Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde Çiftlik Köyü’nde 1970 yılında bir dere yatağında bulunan 1,85 santimetrelik altın kadın figürini, aradan geçen yıllara rağmen gizemini koruyor. Kayseri Müzesi’nde kayıtlı eser, Hitit tanrıça ikonografisiyle ilişkilendirilirken, bulunduğu yerle bağlantısı ise kesin olarak ortaya konulamadı.

Kayseri’de yıllar önce bulunan küçük bir altın figürin, bugün yeniden dikkat çekiyor. 1970 yılında Sarıoğlan ilçesine bağlı Çiftlik Köyü’nün güneyindeki Büngüldek Deresi’nde bulunan eser, yalnızca 1,85 santimetre boyunda, 6,4 gram olmasına rağmen taşıdığı ikonografik ayrıntılar ve çözülemeyen buluntu hikâyesiyle dikkat çekiyor.

Eserle ilgili bilgiler, Şeniz Doğan’ın “Çiftlik Heykelciği” başlıklı akademik çalışmasında yer alıyor. Anadolu/Anatolia dergisinin XIV. sayısında yayımlanan çalışmada figürin, Kayseri Müzesi’nin 71/75 envanter numarasıyla kayıtlı olarak gösteriliyor. Boyutları son derece küçük olmasına rağmen figürinde çeşitli ayrıntılar seçilebiliyor.

Altın Figürin Neden Derede Bulundu?

Şeniz Doğan’ın çalışmasında araştırmacının buluntu yerine gittiği ve çevrede figürinin hangi yapıyla ya da yerleşimle bağlantılı olduğunu gösterecek herhangi bir arkeolojik kalıntıya rastlanmadığı aktarılıyor.

Bu durum, figürinin bulunduğu noktaya başka bir yerden taşınmış olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Bunun üzerine araştırmacılar çevrede daha geniş bir inceleme yapıyor.

Yaklaşık 1,5 Kilometre Uzaklıkta Eski Tunç Çağı İzleri

Araştırmalar sırasında buluntu yerinden yaklaşık 1,5 kilometre uzaklıktaki ve köylüler tarafından “Mantarlık” olarak adlandırılan alçak tepede yoğun miktarda seramik parçasına rastlanıyor.

Makalede söz konusu seramiklerin Eski Tunç Çağı’na ait olduğu belirtiliyor. Buluntular arasında gri ve kırmızı hamurlu, saman ve iri kum katkılı, çoğunlukla kırmızı veya kahverengi astarlı parçalar bulunuyor. Bazılarının alacalı görünüme sahip olduğu, yüzeylerinin ise parlak perdahlı olduğu aktarılıyor.

Seramiklerin önemli bir bölümünün elle yapılmış kaplara ait olduğu kaydediliyor.

Ancak Araştırmacılar Mantarlık’taki seramiklerle altın figürin arasında kesin bir bağlantı kuramıyor.

İlk Değerlendirmede Tanrıça Olarak Tanımlandı

1970 tarihli özgün çalışmada figürin, tahtında oturan bir tanrıça olarak tanımlanıyor.

Ancak sonraki araştırmalarda eserin kimliği konusunda daha yeni yorumlar ortaya çıkıyor. Figürin, özellikle Hitit ikonografisi ve Anadolu’daki Güneş Tanrıçası geleneğiyle ilişkilendiriliyor. Alacahöyük’te bulunan oturan kadın figürleriyle de ikonografik benzerlikler kuruluyor.

Bununla birlikte bazı akademik çalışmalarda figürinin doğrudan bir tanrıça yerine tanrıya adak sunan bir kadın olabileceği ihtimali de ele alınıyor.

Başındaki Disk Biçimli Serpuş Dikkat Çekiyor

Figürinin baş kısmı, kimliğinin yorumlanmasında önemli ayrıntılardan biri olarak öne çıkıyor.

Asırlara meydan okuyan antik havuz 20 yıl sonra yeniden doldu
Asırlara meydan okuyan antik havuz 20 yıl sonra yeniden doldu
İçeriği Görüntüle

Önden bakıldığında yuvarlak, yandan bakıldığında ise sivrilen bir başlık ya da serpuş görülüyor. Başlığın altından çıkan saçlar arkaya doğru uzanıyor. Figürinin üzerinde ise bütün vücudu örten kalın bir manto bulunuyor.

Özellikle başındaki disk biçimli unsur, sonraki araştırmalarda Anadolu’daki kadın ve tanrıça ikonografisi açısından önem taşıyan ayrıntılardan biri olarak görülüyor.

Akademik çalışmalarda bu tür disk biçimli başlıkların Anadolu’da Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda ortaya çıktığı, daha sonraki Hitit ikonografisinde ise tanrıçalar ve kraliçelerle bağlantılı biçimde kullanıldığı belirtiliyor.

Kaynak: Merve Erol