Kayserispor Akil Adamlar Heyeti üyesi, iş insanı Nuh Mehmet Saçmacı’nın, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nden Ramazan Akkoyun ile birlikte 36 üst geçit ihalesi aldığı yönündeki iddialara sosyal medyadan paylaştığı "Hz. İbrahim ve kurban" fıkrasıyla yanıt vermesi, kent kulislerinde popüler bir mizah malzemesi haline geldi.
Saçmacı, fıkra aracılığıyla hakkındaki iddiaların baştan aşağı yanlış olduğunu, "Neresini düzelteyim?" diyerek ima etti.Ancak Kayseri sokaklarında ve ticari kulislerde bu fıkraya karşı, meseleyi çok daha net özetleyen bir başka fıkra konuşuluyor.
"Bizim Memlekette Derenin Yatağı Değişmez"
Zamanın birinde, Kayseri’nin köylerinden birinde sürekli belediyenin su kanalı, yol ve köprü işlerini tek başına alan bir müteahhit varmış. Köylüler her mecliste, "Yahu bu köyde başka adam mı yok, her taşın altından bu çıkıyor, sanki başkanın gizli ortağı" diye söylenir dururmuş.
Bir gün köyün kahvesinde müteahhide sormuşlar: "Ağam, her ihaleyi sen alıyorsun, bu nasıl iş?"
Müteahhit gülmüş, "Yalan kahve ahali, yalan! Ben geçen ay o ihaleyi almadım, o iş köprü işi değil yol işiydi, ihale bedeli de dedikleri gibi 50 milyon değil 45 milyondu. Yani iddiaların neresini düzelteyim?" demiş.
O sırada arkadan köyün eski muhtarı sakalını sıvazlayıp lafa girmiş:
"Evladım, köprünün ha metresini düzeltmişsin ha bütçesini... Suyun hep aynı tarlaya aktığını, senin de her gün başkanın makamından çıkmadığını bu gözler gördükten sonra; biz fıkranın neresini düzeltelim? Dere değişiyor, taş değişiyor ama ihaleyi alan el hiç değişmiyor!"
Espri Çelişkiyi Gizlemeye Yetmiyor
Nuh Mehmet Saçmacı’nın paylaştığı fıkra, edebi açıdan zekice bir savunma gibi görünse de, kamuoyunun dilindeki asıl soruyu gölgelemeye yetmiyor. İddialardaki rakamlar, isimler veya üst geçitlerin sayısal detayları (tıpkı fıkradaki gibi) ufak tefek değişiklikler gösterebilir. Ancak Kayseri kamuoyunun asıl dikkat çektiği nokta, teknik detayların doğruluğu değil, ilişkiler ağının sürekliliğidir.
Eleştirilerin odağındaki isimlerin, belediye yönetimiyle adeta bir "ortaklık" konsepti içinde, sürekli ve düzenli olarak kamusal işlerin merkezinde yer alması, fıkrayla geçiştirilemeyecek kadar somut bir iddiadır. Kamuoyu, bizzat karar verici makamlarla kurulan bu ticari yakınlığın, ihalelerin şeffaflığına gölge düşürüp düşürmediğini merak etmektedir.
Sonuç olarak; Hz. Davut ile Hz. İbrahim’i karıştırmak bir cehalet göstergesi olabilir, ancak "belediyeden sürekli iş alma" gerçeğini yapısal detaylar üzerinden çarpıtmaya çalışmak da Kayseri halkının ticari zekasını hafife almaktır. Bilinen bir gerçek var ki; Kayseri’de hiçbir dere, yatağını ve akacağı tarlayı tesadüfen seçmez. Detaylar fıkra konusu olabilir ama ortadaki ticari süreklilik absürt bir fıkra değil, Kayseri'nin çıplak gerçeğidir.