Bugün köşemde Suat Taşer’in yazdığı Milli Eğitim Bakanlığı tavsiyeli Konuşma Eğitimi Kitabı’nda okuduğum bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim.
İnsanın düşünmeyi öğrenmeye başlaması, evrende ve evrim sürecinde yepyeni bir aşamaydı. Çünkü “Düşünme, insanı hayvandan ayıran belirgin öz nitelikti. Bu da ‘Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak beynin bağımsız ve kendine özgü eylemi; karşılaştırma, kavrama yetisi idi. Beynin bu eyleminin ürünü olan düşünce yaratıcıydı.’
Dil ve düşünce, insanı insan eden insanca özelliklerin başında geliyor. İnsan dünyaya açılan ilk ve tek canlıdır. İnsanın dünyaya açılmasını dili ve düşüncesi sağlamıştır. 20 milyon yıl önce yaşadığı sanılan maymunla aynı türden gelen çağdaş maymununun bilgisizliğine karşı çağdaş insanın üstün bilgisi, insangillerin ağızlarındaki dili gereği gibi kullanabilmelerinden doğmuştur. Dil insangillere kendisini öteki canlılara pek üstün kılan hızlı bir gelişme sağlamıştır.
İnsan dilini kullandığı günden itibaren yepyeni bir diyalektik gelişmeye başlamıştır. Bu diyalektik dil ve düşünce diyalektiğidir. İnsanın özgürlüğü diliyle gerçekleşmektedir. Düşüncenin dile bağlılığı kanıtlanmıştır. İlk düşünen, ilk konuşandı. Konuşmadan düşünce yetisi, uzun bir süre sonra gelişmiştir. Dil ve düşünce, birbirlerini karşılıklı etkileyerek genel diyalektiğin içinde, çok hızla gelişen özel bir diyalektiğe başlamıştır. İnsan sözcüklerle özetleyerek dünyanın fizik yükünden kurtulmuştur. Bilgi elde edebilmek için harcamak zorunda olduğu gücü ve zamanı kazanmıştır. Artık gitmesi, görmesi, dokunması, bulması, işitmesi, araması, koklaması, tatması gerekmez. Düşünmesi yeter. Dil ve düşünce diyalektiği geçmişle geleceği birleştirmiş, uzağı yakına getirmiştir. Hayvan geçmişini bilemez, insan bilir. Hayvan geleceğini tasarlayamaz, insan tasarlar. İnsan dillenmesi yüzünden, zamanı ve mekânı eline geçirmiştir. Başkalarının deneyleriyle eylemde bulunmaktadır.
Ralph Waldo Emerson’un dediği gibi ‘Eğitilmiş bir köpek başka bir köpeği eğitemez.’ Bu başarı, dil ve düşünce gücüyle elde edilen insanca bir başarıdır. Julien Offory’ un dediği gibi ‘Ağızdan sözcükler çıkmadan önce neydi insan? Öteki türlere göre daha az içgüdüsü olan kendi türünün hayvanı. Kendini Kral görmezdi. Maymun kendine neyse, o da kendine oydu.’”