Önce çocukları korkutan sistemi dönüştürmeli sonra da onlara korkmamalarını öğretmeliyiz. Öğretmenin de en iyi yöntemi çocukla bu konuları konuşmak değil; onunla kurduğumuz ilişki ve iletişimle ona değerli olduğunu hissettirmek, senin bedenin sana ait mesajını vermek, sınırlarına saygı duymak, istemiyorum dediğinde zorlamamak, seçim yapmasına olanak veren alternatifler sunmak, dayatmamak, cezalandırmamak, korkutmamaktır. Çocuklara her şeyden önce rahatsızlık duydukları durumları bizimle konuşabileceklerini öğretmeliyiz. Kendimizi de çocuğumuz bizimle böyle bir durumu paylaştığında onu nasıl destekleyebileceğimize dair eğitmeliyiz. Fakat unutmayalım ki cinsel istismarda yükümlülük asla ve ASLA çocuğa ait değildir. İstismar yetişkinin sorumlu olduğu bir şiddet biçimidir ve bildirimi yapılmalıdır. Hukuk sistemi ne kadar sorunlu olursa olsun; hak talebinde bulunmak, çocukların üstün yararını gözetmek ve sorumluluk almaktan vazgeçmemeliyiz. Çocukları da bu süreçle ilgili gelişim dönemlerine uygun şekilde bilgilendirmeliyiz.
Unutmayın!
Cinsel istismarın en güçlü göstergelerinden biri çocuğun ifadesidir. Böyle bir tacize uğradığını çok hafif bir dille ima eden bir çocuk anne babası tarafından yanlış anlamak ya da yalan söylemekle suçlanabilir. Bu durum kimsenin kendisine inanmayacağı düşüncesiyle çocuğun tacizi gizli tutmasına neden olur. Çocuk cinsel istismara uğradığını söylüyorsa bunu ciddiye alın. Yoksa “O asla böyle bir şey yapmaz”, “Aman canım böyle şey olur mu?” şeklindeki yaklaşımlar çocuğun tacizine göz yummamız anlamına gelir. Bu da psikolojik açıdan geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açar. Çocuğun iyiliği ve onu korumak için kuşkularınızı bir kenara bırakın.
Geleceğimiz olan çocuklarımızı korumak kollamak ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine yardımcı olmak en birinci görevimiz olmalıdır. Bu bilinç içerisinde sağlıklı bireyler yetiştirmek ümidiyle diyorum…
Sevgi ve saygılarımla…onu korumak için kuşkularınızı bir kenara bırakın.
Unutmayın!