Köşe yazarı...
Sana ait olan, gazetenin sağ köşesi veya sol köşesinde belli bir bölümde fikirlerini iletebilmek. Sabit kalabilmek orada elbette sana bağlı. Mütevazi, mülayim, ciddi köşe yazıları okurlar tarafından pek rağbet görmüyor gibi. Okur yeni bir bilgi almayı lüzumsuz görüyor. Çünkü okuyucunun fikri sabit. Heyecanlı okunan yazı tipleri “birinin” çıkıp güzelce karşı tarafı batırıp çıkarması isteniliyor. Meraklı gözlerle başlığa göre okunan ya da okunulmayan yazılar...!
Köşe yazarı...
Baş yazarlar, gazete, dergi ya da gündelik haberlerin konularına dair ana görüşleri paylaşan yazarlardır. Köşe yazarları ise tamamen kendi düşüncelerini yazarlar. Tabi ki sorumluluk ve ilkelerini göz ardı etmeden.
Bazen alaycı bir dilde, bazen eleştiri, bazen sohbet, bazen saf yalın duygularla yazdım sizlere. Açık, yalın bir dil kullandım. Benim bile okumakta zorlandığım yabancı kelimeleri kendim Türkçeleştirdim size kendimce aktardım. Kıvrak ve etkili bir dil kullanmam tamamen doğaçlama.
Köşe yazısı... “Fıkra”
Fıkra yazarı, istediği her konuyu derine inmeden, kanıtlamaya kalkışmadan, ilgi çekici ve canlı bir üslupla yazar.
Örnek aldım Namık Kemal, Ahmet Haşim, Ahmet Rasim, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay... Türk edebiyatının en önemli fıkra yazarlarını.
Teknik yönden zayıflığımı, güncellikten uzak sanata yakınlığımı, bağımsız oluşumu, tatlı eleştirilerimi, duygusallığımla harmanlayarak...
Satırlara döktüğüm belli bir konu yoktu belki bu hafta. Cinayetlerden, savaştan, zamlardan, sigara yasağından, kış geldiği için ne yapacağını kara kara düşünen babadan, özel sektörde nefes almadan çalışan işçiden, devlete sırtını dayamış işten çıkmak için saatinin yelkovanını takip eden memurdan, asker analarından, dolar, euro, altın çıkışlarına sevinen kişilerden... Hepinizden haberim var. Ama bugün kafama göre...
Saygı ve sevgilerimle...