Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM'de düzenlenen grup toplantısında fon soruşturması, yargı bağımsızlığı, ekonomi, genç işsizliği ve Türkiye'nin dış politikasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Fon soruşturmasında adı geçen kişilerin listesinin Cumhurbaşkanı'nın önünde olduğu yönündeki açıklamaları eleştiren Arıkan, "Cumhurbaşkanlığı yargı makamı değildir" dedi. Arıkan, yeni fon krizlerine karşı yetkilileri uyarırken Yemen'deki çatışmaların sona erdirilmesi için Ankara'da diyalog masası kurulması çağrısında bulundu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının önemli bir bölümünü fon soruşturmasına ve adalet sistemine ayıran Arıkan, iktidarın ekonomi politikalarını, basın kuruluşlarına yönelik operasyonları ve kamu kurumlarının denetim mekanizmalarını eleştirdi.
Genç işsizliğinden gıda enflasyonuna, hâkim ve savcı atamalarından savunma sanayisine kadar birçok başlığa değinen Arıkan, Türkiye'nin hem ekonomik hem de hukuki açıdan ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savundu. Dış politikada ise Yemen'de kalıcı barışın sağlanması için Türkiye'nin diplomatik sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
MAHMUT ARIKAN'DAN HALK TV OPERASYONUNA TEPKİ: TÜRKİYE'Yİ GERMEYİN!
Konuşmasına Halk TV'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonu değerlendirerek başlayan Mahmut Arıkan, basın kuruluşlarına yönelik işlemlerde hukuk ve adalet ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini söyledi.
İddiaların araştırılmasına ve suç varsa gerekli işlemlerin yapılmasına karşı olmadıklarını belirten Arıkan, fon soruşturmasında adı geçen kişiler için gündeme getirilen lekelenmeme hakkının muhalif basın kuruluşları için de geçerli olması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon soruşturmasında adı geçen kişilerin lekelenmeme hakkını hatırlattığını anımsatan Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
"Fon soruşturmasında adı geçenlerin lekelenmeme hakkı var da muhalif seslerin yok mu? Buradan iktidara sesleniyorum: Türkiye'yi germeyin! Türkiye'yi her sabah yeni bir krize uyandırmayın!"
ARIKAN: CUMHURBAŞKANLIĞI YARGI MAKAMI DEĞİLDİR!
Fon soruşturmasına ilişkin iktidar kanadından yapılan açıklamaları eleştiren Arıkan, soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin listesinin Cumhurbaşkanı'nın önünde olduğu yönündeki ifadelerin hukuk devleti ilkesi bakımından tartışılması gerektiğini savundu.
Türkiye'de savcıların ve hâkimlerin görevlerini bağımsız şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, şunları söyledi:
"Geçtiğimiz hafta şöyle bir başlık duyduk: 'Liste Cumhurbaşkanının önünde.' Arkadaşlar! Burası bir hukuk devleti değil mi? Bu ülkenin Anayasası yok mu? Bu ülkenin savcısı, hâkimi yok mu? Eğer burası bir hukuk devletiyse liste, Cumhurbaşkanının önünde değil, yargının önünde olmalıdır! Zira Cumhurbaşkanlığı, yargı makamı değildir!"
Arıkan, fon soruşturmasının siyasi açıklamalar üzerinden değil, bağımsız yargı mekanizmaları aracılığıyla yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
"PARAYI İADE ETMEK, ADALETİ İADE ETMEZ"
Fon soruşturması kapsamında mağduriyetlerin giderilmesinin yalnızca maddi kayıpların karşılanmasıyla mümkün olmayacağını söyleyen Arıkan, toplumun adalete ve kamu kurumlarına duyduğu güvenin de önem taşıdığını belirtti.
Paraların geri verilmesinin yaşananların bütün sonuçlarını ortadan kaldırmayacağını savunan Arıkan, "Milletin kırılan adalet duygusunu hangi IBAN'a yatıracaksınız? Devlete duyulan güveni hangi dekontla geri getireceksiniz?" diye sordu.
Arıkan, vatandaşların birikimlerini kaybetmesinin yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir güven sorunu da oluşturduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Bu millet, evladının geleceğinden kısarak biriktirdiği parayı kaybetti. Şimdi parayı geri verip, bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi davranamazsınız! Parayı geri vermek banka hesabını kapatabilir. Ama milletin vicdanındaki hesabı kapatmaz!"

131 FON ÜZERİNDEN SPK'YE VE KAMU BANKASINA UYARI
Fon soruşturması kapsamında gündeme gelen 131 fonun, finansal sistemdeki denetim sorunlarının bir sonucu olduğunu ileri süren Arıkan, benzer risklerin başka yatırım fonlarında da bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.
Arıkan, bir kamu bankası bünyesindeki iki yatırım fonuna ilişkin yaptıkları incelemede dikkat çekici sonuçlara ulaştıklarını öne sürdü.
Söz konusu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğunu, bu süreçte fon değerlerinin yaklaşık dört katına yükseldiğini belirten Arıkan, daha sonra fonlara yeni yatırımcıların katıldığını anlattı.
Arıkan'ın aktardığı bilgilere göre fonlardan birindeki yatırımcı sayısı 14 bin 500'ü aşarken, yüksek fiyat döneminde milyarlarca liralık para çıkışı gerçekleşti.
Bir fonda, yüksek fiyat döneminde çıkan paranın giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla olduğunu ileri süren Arıkan, yatırımcıların önemli bir bölümünün aynı anda parasını çekmek istemesi halinde ciddi kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Söz konusu değerlendirmelerin herhangi bir kişi veya kuruma yönelik kesin suçlama olmadığını vurgulayan Arıkan, Sermaye Piyasası Kurulu, ilgili kamu bankası ve ekonomi yönetimine şu soruları yöneltti:
"131 fon hakkında işlem yaparken, benzer riskleri taşıyan başka fonları da incelediniz mi? Milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara yapıldığını araştırdınız mı? Yeni bir fon krizinin yaşanmayacağını garanti edebiliyor musunuz?"
Arıkan, yeni mağduriyetlerin önlenmesi için yetkililerin bugünden harekete geçmesi gerektiğini belirterek, "Bu bir suçlama değil, açık bir erken uyarıdır! 131 fonda yaşananlar, diğer fonlar için de bir uyarı olmalıdır" dedi.
"MİLLETE ÜRETİM, KENDİLERİNE FON, FAİZ, FIRSAT"
İktidarın ekonomi anlayışını da eleştiren Saadet Partisi Genel Başkanı, AK Parti'nin ekonomi politikalarını "3F" olarak nitelendirdi.
Bu üç kavramı "fon, faiz ve fırsat" şeklinde sıralayan Arıkan, vatandaşlara üretim ve yatırım tavsiye edilirken iktidar çevrelerinin finansal getirilere yöneldiğini savundu.
Eski ekonomi bakanı ve ticaret bakanının fon yatırımlarının gündeme geldiğini hatırlatan Arıkan, esnafın işini büyütmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, gençlerin ise girişimci olmaya teşvik edildiğini söyledi.
Arıkan, "Millete anlattıkları ekonomide üretim var. Kendi tercihlerinde ise finansal getiri var" ifadelerini kullandı.
Meşru tasarruflara karşı olmadıklarını vurgulayan Arıkan, ekonomik kalkınmanın üretim, istihdam ve sanayi yatırımlarıyla mümkün olacağını belirtti.
"İktidardakilerin hesap bakiyesi büyüyünce Türkiye büyümüyor! Türkiye; tezgâh çalışırsa, fabrika üretirse, gençler iş bulursa büyüyecektir" dedi.
MAHMUT ARIKAN'DAN GENÇ İŞSİZLİĞİ AÇIKLAMASI: TÜRKİYE EV GENCİ ORANINDA BİRİNCİ
Türkiye'deki genç işsizliğine de değinen Arıkan, OECD'nin son raporuna atıfta bulunarak Türkiye'nin eğitimde veya istihdamda olmayan gençlerin oranında 38 ülke arasında ilk sırada bulunduğunu söyledi.
Arıkan, 18-24 yaş arasındaki gençlerin yaklaşık üçte birinin ne eğitim gördüğünü ne de çalıştığını ifade etti.
Bir tarafta parasını değerlendirmek için yatırım fonu arayanların, diğer tarafta diplomasına rağmen iş bulamayan gençlerin bulunduğunu belirten Arıkan, bu durumun Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir sorun olduğunu dile getirdi.
Bakanların değişmesine, yeni programların ve hedeflerin açıklanmasına rağmen gençlerin yaşadığı sorunların çözülemediğini savunan Arıkan, gençlere seslenerek şöyle konuştu:
"Sevgili gençler; biliyorum çok yoruldunuz. Biliyorum, emeklerinizin karşılığını alamamaktan, geleceğinizi düşünürken kaygılanmaktan yoruldunuz. Ancak şunu bilmenizi isterim; asla yalnız değilsiniz!"
Arıkan, gençlerin haklarını savunmaya devam edeceklerini belirterek, "Gençlerin evde beklediği değil, hayallerinin peşinden koştuğu bir Türkiye'yi inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.
ULUSLARARASI ADALET ZİRVESİ ÜZERİNDEN İKTİDARA ELEŞTİRİ
Türkiye'nin 70'ten fazla ülkeden katılımcıyla Uluslararası Adalet Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını da değerlendiren Arıkan, zirvede yapılan konuşmalarla Türkiye'deki hukuk uygulamaları arasında çelişkiler bulunduğunu savundu.
Fon soruşturmasının gündemde olduğu bir dönemde adalet üzerine yapılan açıklamaları eleştiren Arıkan, iktidara "O kürsüde hangi adaleti anlattınız?" sorusunu yöneltti.
Arıkan, konuşmasında Türkiye'nin uluslararası endekslerdeki sıralamalarına da yer verdi.
Paylaştığı rakamlara göre Türkiye'nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 143 ülke arasında 118'inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi'nde 182 ülke arasında 124'üncü, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde ise 180 ülke arasında 163'üncü sırada olduğunu belirtti.
Arıkan, bu sıralamaları hatırlatarak iktidarın adalet alanındaki uygulamalarını eleştirdi.
ANKARA 2 NO'LU BARO AÇIKLAMASI: BU AYRICALIĞI KİM TANIDI?
Hâkim ve savcı atamalarına ilişkin iddiaları da gündeme taşıyan Arıkan, Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın televizyon ekranlarında yaptığı açıklamalara dikkat çekti.
Arıkan'ın aktardığına göre Baro Başkanı, bakanlıklarla görüştüklerini, kendilerine ayrıcalık tanındığını ve 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcı olmasını sağladıklarını ifade etti.
Bu sözlerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Arıkan, Adalet Bakanlığına çağrıda bulundu.
"Adalet Bakanlığımıza soruyoruz: Bu ayrıcalığı kim, hangi yetkiyle tanıdı? Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu bilmek gerekiyor, yoksa doğru kişiyi mi bilmek gerekiyor?"
Hukuk fakültesi mezunlarının atamalarda adalet beklediğini belirten Arıkan, hâkim ve savcı alım süreçlerinin kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.
Arıkan, adaletin yalnızca zirvelerde ve toplantılarda anlatılmasının yeterli olmadığını, mahkemelerde herkes için eşit uygulanması gerektiğini vurguladı.
"TEK PARTİ, İKİ TÜRKİYE" ELEŞTİRİSİ
AK Parti'nin uzun yıllardır ülkeyi yönettiğini belirten Arıkan, iktidarın gerçekleştirdiği yatırımları bütünüyle reddetmediklerini ancak ekonomik ve hukuki sorunların da konuşulması gerektiğini söyledi.
Yol, üniversite ve adalet sarayı yatırımlarına değinen Arıkan, bu yatırımların işsizlik, yolsuzluk ve adalet sorunlarını gündemden düşürmemesi gerektiğini ifade etti.
Üniversite sayısındaki artışın diplomalı işsizliği ortadan kaldırmadığını savunan Arıkan, büyük adalet sarayları inşa edilmesinin de tek başına adaletin sağlandığı anlamına gelmediğini dile getirdi.
"Biz üniversite binalarının sayısını değil, diplomalı işsizler ordusunu da ev gençlerini de konuşacağız" diyen Arıkan, "Biz adalet sarayını değil, sarayın adaletini konuşacağız" ifadelerini kullandı.

ARIKAN: BAYRAK HEPİMİZİN, İKTİDAR SİZİN!
Konuşmasında iktidarın "Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet" söylemine de değinen Arıkan, bu değerlerin bütün vatandaşların ortak değerleri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin bayrağına, vatanına ve devletine ilişkin ortak hassasiyetlerin siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Bayrak hepimizin ama iktidar sizin" dedi.
İktidarın yönetim anlayışının toplumda ekonomik ve sosyal farklılıkları derinleştirdiğini savunan Arıkan, Türkiye'de iki farklı yaşam tablosunun ortaya çıktığını ileri sürdü.
Bir tarafta hisse senedi yatırımlarıyla ilgilenenlerin, diğer tarafta borçlarını ödemeye çalışanların bulunduğunu belirten Arıkan, fon soruşturmasına atıfta bulunarak "Bir tarafında fonzadeler, diğer tarafında fonzedeler var" ifadelerini kullandı.
Arıkan, herkesin eşit, adil ve onurlu bir yaşam sürdüğü bir Türkiye hedeflediklerini söyledi.
TÜRKİYE'NİN GIDA ENFLASYONU SIRALAMASINI DEĞERLENDİRDİ
Ekonomiye ilişkin açıklamalarını gıda fiyatları üzerinden sürdüren Arıkan, Türkiye'nin dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeler arasında beşinci sırada bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin daha önce dördüncü sırada olduğunu, Suriye'deki yüksek enflasyon nedeniyle beşinci sıraya gerilediğini söyleyen Arıkan, bunun vatandaşların mutfak harcamalarında bir rahatlama sağlamadığını ifade etti.
TÜİK'in yıllık gıda enflasyonunu yüzde 27,62 olarak açıkladığını belirten Arıkan, bazı temel gıda ürünlerinin son bir yıldaki fiyat değişimlerine ilişkin şu rakamları paylaştı:
Ürün Önceki fiyat Son fiyat Arıkan'ın belirttiği artış
1 paket makarna 13 TL 35 TL %170
5 kilogram un 100 TL 195 TL %95
1 litre süt 29 TL 65 TL %124
1 kilogram çay 155 TL 310 TL %100
1 kilogram zeytin 320 TL 500 TL %56
Arıkan, bu ürünlerden oluşan sepetin fiyatının son bir yılda yüzde 79 arttığını belirterek söz konusu oranın TÜİK'in açıkladığı yıllık gıda enflasyonunun yaklaşık üç katına karşılık geldiğini söyledi.
Emekli maaşlarına yapılacak zamların resmi enflasyon rakamlarına göre belirlendiğini hatırlatan Arıkan, vatandaşların marketlerde karşılaştıkları fiyat artışlarının dikkate alınması gerektiğini savundu.
"Emekli makarnayı, sütü, zeytini TÜİK'in rakamlarıyla mı alıyor? Emekli, maaşını TÜİK'in rakamlarına göre alıyor" dedi.
MAHMUT FARUK AKŞİT'E SAVUNMA SANAYİSİ TEŞEKKÜRÜ
Arıkan, konuşmasında TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit'in yabancı elektrikli araçlara ilişkin açıklamalarını da değerlendirdi.
Akşit'in, yabancı elektrikli araçların kamera, sensör ve veri toplama sistemleri nedeniyle savunma sanayisinin stratejik tesislerine alınmadığını açıkladığını hatırlatan Arıkan, bu yaklaşımı milli güvenlik açısından önemli bulduğunu söyledi.
Milli güvenliğin yalnızca ülke sınırlarını korumaktan ibaret olmadığını belirten Arıkan, teknolojik bağımsızlık, veri güvenliği ve dijital egemenliğin de aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu hassasiyeti nedeniyle Mahmut Faruk Akşit'e teşekkür eden Arıkan, savunma sanayisinde görev yapan mühendislerin, bilim insanlarının ve çalışanların emeklerini takdir ettiğini ifade etti.
Arıkan, "Milli güvenlik konusunda doğru yapılan her işin yanında duracak, hakkını da teslim edeceğiz. Bizim meselemiz kimin yaptığı değil, Türkiye'nin ne kazandığıdır" dedi.
AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI'NA TEŞEKKÜR
Saadet Partisi Genel Başkanı, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın toplumsal sorunlara ilişkin açıklamasına da konuşmasında yer verdi.
Vakfın yolsuzluk, kayırmacılık, denetimsizlik ve kul hakkı ihlallerine karşı ortaya koyduğu yaklaşımı değerli bulduğunu belirten Arıkan, bu açıklamadan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Toplumsal ahlakın ve adalet anlayışının siyasi görüşlerin üzerinde tutulması gerektiğini vurgulayan Arıkan, doğruyu söyleyen herkesin hakkının teslim edilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Arıkan, vakfın açıklamasını toplumun vicdanına seslenen bir çağrı olarak değerlendirdi.
"Bu ülkenin vicdanı, siyasi görüşlerden ve günlük hesaplardan çok daha büyüktür" diyen Arıkan, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'na teşekkür etti.
MEKKE ANLAŞMASI VE TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI
Dış politika başlığına geçerken dünyada yeni bir siyasi ve stratejik dönemin başladığını belirten Arıkan, son dönemde gündeme gelen Mekke Anlaşması'na dikkat çekti.
Anlaşmanın savunma amaçlı olduğu ve Yemen'e yönelik bir saldırı harekâtı düzenlenmeyeceği yönündeki açıklamaları hatırlatan Arıkan, sözlü güvencelerin tek başına yeterli olmayacağını savundu.
Devletlerin geleceğini ilgilendiren kararların açık hükümler, belirlenmiş sınırlar ve hukuki denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Arıkan, anlaşmanın arkasında ABD'nin bölgesel hesaplarının bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini belirterek Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmelerden ders çıkarılması çağrısında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye ve Türk askerine yönelik olduğunu belirttiği açıklamalarını da eleştiren Arıkan, hükümetin bu sözler karşısındaki tutumunu sorguladı.
Azerbaycan'da başörtüsü konusunda yaşandığını ileri sürdüğü sorunlara ilişkin açıklamalara gösterilen tepkilerle Trump'ın sözlerine verilen tepkileri karşılaştıran Arıkan, iktidarın dış politikada tutarlı davranması gerektiğini savundu.

KORE SAVAŞI ÜZERİNDEN UYARI: MİLLETİN EVLATLARI SAVAŞIN MALİYET KALEMİ DEĞİLDİR
14 Ekim tarihinin Kore Savaşı bakımından önemine değinen Arıkan, 14 Ekim 1950'de ilk Türk askerî birliklerinin Kore'ye ayak bastığını hatırlattı.
Türk askerlerinin savaşta gösterdiği cesaret ve fedakârlığın milletin hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Arıkan, askerlerin savaşa gönderilmesine ilişkin siyasi kararların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı John Foster Dulles'a atfedilen, Türk askerinin maliyetine ilişkin "23 sent" sözünü hatırlatan Arıkan, askerlerin hayatının hiçbir siyasi veya ekonomik hesapla değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Türkiye'nin yeni askerî ve diplomatik taahhütler üstlenirken bunların amacını, kapsamını ve sınırlarını açıkça ortaya koyması gerektiğini belirten Arıkan, Meclis'in ve milletin iradesinin esas alınmasını istedi.
"Anadolu'nun evlatlarını belirsiz hedeflerle, ucu açık taahhütlerle karşı karşıya bırakmayın" diyen Arıkan, Türk askerinin hayatının her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulması gerektiğini söyledi.
ARIKAN'DAN YEMEN İÇİN ÇAĞRI: ANKARA'DA DİYALOG MASASI KURULMALI
Yemen'deki iç savaş ve bölgesel gelişmelere de değinen Mahmut Arıkan, ülkede kalıcı istikrarın yalnızca savunma anlaşmalarıyla sağlanamayacağını ifade etti.
Yemen halkının yaşadığı sorunların çözümü için diplomatik girişimlerin ön plana çıkarılması gerektiğini belirten Arıkan, Türkiye'nin öncülüğünde Ankara'da bir "Yemen Diyalog Masası" kurulmasını önerdi.
Arıkan'ın önerisine göre bu masada Yemen'deki ilgili taraflar bir araya gelmeli, bölge ülkeleri sürece katkı sunmalı ve İslam dünyasından gözlemciler de görüşmelere katılmalı.
Türkiye'nin diplomatik birikimi ve bölgesel ilişkileri sayesinde Yemen'de arabuluculuk rolü üstlenebileceğini savunan Arıkan, çözümün askerî yöntemlerden çok diplomatik müzakerelerle aranması gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi'nin ve Millî Görüş Hareketi'nin barış çalışmalarına katkı sunmaya hazır olduğunu belirten Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin öncülüğünde, Ankara'da bir Yemen Diyalog Masası kurulmalıdır. Bu masa; Yemen'deki ilgili tarafların bir araya gelebildiği, bölge ülkelerinin katkı sunduğu, İslam dünyasından gözlemcilerin de sürece dâhil olduğu, kalıcı çözümün diplomatik yollarla arandığı bir zemin olmalıdır."
Arıkan, 56 yıllık Millî Görüş Hareketi olarak Yemen'de barışın sağlanmasına destek vermeye hazır olduklarını da sözlerine ekledi.
MAHMUT ARIKAN: TÜRKİYE CİDDİ BİR YÖNETİM KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA
Konuşmasının son bölümünde Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu değerlendiren Arıkan, ülkede birçok alanda ciddi sorunlar yaşandığını savundu.
Ekonomi, eğitim, medya, futbol, borsa ve yapı güvenliği gibi farklı alanlarda yaşanan gelişmeleri örnek gösteren Arıkan, "Türkiye çöküyor" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin köklü devlet geleneğine ve Cumhuriyet birikimine rağmen ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıya olduğunu ileri süren Arıkan, ülkenin mevcut durumunu taşıyıcı kolonları zayıflatılmış bir binaya benzetti.
Adalet, ahlak, millî ve manevi değerler ile üretimi bir ülkenin temel kolonları olarak nitelendiren Arıkan, iktidarın bu alanlarda yanlış politikalar uyguladığını savundu.
Adalet alanında güçlülerin korunduğunu, ahlak alanında liyakat yerine kayırmacılığın öne çıktığını, toplumsal birlikteliğin zayıfladığını ve üretimin yerini finansal kazanç arayışlarının aldığını ileri sürdü.
Arıkan, iktidarın bu sorunların üzerine bir de "itibar" adı altında kaçak kat çıktığını söyleyerek eleştirilerini sürdürdü.
"Temeli sarsılmış, kolonları kesilmiş, üzerine kaçak katlar çıkılmış bir bina ne kadar ayakta kalabilir?" diye soran Arıkan, "Biz kolonları kestiğiniz, kaçak kat çıktığınız için size muhalefet ediyoruz!" ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.




