Şöyle diyordu :
'' Bizde çok yakın ilişki kurulmaz. Sarılma yoktur, “seni çok özledim”, böyle filmlerde olduğu gibi, bilmiyoruz yani. Abinle sarılamazsın, ablanla sarılamazsın. Babamın son dönemlerinde o kırıldı. Yaptıklarımızın saçma olduğu ortaya çıktı. Babam öldükten sonra abilerime, ablama, anneme düşkünlüğüm çok arttı. Şimdi sarılıyorum, elini tutuyorum, beraber yürüyorum, çok tutkunlaştık birbirimize karşı. Bana babamın mirası bu oldu.''
Bu durumu çoğu zaman hepimiz yaşıyoruz. Düzen ile mutluluğu birbirine karıştırıyor, her şey yolunda deyip etrafımıza ve etrafımızdaki insanlara dikkat etmiyoruz. Farkındalığımız ancak acılarımızın zirveye ulaştığı zamanlarda ortaya çıkıyor . Sonra, şikayetçisi olduğumuz kötü olayların aslında bizi sevdiğimiz halde uzak durduğumuz, sevdiğimizi belli etmeye çekindiğimiz ,kaçtığımız kişilere daha çok yakınlaştırdığını görüyoruz. Ve bu da galiba acının sebep olduğu iyi bir şey . Fakat biz yine de canımız acımadan da yani o kırılma noktalarına gelmeden belli edelim sevdiğimizi, sıkıca sarılalım sevdiklerimize . Unutmayalım ; her şeyi çözen birazcık Farkındalık !