Sahi siz kimin ilham kaynağısınız? Ya da siz kimden ilham alıyorsunuz? Geçenlerde bir mağazaya gittim. Görselliğe ve konfora önem verilen güzel parçalar vardı ki... Gözüm bir salıncağa takıldı. Tek kişilik hasır kaplı şekli de hoş sayılırdı. Durdum yanında parmağımla dokundum ne güzel sallanıyordu. Gene bende tükenmez hayallerimden biri peydah oluverdi. Yeşil çimenlerin ortasında idi bu salıncak. İçinde ben gözüm kapalı ahenkle sallanıyorum, gözümü hafif araladım oda ne en sevdiğim karşımda derin derin bana bakıyor, en mavisinden, en uçsuz bucağından “huzurum” diye içimden geçirdim. Yasladım kafamı salıncağıma gözüm kapalı hafif esen bir meltem okşuyor suratımı, gözlerimi gene araladım gökyüzü derin derin seninim diyor. “Nefesimsin” diye içimden geçirdim. Bir yerlerde kulağımda kalmış hoş bir müzikle gözlerimi tekrar kapatıyorum salıncakta hafif hafif sallanırken, şarkının müziği beni etkilemişti. “Derewe”...

Gözlerimi açtığımda mağazadaydım salıncağın karşısında... Bana bunu alır mısın diye bir cümle çıktı, mağazaya beraber geldiğimiz kişiye... Bu duygusal anı yaşamama sebep olan ilham kaynağım kişiye teşekkür ediyorum. Çünkü yanımdaki insan neye sahip olduğundan çok neyi büyüttüğüne odaklanan, hayalinin peşinden istikrarla ve azimle giden, zorla bir kalıba girer gibi rol model olmayan, hataları ve doğrularıyla yaşam enerjisi verendi. İlham verenler en görünmeyenden en derindeki “nedenden” başlarlar. “Ne” ve “nasıl”a odaklanmazlar. Ne yaptığınız dışsal bir faktörüdür. Önemli olan şey de göremediklerimizdir. İnsanlar “Ne” yaptığınızı, “Nasıl” yaptığınızı değil, “Neden” yaptığınızı merak ederler, ve bu cevapları severler de. Çünkü nedenler yaşamımıza anlam katarlar, ilham verirler. İnsanlara ne söylediğinizi, ne yaptığınızı değil ne hissettirdiğiniz önemlidir. İnsanlar ne söylediğinizi unutabilir, ne yaptığınızı hatırlamayabilir ama ne hissettirdiğinizi unutmazlar. Kalbimize dokunanlar bize ilham verenlerdir.

Kalplerinize dokunulması dileği ile...

Beni bu güzel havalar mahvetti,Böyle havada istifa ettim.Evkaftaki memuriyetimden.Tütüne böyle havada alıştım,Böyle havada aşık oldum;Eve ekmekle tuz götürmeyiBöyle havalarda unuttum;Şiir yazma hastalığımHep böyle havalarda nüksetti;Beni bu güzel havalar mahvetti... Orhan Veli Kanık