Türk Milli Takımının FIFA 2026 Dünya Kupası’ndaki en büyük kozlarından birisi olması beklenen Kenan Yıldız, dünyaca ünlü moda dergisi GQ’ya konuk oldu. Burada oldukça özel bir röportaj da veren Yıldız, hem fotoğraflarıyla hem de röportajda dikkat çeken anlarla birlikte gündem oldu.
Kenan Yıldız’ın GQ çekimlerinde verdiği röportaj GQ Türkiye resmi sitesinden ve tüm sosyal medya hesaplarından yayımlanırken öne çıkan başlıklar şu şekilde oldu
Çocukken bir gün Juventus’un 10 numarasını giyeceğini ve Türkiye Milli Takımı’nın 24 yıl sonra Dünya Kupası’na dönüş yolculuğunun en önemli oyuncularından biri olacağını hayal ediyor muydun? O dönemler aklından neler geçiyordu? Sorusuna yanıt veren Yıldız :

Çocukken sadece ünlü bir futbolcu olmayı ve en üst seviyede futbol oynamayı hayal ediyordum. Ama bugün yaşadığım gerçeklik, çocukluk hayallerimden bile daha güzel.
Almanya’da doğdun, Türkiye Milli Takımı’nı seçtin ve bugün İtalya’da Juventus’un yeni jenerasyon yüzlerinden birisin. Kendini bu üç kültür içinde nasıl tanımlıyor, en çok nerede “evinde” hissediyorsun?

Almanya doğup büyüdüğüm, disiplin, düzen ve çalışma ahlakını öğrendiğim ülke. Türkiye’yi ise kalbimde taşıyorum: Babamın ülkesi, benim seçtiğim milli takım ve beni her daim değerli hissettirip aidiyet duygusunu yaşatan toprak. İtalya, özellikle de Torino ise bugün hem insan hem de futbolcu olarak olgunlaştığım yer.
Bugün üç ülkede de kendimi evimde hissediyorum. Çünkü ailem her zaman bana yakın duruyor.
Juventus’ta 10 numara giymek futbolun ötesinde kültürel bir ağırlık taşıyor. Bu forma senin için kişisel olarak ne ifade ediyor?
Juventus’ta 10 numara sıradan bir forma değil. Bunu daha ilk anda hissediyorsunuz, çünkü kulübün tarihini ve sizden önce o formayı taşıyan oyuncuları tanıyorsunuz.
Bu benim için büyük bir onur ve sorumluluk. Açıkçası formanın ağırlığını sürekli düşünmek istemiyorum. Çünkü günün sonunda sahada ben olmam, kendi futbolumu oynamam ve takıma katkı sağlamam gerekiyor. Ama aynı zamanda şunun da farkındayım: O formayı giydiğinizde kulüp, taraftarlar ve size inanan herkes için her zaman biraz daha fazlasını vermelisiniz.
Bayern Münih’ten ayrılıp Juventus’u seçerek kariyerinin en büyük kararlarından birini aldın. Bugün dönüp baktığında seni Juventus’a duygusal olarak çeken şey neydi?
Juventus’u seçtiğimde bu sadece profesyonel bir karar değildi. Güven ilişkisine de dayanıyordu.

Bu takımın bana güçlü bir vizyon katacağını hissettim. Kulüp beni gerçekten görüyor, potansiyelime inanıyor ve adım adım gelişebileceğim bir yol sunuyordu. Genç bir futbolcu için en önemli şeylerden biri, insanların yalnızca iyi oynadığınız anlarda değil, tüm gelişim yolculuğunuz boyunca size inanması.
Juventus bana bu hissi ilk günden itibaren verdi. Bu yüzden Torino ve Juventus’un hayatımda çok özel bir yeri var. Çünkü kendimi hem futbolcu hem de insan olarak geliştirebileceğim doğru yeri burada buldum.
Modern futbol artık spor kadar moda, müzik ve kültürle de iç içe. Saha dışındaki kişisel stilini nasıl tanımlarsın?
Aslında oldukça sade bir insanım. Saha dışında daha sakin, gürültüden uzak ve normal bir hayat yaşamayı tercih ediyorum.
İyi giyinmeyi seviyor ama bunu her zaman rahat ve tamamen kendime ait bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Günün sonunda hâlâ “sıradan” bir gencim, ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirmek, gülmek, eğlenmek benim için çok değerli. Stilimde de aynı şekilde kendime sadık kalmaya, nasıl hissediyorsam öyle görünmeye çalışıyorum.
Juventus’un Gianni Agnelli’den Del Piero’ya uzanan çok güçlü bir stil mirası var. Senin için stil kendini ifade etmek mi, özgüven mi, yoksa bambaşka bir şey mi?
Benim için stil her şeyden önce kişisel bir ifade biçimi. Sadece ne giydiğinizle değil, onu taşırken kendinizi nasıl hissettiğinizle de ilgili bir mesele.
Futbolda da hayatta da özgüven çalışmaktan, emekten ve insanın kendi içinde kurduğu dengeden geliyor. Kendinizle barışık olduğunuzda bu özgüven saha dışına da doğal olarak yansıyor. Juventus’un bu anlamda çok güçlü bir kültürü var: Zarafet, karakter ve geleneğe duyulan saygı. Ben de bunu kendi hayatımda, abartıdan uzak bir şekilde ve kişiliğime sadık kalarak yaşamaya çalışıyorum.
2026 Dünya Kupası senin için kişisel olarak ne ifade ediyor?
Dünya Kupası benim için bir hayalin karşılığı. Sadece benim değil, tüm takımın ve bütün ülkenin ortak hayali.
Milli takımın uzun yıllar sonra yeniden Dünya Kupası’nda yer alması hepimizin içinde çok güçlü bir duygu uyandırıyor. Bir ülkeyi temsil etmenin sorumluluğunu hissediyor ama aynı zamanda taraftarlarımızın enerjisini de yanımızda taşıyoruz. Bu benim için çok özel bir motivasyon kaynağı. Hazır olmak, her gün çalışmak ve takım için elimden gelen her şeyi yapabilmek istiyorum.
Büyük sözler vermeyi sevmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim: Oraya saygıyla, büyük bir tutkuyla ve ülkemizi gururlandırma arzusuyla katılacağız.
Yıllar sonra insanların kariyerine dönüp baktığında, futbolun ötesinde Kenan Yıldız hakkında ne söylemelerini istersin?
Saha içinde de dışında da her şeyini veren bir oyuncu olarak anılmak isterdim.
Futbolda goller, zaferler ve kupalar elbette çok önemli. Ama benim için o yolculuğu nasıl yaşadığınız da en az bunlar kadar değerli. Saygı, çalışma disiplini, aile ve her şeye rağmen ayaklarının yere basması…
Kendi hikayemi kurmak en büyük dileğim. Sadece başkalarıyla kıyaslanan biri olmak istemiyorum, Juventus’a, Türkiye Milli Takımı’na ve bana inanan insanlara gerçekten bana ait bir iz bırakmayı hedefliyorum.
2026 Dünya Kupası yolculuğunda sana eşlik edecek üç şarkı hangisi olurdu?
“Flouz kommt, Flouz geht”, “6 Foot 7 Foot” ve “Last Breath”.




