Haber7 yazarı Yüksel Okşak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık repo ihalelerine yeniden başlama kararını değerlendirdi. Okşak, kararın resmi bir faiz indirimi olmadığını ancak bankaların fonlama maliyetini politika faizine yaklaştırabilecek fiilî bir gevşeme adımı olarak yorumlanabileceğini yazdı. TCMB’nin haftalık repo ihalelerine yeniden başlayacağını açıklaması, piyasalarda faiz politikası açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
TCMB’NİN REPO KARARI NE ANLAMA GELİYOR?
Okşak, TCMB’nin kararının doğrudan bir Para Politikası Kurulu faiz indirimi olmadığını vurguladı.
Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde bulunduğunu belirten Okşak, bankaların son dönemde daha yüksek maliyetli gecelik fonlama kanallarını kullandığını ifade etti.
Haftalık repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla birlikte bankaların Merkez Bankası’ndan politika faizi üzerinden kaynak sağlayabilmesinin mümkün hale gelebileceğini belirten Okşak, bunun piyasalardaki fonlama maliyetini aşağı çekebileceğini değerlendirdi.
TLREF VE PİYASA FAİZLERİ TAKİP EDİLECEK
Okşak’ın dikkat çektiği önemli göstergelerden biri de TLREF oldu.
TLREF’in Türk lirası gecelik referans faiz oranı olduğunu belirten Okşak, repo ihalelerinin yeterli büyüklükte yapılması halinde oranın yüzde 37-38 bandına yaklaşabileceğini ifade etti.
Ancak etkinin büyüklüğünün Merkez Bankası’nın piyasaya sağlayacağı likidite miktarına bağlı olacağını belirtti.
MEVDUAT VE KREDİ FAİZLERİNDE NASIL BİR ETKİ OLABİLİR?
Fonlama maliyetindeki olası düşüşün ilk etkisinin mevduat faizlerinde görülebileceğini değerlendiren Okşak, özellikle yüksek tutarlı TL mevduatlarda aşağı yönlü hareket yaşanabileceğini ifade etti.
Kredi faizlerinde ise aynı hızda bir düşüş beklemenin doğru olmayacağını belirten Okşak, bankaların kredi politikaları, risk değerlendirmeleri ve maliyet yapılarının belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı.
Kredi büyümesine yönelik düzenlemeler ve bankaların kârlılık dengeleri de kredi fiyatlamasında etkili olacak.
BORSA VE BANKA HİSSELERİ NASIL ETKİLENEBİLİR?
Okşak’a göre fonlama maliyetinin gerilemesi, bankacılık sektörü açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Mevduat maliyetlerinde düşüş yaşanması halinde bankaların faiz marjları üzerinde destekleyici bir etki oluşabileceğini belirten Okşak, ancak her bankanın aynı ölçüde fayda sağlamayacağını ifade etti.
Bankaların mevduat yapısı, kredi portföyü ve menkul kıymet pozisyonları sonuçlarda farklılık oluşturabilir.
SANAYİ ŞİRKETLERİ İÇİN FİNANSMAN MALİYETİ ÖNEMLİ
Faizlerdeki olası gevşeme beklentisinin yalnızca bankaları değil, finansmana ihtiyaç duyan sanayi şirketlerini de ilgilendirdiğini belirten Okşak, asıl etkinin finansman koşullarındaki iyileşmenin üretime yansımasıyla görüleceğini ifade etti.
Özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek şirketler açısından kredi maliyetlerindeki değişim yakından takip edilecek.
DÖVİZ VE ALTIN PİYASASINDA BEKLENTİ
Okşak, faiz tarafındaki gelişmelerin döviz ve altın piyasası üzerindeki olası etkilerine de değindi.
Fonlama maliyetindeki düşüşün tek başına kurda sert bir hareket oluşturmayacağını belirten Okşak, rezervler, enflasyon görünümü ve piyasa beklentilerinin belirleyici olacağını ifade etti.
Gram altında ise hem ons altın hem de dolar/TL hareketinin etkili olmaya devam edeceğini belirten Okşak, kurda yaşanabilecek yükselişlerin gram altın fiyatlarını destekleyebileceğine dikkat çekti.
ASIL BELİRLEYİCİ ETKİ ÜRETİMDE GÖRÜLECEK
Yüksel Okşak, TCMB’nin repo adımının 10 Eylül’de yapılması beklenen Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde piyasalar tarafından yakından izlendiğini belirtti.
Okşak’a göre bu adım, doğrudan faiz indirimi anlamına gelmese de piyasalardaki sıkılık seviyesinin azaltılması yönünde bir mesaj olarak değerlendirilebilir.
Piyasaların bundan sonraki süreçte TLREF, mevduat faizleri, tahvil piyasası, banka hisseleri ve döviz hareketlerini takip edeceğini belirten Okşak, asıl sınavın ise finansman koşullarındaki değişimin üretim, ihracat ve istihdama ne ölçüde yansıyacağı olacağını ifade etti.





