Kayseri’nin tarihî dokusu yalnızca ayakta kalan eserlerden ibaret değil. Kayseri Ansiklopedisi’nin “Yıkılan Anıtlar” çalışmasında günümüze ulaşamayan en az 34 caminin adı kayıt altına alınırken, bazı camilerin yerini yollar, iş hanları ve yeni yapılar aldı. Akademik araştırmalar ise kaybolan yapıların izlerinin vakfiyeler, şer‘iyye sicilleri ve eski mahalle kayıtları üzerinden yeniden sürülebileceğini gösteriyor.

Kayseri bugün Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan çok sayıda tarihî yapısıyla anılsa da şehrin geçmişinde artık yerinde olmayan yüzlerce eser bulunuyor. Kayseri Ansiklopedisi’nin “Yıkılan Anıtlar” çalışması, günümüze ulaşamayan tarihî yapılar arasında 34 caminin adını kayda geçiriyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Çalışmaya göre bu 34 yapının 33’ü tamamen ortadan kalktı. Barsama Camii ise büyük ölçüde yıkılmış yapılar arasında yer alıyor. Ayrıca araştırmacılar bu listenin nihai bir katalog olmadığını, yeni arşiv çalışmalarının yapılmasıyla sayının artabileceğini belirtiyor.

Kayseri’nin Kayıp Camilerinin Listesi

Kayseri Ansiklopedisi’nde günümüze ulaşamayan camiler başlığı altında Ahmed Ağa Camii, Ali Çavuş Camii, At Pazarı Camii, Bahçecizade Camii, Barsama Camii, Başbüyük Raziye Hatun Camii, Belicek Camii, Büyük Yadigâr Camii, Cafer Bey Camii, Ekinciler Şeyhi Mehmed Efendi Camii, Emir Halife Camii, Emir Şah Camii, Enbiyâzade Camii, Hacı Bulam Camii, Hacı Hasan Camii, Hacı Kasım Camii, Hacı Veled Camii, Hakırdaklı Camii, Hikmet Dede Camii, Hoca Hasan Camii, Hükümet Dairesi/Saray Camii, İki Kapılı Camii, Kazancılar Camii, Kocabey Camii, Mehmed Efendi Camii, Mehmed Paşa Camii, Muslu Camii, Nizameddin Müstevfi Camii, Osman Paşa Camii, Serçeoğlu Camii, Sur Atik Camii, Şeyh Ali Camii, Veli Ali Camii ve Yüceoğlu Camii yer alıyor.

Bu isimlerin her biri, bugün şehirde karşılığı görülmeyen ancak geçmişte Kayseri'nin mahalle ve şehir dokusunun parçası olan yapılara işaret ediyor.

Kayıp Yapıların İzleri Şer‘iyye Sicillerinde

Kayseri’nin kaybolan tarihî yapılarının izini sürmek yalnızca eski fotoğraflara veya sözlü anlatımlara bağlı değil.

Mustafa Denktaş'ın 2005 tarihli akademik çalışması, Kayseri Şer‘iyye Sicilleri'nin sanat tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekiyor. Siciller sayesinde bir caminin hangi dönemde faal olduğu, banisinin kim olduğu, ne zaman yapıldığı, hangi mahallede bulunduğu, kimler tarafından tamir edildiği ve vakıf gelirlerinin ne kadar olduğu gibi ayrıntılar ortaya çıkarılabiliyor.

Bununla da sınırlı kalmayan sicillerde mütevelliler, imamlar, müezzinler ve diğer görevlilerin ücretleri gibi ayrıntılar da bulunabiliyor.

Denktaş'ın akademik çalışmalarında “Kayseri Şer'iye Sicil Defterlerindeki Adı Geçen Yapılar” başlıklı yüksek lisans tezinin danışmanlığını yaptığı görülürken, 2000 yılında “Kayseri’de Türk Döneminde İnşa Edilen ve Günümüze Ulaşamayan Yapılar”, 2007 yılında ise “Kayseri’de Yıkılan Anıtlarımız” kitapları yayımlandı.

Bu çalışmalar, bugün ortada bulunmayan yapıların şehir tarihindeki yerini belge üzerinden yeniden kurabilme imkânı sağlıyor.

Pervane Bey Mescidi’nin Yerinde Bugün İş Hanı Var

Kayıp yapıların en dikkat çekici örneklerinden biri Pervane Bey Mescidi oldu.

Selçuklu veziri Muineddin Süleyman Pervane'nin Kayseri'deki eserlerinden biri olan mescit, Mehmet Çayırdağ'ın araştırmasına göre Bürüngüz Camii'nin güneyinde, Kapalı Çarşı'nın devamında bulunuyordu.

Yapının şehirdeki konumu, Osmanlı dönemine ait mahalle kayıtlarıyla da destekleniyor. XVI. yüzyıl tahrirlerinde “Pervane Mescidi Mahallesi” adına rastlanması, mescidin şehir topografyasındaki yerini belirlemeye yardımcı oluyor.

Zaman içerisinde harap hale gelen mescit özel şahısların mülkiyetine geçti. Daha sonra yeniden vakfa bağışlanan yapı buna rağmen ihya edilmedi. Mescidin bulunduğu yerde Kapalı Çarşı'nın devamı niteliğinde bir iş hanı inşa edildi.

Bugün Pervane Bey Mescidi'nin yerinde tarihî yapının kendisi değil, iş hanı bulunuyor.

Mimar Sinan’ın Kayseri’deki Kayıp Eseri

Kayseri'nin kayıp camileri arasında Osman Paşa Camii'nin ayrı bir yeri bulunuyor.

Mehmet Çayırdağ'ın araştırmasına göre Osman Paşa Camii, Mimar Sinan'ın eser listelerinde Kayseri'deki yapılar arasında gösteriliyor. Evliya Çelebi de camiden Sinan eseri olarak söz ediyor.

Üstelik caminin yeri konusunda da önemli bir belge bulunuyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki H. 996 tarihli vakfiye, yapının bulunduğu bölgeye ilişkin tarif veriyor.

Caminin Eski At Pazarı'nda, bugünkü Vilayet Konağı ile Postane arasındaki bölgede bulunduğu belirtiliyor. Bugün yapıdan herhangi bir iz ise kalmadı. Çayırdağ, caminin ne zaman yıkıldığının bilinmediğini, ancak yol ve meydan düzenlemeleri sırasında ortadan kaldırılmış olmasının muhtemel olduğunu belirtiyor.

Aynı bölgede bulunan Osman Paşa Sarayı da günümüze ulaşamadı. Evliya Çelebi'nin anlattığı sarayın bugünkü Vilayet Konağı'nın bulunduğu yerde olması gerektiği düşünülüyor. Kayseri halkının Vilayet Konağı çevresini geçmişten gelen “saray” adıyla anmasının da bu tarihî hafızanın izlerinden biri olduğu aktarılıyor.

Hacı Arap Mescidi Yol Uğruna Ortadan Kaldırıldı

Kayseri'nin kaybolan ibadet yapıları arasında yıkılma nedeni daha açık biçimde bilinen örnekler de bulunuyor.

Hacı Arap Mescidi'nin banisi ve yapım tarihi bilinmiyor. Akademik çalışmalarda mescidin Seyyid Burhaneddin Mezarlığı'nın yanında bulunduğu belirtiliyor.

Yapının 1950'li yılların ortalarında Talas'a açılan yol nedeniyle yıkıldığı kaydediliyor. Bu bilgi, Mustafa Denktaş'ın “Kayseri’de Yıkılan Anıtlarımız” çalışmasına dayandırılıyor.

Bu örnek, şehir ulaşımının ve yeni yol güzergâhlarının tarihî yapıların kaderini doğrudan etkilediğini gösteren belgeli örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Koca Bey Camii’nin Yeri Belgelerle Takip Edilebiliyor

Koca Bey Camii veya Mahmud Kadı Camii de bugün mevcut olmayan tarihî yapılardan.

1548-1549 yılları civarında Kadı Bedreddin Mahmud Efendi tarafından yaptırılan cami, eski Kayseri'de Dış Kale, Boyacı Kapısı, Gürcü Mahallesi ve Hatuniye Medresesi çevresinde bulunuyordu.

Kadı Mahmud'un vakfiyesi, caminin çevresindeki mekânlara ilişkin ayrıntılı tarifler içeriyor. Bu nedenle Koca Bey Camii yalnızca eski kaynaklarda adı geçen bir yapı değil; vakıf belgesi üzerinden şehir içindeki konumu yeniden araştırılabilecek tarihî bir eser niteliğinde yer alıyor.

Ahmed Nazif Efendi'nin Mir'ât-ı Kayseriyye çalışmasında da caminin artık mevcut olmadığı belirtiliyor.

1714 Depremi Musa Ağa Camii’ni Yıktı

Kayıp camilerin hikâyesi yalnızca imar kararları veya yol çalışmalarıyla sınırlı kalmadı ve doğal afetler de Kayseri'deki tarihî ibadet yapılarının kaderini değiştirdi.

Erkilet'teki Musa Ağa Camii, 1714 yılındaki büyük depremde tamamen yıkıldı. Daha sonra Nişancı Mehmed Paşa tarafından yeniden yaptırıldı.

İlk Musa Ağa Camii günümüze ulaşmadı. Onun yerine inşa edilen yapı ise Erkilet Nişancı Mehmed Paşa Camii, diğer adıyla Kurşunlu Camii olarak yaşamaya devam ediyor ve bugün ibadete açık bulunuyor.

Camilerin Kaybolma Nedenleri Tek Bir Başlık Altında Toplanamıyor

Mehmet Çayırdağ'ın araştırmaları, Kayseri'deki tarihî yapıların ortadan kalkma nedenlerinin oldukça çeşitli olduğunu ortaya koyuyor.

Bunlar arasında bakım ve vakıf gelirlerinin kaybolması, yapıların işlevlerini yitirmesi, imar faaliyetleri, yol ve meydan düzenlemeleri, arsa ihtiyacı, yapı taşlarının başka yapılarda kullanılması, savaşlar, depremler ve diğer doğal afetler bulunuyor.

Bazı tarihî yapıların yerine daha büyük veya betonarme yeni yapıların yapılması da kayıpların nedenleri arasında gösteriliyor.

Kayseri Kurşunlu Cami’nin çehresi değişiyor! Merakla beklenen projede sona gelindi
Kayseri Kurşunlu Cami’nin çehresi değişiyor! Merakla beklenen projede sona gelindi
İçeriği Görüntüle

Çayırdağ, özellikle şehir imarının eski eserler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Bazı yapıların “harap” oldukları gerekçesiyle veya yeni arsa ve yer ihtiyacı nedeniyle ortadan kaldırıldığını, kimi yapıların üzerinden yollar geçirildiğini aktarıyor.

Bazı çeşme ve mescitlerin ise daha büyük veya daha yeni yapılar oluşturmak amacıyla yıkılarak betonarme binalarla değiştirildiği belirtiliyor.

Her Kayıp Cami Tamamen Yok Olmadı

Kayseri'nin tarihî ibadet yapıları değerlendirilirken önemli bir başka ayrım da ortaya çıkıyor.

Bir yapı tamamen ortadan kalkmış olabilir. Başka bir yapı yıkılarak aynı yerde yeni bir cami yapılmış olabilir. Bazı yapılar başka bir yere taşınmış, bazıları restore edilmiş, bazıları ise cami olarak kullanılmaya devam ederken özgün mimari karakterini kaybetmiş olabilir.

Bu nedenle bütün örnekleri “yıkıldı ve yok oldu” denilemez. Mustafa Denktaş'ın cami araştırmalarında da eski camilerin dernekler veya hayırseverler tarafından “tamir” gerekçesiyle yıkılarak betonarme biçimde yeniden yapılmasının bir kültür varlığı kaybı olduğuna dikkat çekiliyor.

Eski Yapı Gitti, Yeni Cami Geldi

Bu durumun yakın dönem örneklerinden biri Sahabiye Camii olarak gösteriliyor.

1978 yılında yapılan eski Sahabiye Camii'nin zaman içerisinde yıprandığı belirtilirken, Sahabiye Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yapı yıkıldı.

Yerine Sahabiye Recep Mamur Camii'nin yapılmasına karar verildi ve yeni caminin temeli 2018 yılında atıldı.

Dolayısıyla burada söz konusu olan, cami işlevinin tamamen ortadan kalkmasından ziyade mevcut yapının yıkılarak yerine yeni bir ibadet yapısının inşa edilmesi olarak dikkat çekti.

Kalem Kırdı Mescidi Taşınarak Kurtarıldı

Kalem Kırdı Camii ise farklı bir örnek oluşturuyor.

Eski caminin bulunduğu alan, imar planında çok katlı otopark ve yol alanına denk geliyordu. Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 2009 tarihli kararında bu nedenle caminin taşınmasına karar verildiği görülüyor.

Belediyenin 2020 yılında yaptığı açıklamaya göre tescilli olan caminin taşları tek tek numaralandırılarak başka bir yere nakledildi ve işlem kurul denetiminde gerçekleştirildi.

İki Kapılı Camii’nin Yerinde Bürüngüz Camii Yükseldi

Kayseri şehir hafızasındaki İki Kapılı Camii’nin de yeri bulunuyor.

Kayseri tarihine ilişkin çalışmalarda İki Kapılı Camii'nin yıkılarak yerine Bürüngüz Camii'nin yaptırıldığı belirtiliyor.

Bu örnek, eski ibadet yapılarının tamamen ortadan kalkması ile aynı yerde yeni bir caminin ortaya çıkması arasındaki farkı da gösteriyor.

327 Kayıp Yapı Kayseri’nin Görünmeyen Tarihini Anlatıyor

Kayıp camilerin hikâyesi, aslında daha büyük bir tarihî tablonun yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.

Kayseri Ansiklopedisi'nin “Yıkılan Anıtlar” çalışmasında toplam 327 tarihî anıt günümüze ulaşamayan yapılar arasında değerlendiriliyor. Bunların 321'inin tamamen ortadan kalktığı, 6'sının ise büyük ölçüde yıkılmış olduğu belirtiliyor.

Bu 327 yapının içerisinde cami ve mescitlerin yanı sıra medreseler, hanlar, hamamlar, şehir kapıları, türbeler, tekkeler, çeşmeler ve saraylar da bulunuyor.

Üstelik bu sayı da kesin son sayı olarak kabul edilmiyor. Araştırmacılar, arşiv çalışmalarının ilerlemesiyle yeni yapıların tespit edilebileceğini belirtiyor.

Ortaya çıkan tablo, Kayseri'nin aslında üst üste binmiş birkaç farklı şehirden oluştuğunu gösteriyor.

Bugün Kayseri'nin cadde ve meydanlarında yürürken görülmeyen bu yapılar, eski vakfiyelerde, şer‘iyye sicillerinde, tahrir kayıtlarında ve tarih araştırmalarında yaşamaya devam ediyor. Kaybolan camilerin hikâyesi bu nedenle yalnızca yıkılmış binaların hikâyesi değil; Kayseri'nin mahallelerini, yollarını, vakıf düzenini, ekonomik hayatını ve şehirleşme serüvenini anlamanın da önemli yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Merve Erol