***
Kürtçe bana göre acının ortak dili gibi. Şimdi size nasıl ortak dil olduğunu anlatacağım.
Doğuda kavga etmeyi öğrenerek büyüyen çocuğa ötekileştirildiği düşüncesi sinsice aşılanıyor. Mecburmuş gibi kavga etmeyi öğrenir Kürt çocuğu önce… Yürümekten, konuşmaktan önce kavga etmeyi öğrenir… Savunma mekanizması muazzam çalışır. Çünkü zararsız olduğunu anlatmaya çalışması zor olacak. Büyüdüğünde artık bir şeyler yapması gerektiği, bu düzenin böyle devam edemeyeceği aşılanır.
***
Artık zemin hazırdır çalışmalara haince başlar, bu zayıf çocuğu görenler…
Hemen Kürt halkı için mücadele edebileceği, sonrasında kahraman olacağı söyleniyor. İnsanlar için en önemli şeylerden ikisi liderlik ve övgüdür. Silahlarını güzel seçen hainler, bunu altın tepside sunuyor zayıf çocuğa…
Onun artık yapacağı bir şey yoktur. Annesi, babası, kardeşleri, tüm Kürt halkı için mücadele etmeye karar verir. Ona masumca gösterilen bu mücadelenin arkasında kirli oyunlar, tezgahlar onu bekler. O halbuki sadece Kürt halkını savunacaktı. (!)
Bu şekilde kandırılıp dağa çıkartılan onlarca masum çocuk var aslında.
***
Sonra yine aynı duyguların aşılandığı, kavga etmeyi yine her şeyden önce öğrenen Kürt çocuğu ezile ezile büyür. Askerlik zamanı gelir… O da her Türk vatandaşı gibi askere gider. Vatanı için alır silahı eline. Kahramanca savaşır.
***
İşte ilginç olan şudur ki… İki Kürt silahlarını birbirine doğrultuyor. Burada ayrım başlar… Biri vatanı için doğrulttuğu silahı ateşler diğeri ne uğruna olduğunu bile bilmeden…
***
Acının ortak dili Kürtçe… Cenazeleri evlerine gelir. Biri şehit olmuştur. Annesinin ciğeri yanar Kürtçe ağıtını yakar. Kürtçe bilen bilmeyen herkesi ağlatır.
Teröristin cenazesi evine gider. Annesi yakar Kürtçe ağıtını yavrumu kandırıp dağa çıkardılar diye.
***
İşte burada şapkayı çıkarıp düşünmek gerek. Şimdi bunlar Kürt halkının haklarını mı savunuyordu? Amaçlarının ne kadar farklı olduğu ortadadır.
Masum düşünceler uğruna dağa çıktığını zanneden o kadar Kürt çocuk var ki… Bunları bilerek ve isteyerek ezildiklerini düşünmeye itiyorlar. Bazı duyguları yoğun yaşaması için, ardından zayıflayınca tam onlara layık oluyor. Artık kavgayı kendi kendimize ettiğimizin farkına varmalıyız. Hepimiz aslında bu Dünyanın mensuplarıyız. Bakın Türkiye demiyorum Dünya diyorum. Evrensel bakmak gerekir. Bu dünya hepimiz için. Bu cümleyi daha öncede yazmıştım çok hoşuma giden bir sözdür. Dünya hepimize yetecek kadar büyük neden kavga ediyoruz ki.