Evett yeter mi dersiniz yoksa devam mı? Yoksa yoksa… Demeyin sakın bir şey, mikseri fişe taktım çünkü. Toplumda sağımızda, solumuzda, önümüzde, arkamızda üçer beşer var olan kişilerden bahsediyorum bu hafta. Kim mi bunlar? Kim ha? Tabi ki okumuş cahiller…

Derdim ne cahil kalmışları yermek, ne de okumuşları. İnsan olabilme çabasında olan herkese saygım da sevgim de sonsuz elbet. Ama pürüzler var; asabiyetimi bozan, dengelerimi sarsan, sinirlerimi zıplatan. Sakin biraz sakin ol diyorum kendime… İki seçeneğimiz var Azizim; ya okumadan, öğrenmeden, düşünmeden mutlu cahiller olacağız ya da okuyan, öğrenen, düşünen bilgili mutsuzlar. Ya da her iki tarafta da oynayacağız. Bu da en sık yapılan bir strateji zannımca. Toplumumuzda genellikle cahil sözcüğü “bilgisiz, eğitimsiz, okuma yazması olmayan” kişileri tanımlamak için kullanılsa da en büyük yanılgımız ve algımız bu sanırım. Çünkü cahil bilgisiz ve eğitimsiz değildir. Bilakis okuma yazması olup bildikleri ve inandıklarını gerçek doğrular karşısında inatla ve kinle savunanlardır…

……. Bey

……. Hanım

……. Komşum

……. Arkadaşım

……. Dostum

Mutlaka kişiler belirlendi şuan beyninizde değil mi? Süpersiniz…

Cahil=bilmeyendir

Okumuş cahil=tabi ki her şeyi bilendir.

Cahil=menfaati kendine asla denk getiremeyendir.

Okumuş cahil=menfaat onların hayat felsefesidir.

Cahil=sabır ve sükût edendir.

Okumuş cahil=şiddetle haykırarak kendini savunandır.

Cahil=kendinden çok herkesi sevendir.

Okumuş cahil=dünyayı yalnız kendileri için yaratılmış zannedendir.

Cahil=mütevazidir.

Okumuş cahil=çok konuşan hiç düşünemeyendir.

“Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma; anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma; sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez; çok konuşmakla çok şey bildiğin anlamına da gelmez. Herkesi kendinle eşit gör; her kim olursa olsun bir insanı küçük görmek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır. Cesaret; akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir”.

Saygı ve sevgilerimle…