‘’ Bavul ‘’ adındaki ‘’ Edebiyat, kültür ve sanat’’ dergisinde yayınlanan ve Aslı Tohumcu’nun yazdığı ‘’ Ben de’’ başlıklı skandal yazıyı duymayan kalmadı sanırım. Aralık ayındaki #Bende başlığıyla yayınlanan yazı, bolca pedofili, hem sözlü hem de fiziksel taciz ve cinsel istismar barındırıyordu. Amacı pedofili, taciz ve cinsel istismarı, istismarcı ve tacizci erkeklerin gözüyle anlatmakmış (!)

Yahu yazıda mağdur olan kadınların, çocukların hissettikleriyle alakalı tek bir cümle yok. O kadar cinsiyetçi, pornografik ve tacizi özendirici bir şekilde kaleme alınmış ki, ortalama vicdanı olan bir insan bile yazıyı sonuna kadar okuyamıyor.

‘’Eser İlk Önce Yazanı Bağlar’’mış !

Yazı sosyal medyada iyice yayılıp tepki çekince, Bavul Dergisi şöyle kısa açıklama yaptı. (Tabi buna ne kadar açıklama denir, bilemiyorum.)

‘’ Eserin sahibine eleştirilerinizi yöneltmeyi de bir ara düşünebilirsiniz. Eser ilk önce yazanı bağlar. ‘’

Yani şu cümleden, ‘’Dergide, yazarların ne yazdığı çok ta önemli değil aslında.’’ gibi bir anlam çıkabiliyor kolaylıkla. Fakat şükür ki Basın Kanunu onlarla aynı fikirde değil:

‘’ Cezai sorumluluk

MADDE 11. - Basılmış eserler yoluyla işlenen suç yayım anında oluşur. Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur. Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur. Ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir. ‘’

Esas Amaç ‘’Farkındalık Yaratmak’’mış

Peki bir yazar, toplumun kanayan yarası olan ‘’ pedofili, cinsel istismar ve taciz’’ i neden bu şekilde kalem alır? ‘’ Yazının sahibi, amacının ‘’Farkındalık Yaratmak’’ olduğunu söylüyor. Hatta yazı, Hollywood’da birçok kadının, yapımcı Harvey Weinstein tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığını açıklamasının ardından Twitter’da başlatılan #MeToo (ben de) kampanyasına yaptığı bir göndermeymiş.

Yazar, neye gönderme yaparsa yapsın, bir kız ÇOCUĞUNUN otobüste, bir kadının sokak ortasında, bir başka kadının iş yerinde, bir diğerinin iş yemeğinde tacize ve cinsel istismara uğrama hikâyesini tacizci ve istismarcı erkek gözünden bu kadar ayrıntıyla ve adeta ballandırarak anlatılması çok çirkin, çok sinir bozucu. EDEBİYAT’ın da bu çirkinliğe alet edilmesi, en az yazılanlar kadar berbat. Biraz iyimser olup, acaba yeraltı edebiyatı mı yapmaya çalışmışlar, diye düşüyorum ama hayır düpedüz bel altı olmuş bu. Hatta bir bavul dolusu rezillik.

Umarım kınamakla kalınmaz, gereği de yapılır.