Doğada kendiliğinden yetişen mantarlar, masum görünüşlerine rağmen ciddi zehirlenmelere, organ yetmezliğine ve hayati tehlikeye yol açabiliyor. Araştırmalar, mantar zehirlenmesi nedeniyle acil servise başvuran hastalarda bulantı ve kusmanın en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını ortaya koyarken, özellikle belirtilerin ortaya çıkış süresinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
YAĞIŞLARLA BİRLİKTE MANTAR TEHLİKESİ ARTIYOR
Sonbahar ve ilkbahar aylarında yağışların ardından doğada kendiliğinden yetişen mantarlara ilgi artıyor. Kırsal alanlarda, ormanlık bölgelerde ve meralarda toplanan mantarlar sofralara taşınırken, zehirli türlerin de tüketilmesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Yenilebilir mantarlarla zehirli türlerin birbirine benzemesi ise tehlikeyi daha da büyütüyor. Uzmanlar, doğadan toplanan mantarların yalnızca görünüşüne bakılarak güvenli kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü bazı zehirli mantarlar yenilebilir türlerle neredeyse aynı görünüme sahip olabiliyor. Bu nedenle mantarın rengine, kokusuna veya biçimine bakarak zehirli olup olmadığını anlamak mümkün olmuyor.
ACİL SERVİSE BAŞVURULARDA KADINLAR ÖNE ÇIKTI
Gümüşhane'de bir üniversite hastanesinin acil servisine mantar zehirlenmesi şüphesiyle başvuran hastalar üzerinde yapılan bir araştırmada, bir yıllık dönemde 40 hasta değerlendirildi. Hastaların 25'inin kadın, 15'inin erkek olduğu belirlendi. Bu sonuçlara göre başvuruların yüzde 62,5'ini kadınlar oluşturdu. Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 44,83 olarak hesaplandı. En genç hastanın 18, en yaşlı hastanın ise 82 yaşında olduğu kaydedildi. Bulgular, mantar zehirlenmesinin yalnızca belirli bir yaş grubunu ilgilendiren bir sorun olmadığını, yetişkinlerden ileri yaştaki kişilere kadar geniş bir kesimi etkileyebildiğini gösterdi.

EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİ BULANTI VE KUSMA
Mantar tüketiminin ardından ortaya çıkan şikâyetler, tüketilen mantarın türüne ve içerdiği toksine göre değişebiliyor. Araştırmada acil servise başvuran hastalarda en sık karşılaşılan yakınmaların bulantı ve kusma olduğu belirlendi. Karın ağrısı, ishal ve mide-bağırsak sistemini ilgilendiren diğer şikâyetler de mantar zehirlenmelerinde görülebiliyor. Ancak belirtilerin yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalacağı düşünülmemeli. Bazı zehirli mantarlar karaciğer, böbrek ve sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden olabiliyor.
MANTARIN ZEHİRLİ OLUP OLMADIĞI EVDE ANLAŞILAMIYOR
Halk arasında mantarın zehirli olup olmadığını anlamak için kullanılan bazı yöntemler bulunuyor. Mantarın renginin değişmesi, kötü kokması, böcekler veya hayvanlar tarafından yenmiş olması ya da gümüş kaşıkla temasında renk değiştirmesi gibi inanışlar güvenilir kabul edilmiyor. Bir mantarın hayvanlar tarafından tüketilmiş olması, insanlar için güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Benzer şekilde mantarın pişirilmesi, kaynatılması veya kurutulması da içerdiği zehirli maddelerin tamamını etkisiz hale getirmeyebiliyor.
ZEHİRLENME ŞÜPHESİNDE VAKİT KAYBEDİLMEMELİ
Doğadan toplanan mantarların tüketilmesinin ardından bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, baş dönmesi veya farklı bir sağlık sorunu ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden acil sağlık hizmetlerine başvurulmalı. Belirtilerin başlaması beklenmemeli; mantar tüketildiği biliniyorsa bu bilgi sağlık ekipleriyle paylaşılmalı.
Mümkünse tüketilen mantardan kalan örneklerin veya mantarın fotoğrafının sağlık ekiplerine gösterilmesi, değerlendirme sürecine yardımcı olabilir. Ancak örnek toplamak ya da fotoğraf çekmek için sağlık kuruluşuna başvuru geciktirilmemeli.





