Genç bir yazar maneviyatla Sufi felsefesini birleştiren Hakan Mengüç…
Oturduğum yerden kafamı dönderip bir bakıyorum uzun uzun, şu zamana kadar arkamda bıraktıklarıma, yanıma aldıklarıma ya da yanımda sandıklarıma… Bazen bizim için çok değerli olduğunu sandığımız kişilerin zamanla bize zarar verdiğini fark edip, onları kırmadan ya da kırarak daha az zararla ayrılma kararını alabilmişiz. Hatalı insandı benim için diye adlandırdığımız lakin o hatalı insanlardan nasıl dersler çıkarttığımızın tecrübeleriydi yolumuzu aydınlatan belki de…
Oysa üzülmedik mi tarifsiz… Kırılmadık mı defalarca…
Duraklama yaşamadık mı, durdurarak hayatı çokkk…
Elbette kimse tesadüfen çıkmaz karşımıza! Tamam hemfikiriz.
Zorunlu olarak hayatımızda olanlar vardı kaçınılmaz mücadelemiz olan. Bir de bizim seçtiğimiz kişiler vardı hayatlarımıza dâhil ettiğimiz.
Kaçınılmaz mücadelemizdeki yaşayacağımız artılar eksiler hayatın bize sunduğudur. Peki ya hayatlarımızı kesiştiren birlikteliklerde bizim kendimize olan yansımamız değil midir aslında? Evrene yaydığın enerjinin geri dönüşümüdür karşına çıkan ama asla tesadüf olmayan kişiler.
Benim arkamdan konuşanlar, kuyumu kazanlar, aldatanlar, beni hor görenler ve bana bunları hissettiren kişiler elbette ki kaçınılmaz benim ruhdaşlarımdır. Çünkü ben ruhuma göre kendim bulmuşumdur onları.
Ya benim yanımda olanlar, düştüğümde elini uzatanlar, beni bıkmadan dinleyip “şurada şunu yapsan daha iyi olur” diyenler kendi gibi olup hep yanındayım deyiverenler… Eee bunlar da benim kalpdaşlarım o zaman!
Neymiş azizim; insanlar sende kendilerini, sen insanlarda kendini görürmüşsün. Hakikatli insan aradı gözlerimiz ve gönüllerimiz hep değil mi? Heyhat… Arama, aranma, çabalama hakikat sensin. Duygun, düşüncen, davranışın, yaşam şeklin seni var eden şeylerdir. Asla kendinden ödün verme.
Yanlışların doğruları götürdüğü gibi, doğrularında yanlışları götürdüğü aşikârdır efendim.
Tesadüf olmayan hayatını, hak ettiğin gibi, hak edenlerde yaşamaya bak. Ve hayatına eklediğin her insana;
“Sen bana hayatımın en büyük hediyesisin” demek varken…
“Sen bu hayatta başıma gelen en büyük cezasın”
Sakın deme…
Selametle…