Danişmendli Hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafından yaptırılan Kayseri’nin simgeleri arasından yer alan Cami-i Kebir, ilk gün ki halini koruyarak binlerce Kayserilinin namaz kılmak için uğrak noktası olmaya devam ediyor.
Yapıldığı günden bu yana ayakta durmayı başarabilen tarihi caminin orijinalliği korunarak sık sık bakımları yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda tarihi Cami-i Kebir’de yapılan avize değişimi, vatandaşlar tarafından tepkilere neden oldu. Cami içerisinde bulunan eski avizelerin sökülerek yerini yeni aydınlatmaların almasına vatandaşlar tarafından, “Asırlık bir ruhun, mekânın tarihsel hafızasının ve estetik bütünlüğünün sökülüp bir köşeye atılmasının resmidir” yorumları yapıldı.
Zarif işçiliğiyle yıllara meydan okuyan avizenin kaldırılıp bir köşeye atılmasına tepki gösteren vatandaşlar, “Caminin içinde karşılaştığımız manzara, yürek burkan bir yabancılaşmanın en net karesini sunuyor. Ağır taş duvarların ve o uhrevi atmosferin doğal bir uzantısı olan; cam fanusları, katmanlı yapısı ve zarif metal işçiliğiyle yıllarca mekâna ruh katan tarihi avizeler yerinden edilmiş durumda. Şimdi, adeta akıbetini bekleyen birer ‘fazlalık’ gibi, kırmızı bariyerlerle çevrili bir alanda sessizce kaderlerine terk edilmişler” denildi.

‘FERAH VEYA IŞILTILI OLDUĞU KESİNLİKLE SÖYLENEMEZ’
Eski avizelerin yerine yapılan yeni aydınlatmaların mekana fazla bir aydınlatma sunmadığını belirten vatandaşlar, “Onların boşluğunu ise halka formunda, LED ışıklı ve üzeri yazı kuşaklı yeni aydınlatmalar dolduruyor. Üstelik bu değişim, sanıldığının aksine mekâna daha iyi bir aydınlatma da sunmuyor. Yeni sistemin eskisinden daha aydınlık, ferah veya ışıltılı olduğu kesinlikle söylenemez; hatta o tarihi cam fanusların ışığı kırarak mekâna yaydığı o eşsiz canlılık, o ruhani ışıltı artık yok. Yeni olan, eskisinin ne estetiğini yakalayabiliyor ne de ışığını verebiliyor” yorumları yapıldı.

‘MESELE UYUMDUR’
Cami-i Kebir’in estetik görüntüsünün bozulduğunu dile getiren vatandaşlar, “Hal böyleyken can yakıcı soru tam da burada başlıyor: Daha iyi aydınlatmayan, üstelik Kayseri Cami-i Kebir'in o vakur, ağır ve tarih kokan taş dokusuyla zerre örtüşmeyen bu "teknolojik" halkalar neden tercih edildi? Mesele sadece bir şeyleri yeni olanla değiştirmek mi? Oysa mesele sadece ışık kaynağı takmak değildir; mesele uyumdur, hafızadır, asırların ruhunu ve estetik sürekliliğini incitmemektir” dedi.

‘BU HAVAYI SOLUYAN İNSANLARIN HASSASİYETLERİ NEDEN YOK SAYILIYOR?’
Bu kararları kim adına alındı diye soran vatandaşlar, “Yüzyılların içinden süzülüp gelen böylesi bir kültürel mirasın detayları üzerinde oynarken bu denli fütursuz davranılması, ister istemez şu soruları doğuruyor: Bu kararlar kimin adına, hangi estetik, tarihi ve işlevsel ölçütlere göre alınıyor? Edinilen bilgilere göre, ‘yenileme’ adı altında yapılan bu müdahale, cami derneğinin inisiyatifiyle, oradaki ibadete yön veren cami görevlilerinin dahi görüşüne başvurulmadan, keyfi bir kararla hayata geçirilmiş. Bir şehrin ortak değeri olan, kültürel kimliğimizin merkezinde yer alan bir yapıda böylesine bir "ben yaptım oldu" anlayışı kabul edilebilir mi? Uzmanların, tarihçilerin ve bu havayı soluyan insanların hassasiyetleri neden yok sayılıyor?” denildi.

‘BAZI ŞEYLER YENİLENEMEZ, SADECE KORUNUR’
Daha da vahimi, bugün bir köşeye yığılan o avizelerin akıbeti belirsizliğini koruyor diyen vatandaşlar, “Bu eserler envantere alınıp korunacak mı, yoksa geri dönüşü olmayacak şekilde gözden mi çıkarıldı? O avizeler yalnızca birer eşya değil; bu şehrin geçmişinin, o kubbenin altında edilen duaların sessiz tanıklarıdır. Onları yerinden etmek, yalnızca fiziksel bir değişim değil; hafızayla kurulan bağın zayıflatılması, hatta koparılması anlamına gelir. Yetkililerin ve bu karara imza atanların kamuoyuna acil bir açıklama borcu vardır. Bu değişimin gerekçesi, karar süreci ve o tarihi avizelerin geleceği şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; köklü bir geçmişe sahip yapıların iç mekânlarında alınacak kararlar idari bir tasarruf değil, toplumsal ve tarihi bir sorumluluktur. Çünkü bazı şeyler yenilenemez. Sadece korunur” ifadelerini kullanıldı.




