedbirlerle oluşturulabilecek bir şey değil.

Bunun için 7 bakanlık olarak bir araya geldik. 3 aydır üzerinde çalıştığımız bir protokolümüz vardı ve dün Milli Eğitim Bakanımızın katılımıyla İçişleri Bakanlığımızla bu protokolü imza altına aldık.

Buradaki amacımız, herhangi bir sızıntı olması durumunda, çocukların eylem yapacaklarına dair bir belirti veya işaret olduğunda sistemin devreye girmesi ve çocuğun okul idaresi, kolluk görevlileri ve Sağlık Bakanlığı görevlileri vasıtasıyla bir an önce tedavi sürecinin başlatılmasıdır.

Adalet Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olarak bir araya geldik ve bir sistem kurduk.

Özellikle belirti veren, işaret veren çocuklarla ilgili bu sistem dün itibarıyla valiliklerimize yapılan toplantılar sonucunda iletilmiş oldu.

Okul güvenliğini sadece polisiye tedbirlerden ibaret olarak görmüyoruz.

Burada devletin diğer kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve en başta ailelere düşen görevler var.

Ben dünkü protokol imza töreninde de ifade etmiştim. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, eve geldiklerinde hangi internet sitelerine girdiklerini mutlaka takip etmeli ve kontrol etmeliler.

Eğer evlerinde silah varsa bunları çocukların ulaşamayacağı, erişemeyeceği yerlere kaldırmalılar.

Bu olayda kullanılan silah anneannenin üzerine kayıtlı. Çocuk, dedesinin evinden silahı alıyor ve bu silahla eylemi gerçekleştiriyor.

Demek ki silahları da güvenli yerlere almamız gerekiyor. Bu tamamen ailelere düşen bir görev.

Biz İçişleri Bakanlığı olarak bütün çocukların başına veya bütün ailelere birer polis görevlendiremeyiz.

Bizim alacağımız fiziki tedbirler bunlardan ibaret. Eğer topyekûn olarak görev yaparsak, hepimiz üzerimize düşeni yaparsak okullarımız daha güvenli hale gelecek ve bu tür hadiseler yaşanmamış olacak.

Şunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum. 14 Nisan'da Kahramanmaraş'ta bir okul saldırısı gerçekleşmişti.

O saldırıdan sonra da biz siber devriyelerimiz ve istihbarat görevlilerimiz vasıtasıyla benzer düşüncede olan, benzer eylem yapabileceği değerlendirilen çocuklarla ilgili çalışmalar yaptık.

2 bin 419 kişiyi gözaltına aldık. Bunlardan 243 tanesi şu anda tutuklanmış durumda.

Polis görevini yapıyor, istihbarat görevini yapıyor. Siber devriyelerimiz aynen sokaklarda olduğu gibi siber alemde de görevini sürdürüyor.

Dediğim gibi toplumun her kesimine düşen görevler var. Bunlar herkes tarafından yerine getirildiğinde, gerekli tedbirler alındığında inşallah bundan sonra bu tür üzücü hadiseleri yaşamayacağımızı ifade ediyorum." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi