Berna Özden’in “Kültürün taşınan hafızası” adını verdiği koleksiyonunda, geçmişi 70 ila 120 yıl arasında değişen yaklaşık 120 heybe bulunuyor.
Anadolu insanının duygularını, yaşamını ve kültürünü ilmek ilmek işlediği heybeler, farklı yörelerin izlerini günümüze taşıyor. Çanakkale’den Balıkesir’e, Manisa’dan Aydın’a, Konya’dan Kayseri Yahyalı’ya, Niğde Kaşıkçı’dan Çorum’a, Mersin’den Malatya ve Sivas’a kadar uzanan geniş bir coğrafyadan toplanan eserler, Anadolu’nun zengin dokuma mirasını yansıtıyor.
İlk Heybesi Koleksiyonun Başlangıcı Oldu
Erciyes Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu olan Berna Özden, heybe koleksiyonuna kayınpederi Lütfi Özden’in hediye ettiği Sivas’ın Zara bölgesine ait ilk heybe ile başladığını anlattı.
Yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen müzayedelerin yanı sıra yaptığı seyahatlerde de heybeler aldığını belirten Özden, koleksiyonunda 100’den fazla eserin bulunduğunu ifade etti.
Özden, koleksiyonunda farklı yörelere ait heybelerin yer aldığını belirterek, “Çanakkale’den Balıkesir’e, Konya’dan Kayseri’ye, Fethiye, Mersin Mut bölgesi, Elazığ gibi Anadolu’nun birçok yöresine ait heybelerim mevcut.” dedi.

Heybeler Geçmişin Kültürel Hafızasını Taşıyor
Anadolu kültüründe önemli bir yere sahip olan heybeler; çeyiz, binek ve günlük kullanım gibi farklı amaçlarla kullanılırken, üzerlerindeki motiflerle de dönemin yaşam biçimini anlatıyor.
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında “Kültürün taşınan hafızası” isimli sergi açan Özden, heybelerin yalnızca bir taşıma aracı olmadığını vurguladı.
Özden, “Heybeler sadece atın terkisinde ya da omuzda taşınan bir torba değildir. Heybeler en önemli kültürel mirasımızdır. Ona sahip çıkmak, korumak, gelecek kuşaklara aktarmak en büyük vazifemiz olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Heybelerin Bakımı Özel Yöntemlerle Yapılıyor
Yıllar öncesinden günümüze ulaşan heybelerin korunmasının dikkat gerektirdiğini belirten Berna Özden, koleksiyonundaki eserlerin bakımını düzenli olarak yaptığını söyledi.
Heybelerin havalandırılması, uygun koşullarda saklanması ve korunması için evinin bir bölümünü ayırdığını anlatan Özden, kekik tozu, lavanta çiçeği ve ceviz yaprağı gibi doğal yöntemlerden faydalandığını aktardı.

“Kadınlarımızın Duygularını Taşıyan Kültür Vesikaları”
Heybelerin Anadolu kadınlarının emeğini ve duygularını taşıdığını ifade eden Özden, bu eserlerin yalnızca dokuma ürünleri olmadığını belirtti.
Özden, “Heybeler kadınlarımızın ilmek ilmek işlediği, içine duygularını, hasretlerini, özlemlerini, dualarını kattığı canlı birer kültür vesikasıdır. Onları korumak ve yaşatmanın hepimizin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum.” dedi.
15 yıldır sürdürdüğü koleksiyon çalışmasıyla Anadolu’nun unutulmaya yüz tutan dokuma mirasını yaşatmaya çalışan Berna Özden, geçmişin izlerini taşıyan heybeleri geleceğe aktarmayı sürdürüyor.




